Trabzonlu bir baba ve İzmirli bir anneden Viyana’da doğup büyüdü. Futbol hayatını geçtiğimiz sezonun başına kadar Avusturya’da sürdürdü. Tolunay Kafkas’la karşılıklı oynadığı bir maç kariyer çizgisinin yönünü Kayserispor’a çevirdi. Geçtiğimiz sezon orta sahanın kanatlarında son 30 dakikaların oyuncusuyken bu sezona çok farklı bir kimlikle damgasını vurdu. Hiç beklenmedik bir mevkide görev alıp hem Fenerbahçe’ye hem de Beşiktaş’a attığı gollerle başarılı bir santrfor olarak karşımıza çıktı. Türk Milli Takımı’nda oynama hayali suya düşünce gözyaşlarını tutamadı. Şimdi geleceğini Avusturya Milli Takımı’nda arıyor ve bir gün yeniden Avrupa’da oynamak istiyor.

Röportaj: Barış Mutlu

Turgay Bahadır kimdir? Biraz yaşantından ve ailenden bahseder misin?

Avusturya’nın başkenti Viyana’da 15 Ocak 1984’te doğdum. Annem İzmir’den, babam ise Trabzon Vakfıkebir’den Avusturya’ya gitmiş. Viyana’da öğrenciyken tanışıp evlenmiş ve oraya yerleşmişler. Babam orada bir restoran işletti. Annem ise ev hanımı. Bir erkek kardeşim, bir de ablam var ve onlar da Avusturya’da yaşıyor. Erkek kardeşim amatör olarak futbolla uğraşıyor. Ablam ise bir firmada sekreterlik yapıyor.

Avusturya’da doğup büyüyen bir Türk olarak orada neler yaşadın?

Viyana’da çocukluğum ailemle ve arkadaşlarımla çok güzel geçti. Zor günlerimiz de oldu aile olarak. Ama hep birlikte bunların üstesinden geldik. Zamanım babamın restoranında geçerdi. Arkadaşlarla sinemaya, kafelere giderdik. Futbol hayatım ise maçlar ve kamplarla geçti. Ailemle birbirimize çok bağlıyız. Annem özellikle bana çok düşkündür. Onun dualarıyla buralara geldim.

Aldığın eğitimden bahseder misin? Futbol dışında bir yol seçseydin neler yapmak isterdin?

Avusturya’da 9 yıl öğrencilik hayatım oldu. Bunun bir kısmı futbolla birlikte yürüdü. Üniversiteye hazırlık aşamasında, futbol hayatıma devam etmek için okulu bıraktım. Ama eğitim hayatımı sürdürseydim mimar olmak isterdim.

Ailenin desteği ne yönde oldu?

Ailem eğitimimi sürdürmemi ve üniversiteye gitmemi istiyordu. Ancak futbolu çok seviyordum ve bu sevgi daha ağır bastı.

Futbol hayatım başlarken bitecekti

Futbol hayatın nasıl başladı?

Her zaman ilk tercihim futbol oynamaktı. Tabii sokakta başladı futbola düşkünlüğüm. 9 yaşındayken Viyana’da bir kulübe kendim yazıldım. Red Star Penzing adlı kulüpte 14 yaşıma kadar oynadım. Orada ilk antrenmana çıkıp topa ilk dokunduğumda, “Bu iş bana göre değil, futbola sokakta devam etsem daha iyi olacak” demiştim. İlk defa böyle bir ortamdaydım ve açıkçası ürkütmüştüm. Belki de futbol hayatım o gün başlamadan bitecekti. Antrenman sonrası hocama, “Ben bir daha gelmeyeceğim” dedim hatta. O da bana, “Yine gelmelisin. Senin için çok iyi olur” deyince kabul ettim. Hâlâ unutamam o anları. Bir hafta sonra ilk maça çıktım. O gün çok iyi oynadım ve kendime güvenimi kazandım.

O yaşlarda hayran olduğun futbolcular kimlerdi?

O yaşlarda en sevdiğim futbolcu Rivaldo’ydu. Sonra Zidane geldi. Henry benim için çok önemliydi. Onlar gibi olmak isterdim hep. Ayrıca babam Trabzonlu olduğundan, sıkı bir Trabzonspor hayranıydı. Dolayısıyla ben de fanatik bir Trabzonsporluydum. Bütün maçlarını seyrederdik ve Hami’ye hayrandım.

Avusturya’da hangi kulüplerde oynadın ve profesyonel futbola geçişin nasıl gerçekleşti?

