Ana Sayfa Köşe Yazısı Vara Yoğa Var…-Selim Dündar

Vara Yoğa Var…-Selim Dündar

VARA YOĞA VAR…

Selim DÜNDAR

 

Yazın Dünya kupasında hakemler için görüntülü yardımcı uygulama sistemi olan VAR sisteminin uygulanması sonrasında, pek çok ülkede VAR sistemi uygulanmaya başladı. Ülkemizde de VAR sistemi ilk beş haftada uygulandı ancak anlaşılan o ki VAR’ın Ülkemizde uygulanması hayli sancılı oluyor, olacak. Gerçi diğer ülkelerde de yoğun tartışmalar yaşanmıyor değil, Almanya’da bir maçta ilk yarı bitip soyunma odasına giden futbolcular sonradan verilen penaltı kararı ile soyunma odasından çağrılmışlardı.

Samet Aybaba, ligin ilk haftasında  Fenerbahçe ile oynadıkları maç sonrası VAR sistemi ile ilgili “Herkese Var da, Bize Yok mu?” şeklinde bir yorum yapmış ve sistemin uygulamasının da adil olması gereğine vurgu yapmıştı. Ancak ligin ilk beş haftası gösterdi ki, VAR sistemine başvurulmasında hakemler belirli bir standartı tutturamadı. Bu beş haftalık Türk uygulaması bana hakem hatalarını sıfıra indirmeye çabalayan bir anlayışın benimsediğini gösteriyor. Oysa VAR sisteminin özünde iki temel ilke var. Birincisi sistemin özü, “Oyuna Minumum Müdahale ile En Yüksek Fayda”, İkincisi de VAR sistemine sayılan sınırlı üç-dört hal için dahi başvurulması için temel bir şart gerekiyor: Hakemin “açık ve net bir hata yapmış olması (clear and obvious error)” gerekiyor. Ben bu hususları lig başlamadan evvel yazdığım yazıda belirtmiştim. Ancak hakemlerin uygulamasına bakınca, “açık ve net bir hata” olmasa dahi, sanki maçtan sonra spor programı analizi yaparcasına VAR sistemine başvurulduğunu görüyoruz. Kimileri hataları engelleme adına bunu olumlu bulabilir ancak bu tür kuralsız ve sık olarak VAR’a başvurulması da, hakikaten oyunun ruhunu öldürüyor. Bu hafta Sivasspor-Erzurumspor maçında Robinho güzel bir gol attı. Taraftar, futbolcu sevindi, beş dakika sonra gol VAR sistemi ile iptal edildi. Aynı şekilde Rizespor-Bursaspor maçında Bursaspor’un son anda kadrosuna dahil ettiği Senegalli Diafra Sakho harika bir gol attı ancak yine VAR devreye girdi ve gol iptal edildi. Hem Sivas, hem Bursa’nın gollerinde iptal gerekçesi ofsayt. Ancak öyle bir ofsayt ki, milimlik veya kimilerine göre de, ofsayt bile değil. Bu kadar tartışmalı pozisyonlarda bana göre eğer açık bir hata yok ise ‘golden yana tavır almak’ doğru olacaktır. Bir de olayın şu yönü var. VAR sistemi başladıktan sonra orta ve yardımcı hakemlerin oyuna bakışları da değişti. Örneğin yardımcı hakem, ofsayt kaldıracağı bir pozisyonda ofsayt bayrağını kaldırmıyor ki, oyun kesilmesin ve oyunun sonu görünsün, sonra gerekirse VAR devreye girer. Aynı şekilde orta hakemde kararlarında VAR olduğunu bilerek davranıyor. Ancak benim düşünceme göre, VAR açık, aşikar hataları bertaraf etmek için getirilmiştir. Milimlik pozisyonları ‘ileri-geri sararak tartışarak çözmek için değil”.

