Kafkas’ın kararlı bir şekilde Türkiye Kupası’nı hedef göstermesi açıkçası ilgimizi fazla çekmemişti. Ta ki Mayıs 2008’de Bursa’da oynanan Gençlerbirliği final maçına kadar. Kayserispor, 42 yıl sonra Türkiye Kupası’nı müzesine kazandırırken, gözümüz Tolunay Kafkas’ın üzerindeydi…

Bir yıl sonra Kızılcahamam’da Tolunay Kafkas ile bir kez daha röportaj masasına oturduğumuzda bu kez onun hedef olarak şampiyonluk da dahil, ortaya koyacağı her türlü hedefe kayıtsız şartsız itibar etmeye şartlamıştık kendimizi. Ancak karşımızda bir kez daha gerçekçi ve mantıklı söylemleri ile haddini bilen bir futbol adamı gördük. Tolunay deyince ilk akla gelen hırslı ve agresif mizacının altında hatasını itiraf edebilen yönünü de keşfettik. Ayrıca genç teknik adamın geçen yıl en çok, Gökhan’ın formsuzluğuna ve F.Bahçe maçındaki sert çıkışına hayıflandığı dikkat çekiyordu. Hırsı, dobralığı ve kupasıyla biraz daha mütebessim bir hal alan Tolunay Kafkas ile yine yüksek rakımlı bir kamp merkezinde futbol söyleşisi yaptık…

2015-07-08-80201100-tolunay-kafkas-imza-toreni-8.7.215

Geçen sezon bu zamanlar hedef olarak Türkiye Kupası’nı göstermiştiniz ve aldınız. Bu sezonun geçen sezondan farkı ne olacak? Bu sezon ülkemizi UEFA Kupası’nda temsil edeceğiz. Bunu önemsiyoruz; çünkü Kayserispor için çok önemli bir kulvar. Camia olarak bu önemin farkında olduğumuz için elimizden gelenin en iyisini ortaya koyacağız. Bu açıdan bakıldığında eğer gruba kalırsak çok iyi şeyler yapacağımızı düşünüyorum. Ligde ise Kayseri iline yakışır bir takım olup iyi futbol oynayarak Türk kamuoyunun takdirini kazanmak hedeflerimiz arasında. Kendini sürekli geliştiren bir yapınız dikkat çekiyor. Bu gelişim süreci sizi nereye taşıyacak? Bunu hep beraber göreceğiz. Ben öğrenmeyi seviyorum. Bilgi adına herkesten bir şeyler alırım.

Bu konuda hiç kompleksim yok. Onun dışında ülke futboluna özellikle de Kayserispor’a uzun yıllar hizmet etmek istiyorum. Başarının istikrardan geçeceğine inanıyorum. Çok kulüp değiştirmenin sağlıklı olmadığını düşünüyorum. Sivasspor’un başarısından sonra şampiyonluğa olan inanç noktasında kendinizi nasıl sorguladınız? Ben hayatımda hep realiteden yana oldum. Hiç ütopik konuşmadım. Türkiye’de herkes Anadolu’dan şampiyon çıksın istiyor. Bunu dile getiriyor; ama bu sadece söylemden öteye gitmiyor. Bu konuda atılması gereken somut bazı adımlar konusunda bir şeyler yapılmıyor maalesef. Bunu daha önceleri de söyledim. Bana göre Trabzonspor dışında Anadolu’dan yeni bir şampiyonun çıkması şu aşamada çok zor. Gökhan’ın takımdan ayrılması sizin için kayıp mı? Tabiî ki kayıp; ama ‘iyi bir Gökhan’ın gitmesi kayıp. Açıkçası geçen yıl biz Gökhan’dan istediğimiz verimi alamadık. Onun da kendine göre sebepleri vardı.