Red Star Penzing’den 14 yaşındayken FC Vienna takımına geçtim. FC Vienna, Avusturya’nın en eski takımıdır. 16 yaşındayken orada gençlerde şampiyon olduk. Şampiyonluktan sonra 16 yaşında Rapid Wien’e geçtim. 17, 18 ve 19 yaş kategorilerinde oynadım. Profesyonel olarak 2. Lig takımı Austria Lustenau’ya transfer oldum. 22 yaşıma kadar oynadığım bu takımdan da SC Schwanenstadt’a geçtim.

Avusturya’da altyapı eğitimi nasıldı? Nasıl değerlendiriyorsun oradaki futbolu?

Avusturya’da altyapıya çok önem veriyorlar. Çok yetenekli oyuncular da var. Ama bir seviyeye gelince bırakıyorlar kendilerini. Futbolcular kendilerini ilerletemiyor. Oldukları gibi kalıyorlar.

Avusturya’da futbolcuların kendilerini daha ileriye götürememelerinin sebebi ne?

Bence bu onların hayat standardındaki rahatlıktan kaynaklanıyor. Hayatı olduğu gibi kabulleniyorlar, çok büyük hedefleri yok. Yetenekli futbolcular açısından ilerisi için çok iyi bir örnek, yıldız futbolcu yok. Türkiye’ye gelen yabancılar Avusturya’da hayatta oynayamaz mesela. İnsanlar futbola çok fazla ilgi göstermiyor. Türkiye’deki gibi gelişmiş bir futbol ekonomisi de orada yok. Türkiye’deki paraları orada alamazlar.

Futbol anlayışı açısından baktığında ne farklar görüyorsun?

Futbol açısından baktığımızda Türkiye’de oynanan futbol daha üst seviyelerde. Avusturya futbolu az önce bahsettiğim gibi gelişemiyor. Daha çok da defansa dayalı bir futbol anlayışı hâkim.

Tolunay Hoca beni karşılıklı oynarken beğendi

Avusturya’da şimdiki teknik direktörün Tolunay Kafkas’a karşı oynadığını biliyoruz. Kayserispor’a gelişinin ilk adımları orada atıldı sanırım.

Tolunay Hocam o sezon Admira Mödling’de oynuyordu ve çok iyiydi. Avusturya’ya transfer olan en iyi yabancılardan biriydi ve yılın futbolcusu seçilmişti. Ben de Austria Lustenau’da oynuyordum. Onunla karşılıklı oynadığımız bir maçta gol attım. Tolunay Hocamla Avusturya’da görüşmeyi daha sonra da sürdürdüm. Bana “Bir takımın başına geçince seni mutlaka alacağım” demişti. Kayserispor’a gelince de dediğini yaptı.

Avusturya’da kalmak istemedin mi ya da başka kulüplerden teklifler yok muydu?

Türkiye’ye gelmek istiyordum. Daha önce de Türkiye’den teklifler almıştım ama o zamanlar pek sıcak bakmamıştım. “Henüz erken” demiştim. Şartlarımın uygun olmadığını, kendimi biraz daha geliştirmem gerektiğini düşünüyordum. Sonrasında Tolunay Hoca çağırınca Kayserispor’a gelmek istedim.

A Milli Takım kadrosuna davet edilmene rağmen, daha önce Avusturya Ümit Milli Takımı’nda oynadığın için çıkartılmak zorunda kaldın. Oraya önce çağırılıp sonra oynayamayacağını öğrenmek sende nasıl duygular uyandırdı?

A Milli Takım’a çağrılma haberi beni çok heyecanlandırdı. Ama prosedür gereği oynayamadım ve çok üzüldüm. Çağrılmam benim için çok büyük bir adım olmuştu. Aslında durumu biliyorduk. Fatih Hoca ile de konuştuk, “Şansımızı deneyelim, olursa olur” dedi. İlk gün rejenerasyonla geçti, ikinci gün çift kale maç yaptık. Oldukça renkli ve sıcak bir ortamda geçti antrenmanlar. Takıma uyum sağladım. Ama olmadığını, oynayamayacağımı öğrenince çok üzüldüm. Bana kampta kalabileceğimi, idmanlara da devam edebileceğimi söylediler. Ancak moralim çok bozulmuştu, odamda ağladım da hatta. Bu moral bozukluğuyla kamptan 2-3 saat içinde ayrıldım.

Avusturya’da ümit milli olduğun dönemde Türkiye’den teklif almamış mıydın?

2. Lig’de oynarken Avusturya Milli Takımı için beni izlemişler. Türkiye’den değil de oradan teklif gelince oynadım. Daha sonra bir turnuva için Türkiye Ümit Milli Takımı’na çağrıldığımı duydum ama bir kere Avusturya formasını giymiştim.

Bundan sonra neler yapacaksın? Avusturya Milli Takımı’nı düşünür müsün?