BAYRAM BEKTAŞ v. ERTUĞRUL SAĞLAM

Kayserispor, bir hafta önce Fenerbahçe’yi harika bir oyun ile mağlup etmeyi başarmıştı ancak Kayserispor’un bir takım sorunları henüz giderilmemişti. Öncelikle takım çok yan pas yapıyordu, oyunun etkili alanında değil, etkisiz alanda topla oynuyorlardı. Ayrıca oyun temposu yoktu. Nitekim bu hafta, Göztepe Bayram Bektaş ile iyi bir saha içi dağılım ile oyuna çok süratli başladı. Yasin, Halil, Jerome gibi hareketli forvetlerini iyi kullanıp ilk 20 dakikada Kayserispor’u kendi sahasına hapsedip, 2-0’ı buldular. Kayserispor’da bazı oyuncu tercihleri de eleştirilebilir. Kucher’in durup dururken kaybedilmeye çalışılması ve dışlanmış olması, Artem Kravets’ten hiç faydalanılmaması, Asamoah Gyan’a tahammül edilip, Boldrin’in gönderilmesi, Gyan’ı takımda tutup Boldrin’i göndermek bir teknik direktör basiretsizliğidir. Kimse bana bir forvet, biri orta saha demesin. Boldrin, koşan mücadele eden, nereye koyarsan koy oynayan bir oyuncu. Gyan ise geldiği günden beri yok. Bursaspor’un transfer ederken, son anda transfer hatasından dönüp vazgeçmesi ardından Kayserispor’un büyük bir yönetim başarısıymış gibi Gyan’ı almasını zafer ilan etmesi, gerçekten tirajikomik bir hadise ve bize özgü. Ligdeki forveti en kötü ve yetersiz iki takım Galatasaray ve Kayserispor. Umut Bulut’un ekstra çabası olmasa, tümden forvetsiz kalacağız. Göztepe maçında Deniz Türüç’ün oyundan alınması da hata. Deniz oyunun sonlarına doğru daha çok açılan ve çabalayan bir oyuncu üstelik her an skoru değiştirecek meziyete sahip. Bayram Bektaş, kimsenin yüzüne bakmadığı oysa 2014 yılında Kasımpaşa’da hayli başarılı bir futbol sergileyen 1993 doğumlu Alpaslan Öztürk’ü Elazığspor’dan aldı. Bana göre özel hayatındaki düzensizlik bir yana Alpaslan Öztürk yetenek ve kalite olarak büyük takımlarda oynayabilecek bir ön libero. Yavaş yavaş daha iyi olacak. Aynı şekilde Alanya’dan aldıkları sağ bek Gassama gerçekten çok iyi bir oyuncu. Halil Akbunar, geçen sezon Tamer Tuna’nın çok da fazla şans vermediği ancak bu sene ilk onbirde doğrudan oynayan ikinci ligden beri Göztepe’de olan bir oyuncu. Adı büyük takımlarla anılır oldu. Sokol Cikalleshi, Cameron Jerome ve Deniz Kadah gibi üç tane önemli forvete sahipler. Kadro derinliği ve kalitesi olarak Kayserispor’dan çok daha iyi durumdalar.  Kayserispor için ise umarım korktuğumuz gibi olmaz ama sorunlar artarak devam edebilir. Çünkü kadro derinliğimiz maalesef yeterli değil. Ayrıca herşeyi mükemmel yapıyor havası vermek de doğru değil. Bu takımın stoper ve golcü eksiği henüz çözülememiş ayrıca transferde Asomah Gyan hatası maalesef kolay unutulacak cinsten bir hata değil.

Son yıllarda ülke olarak en büyük hastalığımız “ince ve vazgeçilemeyen kibir”. Hemen her alanda var bu devasa kibir…FETÖ mensuplarında vardı, helak oldular, halen de belli bir düzeyde var. Çünkü bunlarla da yeteri kadar mücadele edilmediğini herkes görüyor artık. Sonra bu hastalık bazı iktidar mensuplarına geçti.  Şimdi ise haddinden fazla şekilde sporda var. Spor alanında yorum yapanlara bakıyorsun, inanılmaz, herşeyi biliyorlar. Ntspor’da parlayan, şu anda Beinsports yorumculuğu yapan Önder Özen’e bakıyorsunuz, aman Allahım, herşeyi bilen adam. O zaman neden gittiğin hiçbir takımda başarılı olamıyorsun diye soran yok. Rıdvan Dilmen desen ‘her alanda otoriteymiş’ havalarında. Objektif yorum yapamayan hep yapıyormuş gibi yapan, kendinden başkasının kendisi kadar zeki ve cin olamayacağını sanan bir görüntüsü var. Ayrıca onun da teknik adamlıkta Vanspor harici bir başarısı yok. Bu tarz tavırlar yakışmıyor, hoş gelmiyor. İş başındakiler icraatları ile konuşmalı, ikincisi de bilmek ve bilgi insanı daha mütevazi yapar. Genel olarak Türkiye’deki en büyük sorunu göstermesi açısından geçenlerde ünlü psikolog Kemal Sayar çok güzel bir söz söyledi:

“Bir mevki veya makama, kayrılarak gelen kişinin kibrinden yanına varılmaz, sanki ufak dağları o yaratmıştır. Gayret ve emeği ile bir mevki veya makama gelen kişi ise çoğu zaman mütevazıdır. Boş adam çabuk şişer.”

 

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here