TÜRK FUTBOLUNDA TEHLİKE ÇANLARI…

Dr. Selim DÜNDAR

Uluslararası Spor Araştırmaları Merkezi  (CIES), İsviçre’nin Neuchatel  kentinde futbol istatistikleri üzerine yoğunlaşan bir bağımsız araştırma kuruluşu olarak 2005 yılında kurulmuştur.  Kuruluş, Fransızca adı olan  “Centre International d’Étude du Sport” kısaltması olarak ‘CIES’ diye bilinmektedir. Bu kuruluşun yayınladığı raporlar, Avrupa liglerinin rakamsal durumunu ortaya koyması açısından önem taşımaktadır. Kuruluş’un 04.11.2019 tarihli Rapor’unda çeşitli kriterlere göre Avrupa’nın 31 ligi karşılaştırılmaktadır. Örneğin en çok oyuncunun forma giydiği ligler sıralamasında Türkiye Süper Ligi, 18 takımda forma giyen toplam 458 oyuncu ile İngiltere Premier Liginden sonra takım başına en çok oyuncunun bulunduğu ligdir. Liglerde forma giyen oyuncuların yaş ortalaması genel olarak 25-26 düzeyinde iken, Türkiye Süper Ligi’nde yaş ortalaması 28 olarak çıkmıştır. Türkiye bu ortalama ile Avrupa’nın yaş ortalaması en fazla olan ligi konumundadır. Sırbistan Süper Ligi’nde yaş ortalaması 24.3’tür ve ligde forma giyen toplam 296 oyuncunun 81 tanesi, takımların alt yapılarından yetişmiş oyunculardan oluşmaktadır. Türkiye’de takımların alt yapıdan oyuncu bulurdurma oranları ise ancak % 8,7’dir ve bu oranda da Türkiye, Avrupa ligleri içinde alt yapıdan en az oyuncu bulunduran lig konumundadır. Bir diğer tablo, son yıllarda en çok tartışılan yabancı oyuncu tartışmasına ışık tutacak niteliktedir. Türkiye liginde forma giyen toplam 458 oyuncunun % 62.4’ü yabancıdır. Oysa İngiltere Premier liginde bu oran yalnızca % 23, Sırbistan’da ise % 14 düzeyindedir. Şu anda A Milli Takımımız iyi bir hava yakaladı ancak bu rakamlar da bir kez daha açık şekilde göstermektedir ki, Milli Takımlar düzeyinde yerli oyuncu yetiştirmede sorunlarımız var. Bu kadar kalitesiz yabancı oyuncunun olduğu bir ligde, yerli ve genç oyuncu nasıl şans bulacak ve kendini yetiştirecek? Üstelik yurt dışında oynayan oyuncu sayımız da halen diğer liglere göre düşük durumda.

Bir başka araştırma takımların sezon başı kadrolarını korumadaki istikrar durumlarını ortaya koyuyor. Yani yıl içinde yapılan transfer hareketliliği ile takımların ne ölçüde istikrarlı yapıya sahip oldukları ortaya çıkıyor. Türkiye; Romanya ve Kıbrıs Rum Kesimi’ne ait ligden sonra sezon içinde en çok transfer yapılan lig konumunda. Oran % 54, 1. Oysa bu oran  İngiltere’de ancak % 27, Almanya’da % 30.8 ve Fransa’da % 37.

Bu Rapor için bkz. CIES, https://football-observatory.com/IMG/sites/mr/mr49/en/

Çeşitli defalar bu sitede yazdığım yazılarda son yıllarda artan kiralık oyuncular ile artan futbolcu transfer ücretlerinin  futbol içinde yapısal sorunlara yol açacağından bahsetmiştim. 2009 yılında Avrupa liglerinde kiralık oyuncuların bulunma oranı % 9 düzeyindeyken, bu oran 10 yıl içinde 2019 yılında % 11,5 düzeyine yükselmiştir.  Türkiye’de de son yıllarda kulüpler, günü kurtarmak ya da daha doğru ifade ile geleceklerini bitirmek adına yabancı oyuncuları kiralama yoluna gidiyor. Bu model, kulüpler için sonu hızlandırıcı bir modeldir. Kayserispor’un son yıllarda yaşadığı ekonomik krizlerin ana sebebini burada tekrar zikretmeye gerek yok. Bunu herkes biliyor.  Yüksek bedele satılan onca oyuncuya rağmen, kulübün bu halde olması en hafif ifade ile yöneticilerin beceriksizliği yüzündendir. Benzer sıkıntıları büyük kulüpler de yaşıyor. Beşiktaş’ta Fikret Orman’ın apar topar yönetimden uzaklaşması da benzer bir basiretsizlik örneğidir.