Bundan sonra Avusturya Milli Takımı’ndan teklif gelirse tabii ki kabul edeceğim. Milli takımda oynamak futbolcu için çok önemli. Hatta Avusturya-Türkiye maçı için yedek listede yer aldım. Eğer aday kadrodan çıkan oyuncu olursa beni de asıl kadroya alacaklardı.

Beyin olarak iyi hazırlandım

Kayserispor’da geçtiğimiz sezon 34 lig maçının sadece 20’sinde oynamışsın. Maç başına aldığın ortalama dakika da sadece 34. Bu sezonki performansıyla Milli Takım kadrosuna davet edilen bir oyuncu için geçtiğimiz sezondaki düşük performansını neye bağlıyorsun? Bu sezon senin için neler değişti de bu derece ön plana çıkabildin?

İlk geldiğim sezon benim için alışma ve konsantrasyon dönemi oldu. Farklı bir lige geliyorsunuz, alışmak, tanımak biraz zaman istiyor. Hafif sakatlıklarım da oldu. Ama bu sezon başı hazırlık dönemim çok iyi geçti. Bir idmanı bile kaçırmadım. Çok çalıştım. Allah çalışana veriyor. Yaşım 24 oldu, artık iyi futbol için zamanım geldi diye düşündüm. Futbol beyinde bitiyor. Beynin güçlü oldu mu bünyen de güçlü oluyor. Hemen pes etmeyeceksin, bir şans buldun mu değerlendireceksin. Yedekte oturduğunda değerli zamanlarını harcamış olursun. Güçlü kafa ve çalışmayla elinden gelenin en iyisini yapacaksın. Ben de bunu uygulamaya çalışıyorum. Ve bu sezon işler iyi gidiyor.

İlk geldiğinde neleri farklı buldun, hangi konularda zorlandın? Kayserispor’a uyumda sorun yaşadın mı?

Arkadaşlık olarak ya da takımla ilgili sorunlar yaşamadım. Antrenmanlara alışmak biraz zaman aldı. Burada çok daha yoğun antrenman yapılıyor ve oldukça sert geçiyor. Türkiye’de futbol daha sert, daha çabuk oynanıyor. Bunlara alışmak için çabaladım.

Geçtiğimiz sezon seni orta sahanın kanatlarında oynarken izlemiştik. Bu sezon ise iki santrfordan biri olarak görev alıyorsun. Gerçek mevkiin hangisi, sen hangi bölgede oynamaktan mutlusun?

Tolunay Hocam sezon başında, “Forvet olarak nasıl oynarsın?” diye sordu. Ben de “Tabii ki iyi olur, denemeliyiz. Belki gol atmakta sıkıntı yaşayabilirim. Çünkü golcü bir oyuncu değilim” dedim. Ama gol atma meziyetlerim de var. Sonuç olarak deniyoruz. Yeni mevkiimde daha da iyi olabilirim. Bundan sonra da futbola forvette devam etmek istiyorum. Yerimi seviyorum ve alıştım.

Kendi futbol anlayışını nasıl değerlendiriyorsun? Ne tür futbol oynamaktan zevk alıyorsun?

Fizik olarak avantajlıyım, güçlüyüm. Ama her şeyden biraz var. Topu iyi kullanabilirim, tekniğim de fena değil. Hızlı ve öne doğru oynamayı seviyorum. Topu aldım mı ilk düşüncem ileri doğru gitmek. Hırslı bir futbolcuyum. Her zaman kazanmak istiyorum. Ronaldo gibi çalım atmaya çalışmıyorum. Kolayını yapmak ve bir an önce hedefe gitmek istiyorum. İki-üç çalım atıyorsun, sonunda gol gelmeyince bir anlamı olmuyor. Tabii Ronaldo çalımını atınca gole de çeviriyor. O bakımdan ne yapabiliyorsam onu yapıp gole gitmek amacındayım. Önce takımım için oynamayı seviyorum. Futbol bir takım oyunu, bunu hiç bir zaman unutmamak gerekiyor.

Hızlı koşuyorsun…

Hızlı koşan bir futbolcuyum. Fuleli tabir edilenlerden birisiyim, uzun adımlarla gidiyorum.

Yeni bir santrfor olarak futbolunda eksik bulduğun yönler var mı?

Futbol için en uygun yaşlara geldim. 24 yaşındayım. Eksikleri fazla ön plana almıyorum da daha iyi yapabileceğim şeyleri önüme hedef olarak koyuyorum. Kafa toplarında daha iyi olabilirim mesela. Gol vuruşlarımı daha da geliştirebilirim.

Bugün için beğendiğin oyuncular kimler?