Futbol nasıl kurtulur?

Bazı şeyler bugün ortaya çıkan yeni gelişmeler değil. Neler mesela, adam kayırmacılığı denilen nepotism uygulamaları sadece 2002 yılından sonra ortaya çıkmış şeyler değil. Futbola siyasetin bulaşması da sadece 2002 yılından sonra ortaya çıkan şeyler değil. Ancak iki şey değişti. Birincisi yoğunluk. İkincisi de günümüz iletişim çağı. Sen Tahkim Kurulu’na seninle arası iyi diye iki kişiyi atıyorsun. Bu durum anında ertesi gün, kahvehanede konuşulabilir hale gelebiliyor. Yahut sen sana yakın diye bir teknik direktörü, bir kulübe yolluyorsun. Bu durum anında yayılabiliyor. Ya da sen VAR uygulamasında adil ve kurallara uygun olmayan bir yaklaşım içine girdiğinde, bu durum hemen anlaşılıyor. Bu hafta Trabzonspor’un verilmeyen penaltısında VAR’a başvurulmaması nasıl açıklanabilir? Açık ve aşikar hata ise, işte bu tam da öyle. Bunda VAR’a gitmeyeceksen hangisinde gideceksin? Merkez Hakem Kurulu Başkanı, bilmem kim ile çok yakın ve iş ilişkisi içinde deniyor. TFF Başkanı’nın kimliğini hepimiz biliyoruz. Bu hafta Kayserispor, Fenerbahçe’yi en azından çok iyi mücadele ederek 1-0 yenmeyi başardı. Kıyamet koparılıyor. Herkes kendi lehine ayrımcılık yapılsın istiyor. Kimse, adalet ve adil yönetimden yana değil.

Bu ortamda yapılması gereken en ivedi işler; Kulüpler Yasası çıkarılması, yöneticilerin görev yaptıkları dönemdeki hukuki ve cezai sorumluluğuna dair düzenlemeler yapılması ve futbolu yönetecek insanların da dengelere dayalı düzen içinde değil, futbol içinden özverili insanlardan çıkarılması gerekiyor. Kulüpler, hep söylüyoruz bu kadar fazla yabancı oyuncu ve yanlış oyuncu transferi ile ayakta kalamazlar. Alt yapılara yatırım yapılmalı ve genç oyunculara şans verilmelidir.

İki Bülent Ne Yapar?

Kayserispor’da ekonomik sıkıntılar nedeniyle gelen hoca gidiyor. Bu durum bana eski dönemde “Para Olursa Başka Kuş, Para Olmazsa Fehmi Kuş” tabirini hatırlattı. Şimdi kulüp Bülent Bölükbaşı ve Bülent Uygun’a emanet. İkisi de hırslı ve başarıya aç. Bülent Uygun çeşitli zor dönemler yaşadı. Futbola yeniden kendini vermesi için bu iyi bir fırsat. Ancak kulüpte ciddi ekonomik problemler var. Ekonomik sıkıntılar biraz çözülürse, ben de bu takımın ligde kalacağına inanıyorum. Fenerbahçe maçı da, bunun için çok iyi bir başlangıç oldu. İnşallah Gençlerbirliği karşısında da, ben galip gelebileceğimizi düşünüyorum.

2 YORUMLAR

  1. Peki ; Yerli futbolcu dediklerimiz ne kadar yerli?. Çoğu Avrupa kökenli. Doğru dürüst Türkçe konuşamıyorlar. Bunlar mı? Altyapı?.

  2. Ayhan abi, alt yapıdan gelen oyuncular istatistiği yapılırken, kulüplerin mevcut kadrolarında alt yapısı eğitimini kulübün kendi alt yapısında alan oyuncular dahil edilerek bir istatistik yapılmıştır. Ancak liglerde oynayan yabancı oyuncu oranları belirlenirken, vatandaşlık esas alınmıştır. Türkiye’de yabancı oranı % 62,4. Kalan % 37,6 olan oranın içinde ise sizin bahsettiğiniz kendisi Türk vatandaşı olan ama alt yapı ve sonraki dönemde yurt dışında yetişmiş oyuncular Mevlüt Erdinç, Deniz Türüç, Emre Mor gibi oyuncular da dahil edilmiştir. Dolayısıyla bu açıdan kalan yerliler, gerçekten yerli mi ya da moda tabir ile ifade edersek “yerli ve milli mi” diye sorduğumuz zaman, sonuna kadar haklısınız…Teşekkürler

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here