Orta sahadan forvete geçince beğendiğiniz futbolcular da değişiyor tabii. Ama başta da söylediğim gibi Henry’yi çok beğeniyorum. Türkiye’de ise Semih çok değerli bir futbolcu. Az önce bahsettiğim gibi yedek kaldı ama çok sabretti ve istediği yere geldi. Kafa olarak güçlü kaldı ve eline geçen şansı da iyi değerlendirdi. Yine görüyoruz, takımı için oynuyor, hem gol atıyor hem de attırıyor.

Futboldaki hedeflerin neler?

Yine Avrupa’da oynamak istiyorum. İlk olarak istediğim yer İngiltere. Fransa ve Almanya Ligleri de yine oynamak istediğim ligler.

Kayserispor’da kaliteli oyuncu çok

Kayserispor’u nasıl değerlendiriyorsun bu yıl? Takım arkadaşların hakkında ne düşünüyorsun?

Kayserispor’un durumu bu sezon iyi. Takımda büyük bir potansiyel var. Mehmet Topuz en değerli futbolcumuz, bunu herkes biliyor. Defansımız çok iyi. Aydın Toscalı ve Toledo çok tecrübeli futbolcular. Ragıp ağabey, Cangele, Aghahowa gibi kaliteli oyuncularımız var. Saidou gibi şampiyonluk yaşamış bir futbolcuya sahibiz. Onun topu çok sakin kullanmasını beğeniyorum. Mehmet Eren’in stili hiç kimsede yok. Takım ruhu var Kayserispor’da. Arkadaşlık, dostluk çok iyi. Mehmet Eren ve Saidou ile de özel bir dostluğumuz var.

Mevkiini değerlendirdiğinde rekabet var mı takım içinde?

Var elbette. Ama iyi olan, iyi antrenman yapan oynuyor.

Bir forvet olarak sezon sonuna kadar hedefin ne?

Yıllardan beri forvet oynuyormuş gibiyim. Mevkiime çabuk alıştım. Ligi bitirene kadar 10 gol atmak istiyorum. Kendimi o zaman başarılı olarak kabul ederim.

Bu sezon oldukça iyi bir başlangıç oldu senin için. Zorlu Fenerbahçe deplasmanında gol attın ve farklı bir galibiyet aldınız, o maçta neler yaşandı?

Fenerbahçe maçından önce PSG maçında zaten oldukça iyiydik. Kadıköy’de de iyi futbol oynayacağımızdan emindik. Ama sonucun böyle olacağını düşünmemiştik. Maç bitince seyircinin bizi alkışlayıp tezahüratta bulunması tüylerimizi diken diken etti. Böyle güzel olaylar sadece İngiltere Ligi’nde yaşanır sanıyordum. Çok şaşırdım. Maç sonrasında da soyunma odası çok eğlenceli ve müthişti.

Beşiktaş karşısında da 3 puanı getiren golü attın…

Beşiktaş maçında kendi seyircimiz önünde oynuyorduk ve son dakikalarda golü bulmam beni çok heyecanlandırdı. Böyle zorlu bir maçta seyircimizi mutlu etmek de ayrıca güzeldi.

Anadolu takımları bu sezon ligde üst sıraları zorluyor. Anadolu’dan bu sezon şampiyon çıkar mı?

Bence artık Anadolu’dan bir takımın şampiyon olmasının zamanı geldi. Bu sezon da olabilir. Ama önümüzdeki sezonlarda şansları çok daha yüksek olacak. Buna her şeyden önce inanmak lâzım.

Kayseri futbolcu için 10 numara bir yer

Viyana’dan sonra Kayseri’ye alışabildin mi? Daha önce sık sık Türkiye’ye gelir miydin?

Ailemle Türkiye’ye tatillerde gelirdik. Ama Kayseri’ye geldiğim ilk yıl alışma süreciydi. Artık alıştım. Kayseri şehrini çok seviyorum. Futbolcu için 10 numara bir yer. Sadece futbola konsantre oluyorsun. Zaten genelde takım arkadaşlarımızla beraberiz.

Özel yaşantında zorluk yaşıyor musun? Evliliği düşünüyor musun?

Şu an bir kız arkadaşım var. Kendisi Boşnak ve Paris’te hukuk eğitimi görüyor. Avukat olmak istiyor. İlişkimiz başlayalı bir yıl kadar oldu. İlerisi için ciddi şeyler düşünüyoruz.

Avusturya’da ailen, Fransa’da kız arkadaşın var ve sen Kayseri’desin. Zor olmuyor mu?

Uzak olmak bazen zorluk yaşatıyor. Ama o şu an yoğun biçimde dersleriyle, okuluyla ilgileniyor. Ben de burada sıkı bir şekilde futbolla ilgileniyorum.

Futbol dışında neler yapıyorsun?Evde DVD film seyrediyorum. Aksiyon ve dram filmlerini seviyorum. Her futbolcu gibi PS oynuyorum.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here