İnsanların hayatında inişli çıkışlı dönemler oluyor. Eğer zaten eski Gökhan gibi oynasaydı biz de geçen sezon Sivas gibi bu ligin zirvesini çok zorlardık. Bazen bir şeyleri tutmak istersiniz, ama bir bakmışsınız elinizden kayıp gitmiş. İdeal anlamda hangi meziyette futbolcunuz olsun istersiniz? Benim için futbolcunun dinamik ve hırslı olması çok önemli. O tür futbolcuları çok severim. Oyuncu tercihlerimde de bu özelliğe öncelik veririm. Ayrıca güçlü, oyunu devamlı forse edebilen. Oyun içinde sorumluluk alan futbolcular da benim için ideal futbolcu portresini oluşturur. Geçen sezon lig maçlarının bütününe baktığınızda en çok canınızı sıkan maç hangisiydi?.. Canımızı sıkan maç olmadı, ama sinirlerimize hakim olmadığımız maç oldu! O da 2-1 yenildiğimiz F.Bahçe maçıydı. O maçtan sonra hakemler hakkında ağır ifadeleriniz olmuştu. Yeni sezonda da maçlarınızı yine bu kötü (!) hakemlerin yönetecek olması sizi rahatsız ediyor mu? Hayır, etmiyor. İşin aslını konuşmak gerekirse o maçta çok fevri davrandığımı kabul ediyorum. Ama dünyada da bu böyle; iyi ve kötü hakemler her yerde vardır. Bu sadece hakemler ile sınırlı değil ayrıca. Bu işin içinde olan antrenör, yönetici ve basının da iyisi ve kötüsü var. Önemli olan, iyi olanların baskın olmasına yardımcı olmak. O çıkışınızdan rahatsızlık duydunuz mu? Elbette…

Bazen insanlar kendilerini yanlış ifade edebilir. Ya da yanlış anlaşılabilir. Mesela benim de kendimi bazen yanlış ifade ettiğim zamanlar olmuştur. Bunlardan birisi de bahsi geçen Fenerbahçe maçı sonrasıydı. Aslında ben normalde kelimeleri iyi kullanırım; ama orada yanlış kelimeler seçtim. Bu da benim öfkemin farklı bir şekilde dışa vurumuydu. Yanlıştı kabul ediyorum; ama er-geç ben doğruyu bulurum. Hırsınız başarınızda bir takviye güç mü, yoksa bu sizin yapınızın dışa vurumu mu? Her ikisi de. Ben dünyadaki başarılı insanların hırslı insanlar olduğunu düşünüyorum. Bunu da takımıma aşılamaya çalışıyorum. Ama kimseye kasti bir şey yapmıyorum. Doğru bildiğimi söylerim. Kimseye eyvallahım yok. Bu oyuncu iken de böyleydi şimdi de böyle. Kendi doğrularımı söylerim, ama bunu söylerken saygısızlık yapmam. Kimseyi kırmam, ama saygısızlık edeni kırabilirim. Sözleşmeniz kaç yıllık? İki yıllık daha mukavelem var. Ama istikrar için Kayserispor’un bütününün bu konuda hemfikir olması lazım.

Belediye başkanı, yöneticisi, taraftarı ile ortak tavır sergilemesi gerek. Uzun vadeli yapılan istikrarlı programların meyvesi başarı olacaktır muhakkak. 42 yıl sonra alınan Türkiye Kupası buna küçük bir örnek gösterilebilir. Kulüp olarak hiç mi sıkıntınız yok? Birçok kulübe kıyasla çok iyi durumdayız. Borcumuz-harcımız yok. Ufak tefek sorunlarımız mutlaka olacaktır. Örneğin altyapı sorunumuz var. Ama marka olmak kolay değil. Bunlar belli bir süreç ve sabır gerektiren şeyler. Agresif bir adam değilim – Doğru anlaşıldığınızı düşünüyor musunuz? Beni anlayabilmek için yakından tanımak lazım. Bazen tavırlarım, anlamakta zorluk çekenlere zarar verebiliyor! -Gerek futbolculuk, gerekse hocalık yaşamınızda agresif tarzınız dikkat çekiyor hep. Trabzonsporlu futbolcu Tolunay olarak bu tarzınızı taraftar benimsemişti. Antrenör olarak nasıl algılandığınızı düşünüyorsunuz? Agresif olduğum konusundaki tespitinize katılmıyorum. Geçen sezon bir tek Fenerbahçe maçında kabul ediyorum ki fevri ve yanlış bir çıkış yaptım. Ben hırslı bir yapıya sahibim. Bunu da hiçbir zaman gizlemiyorum. Ama kendimi gerektiği yerde kontrol edebiliyorum. Futbolcu iken edemiyordum, bu doğru. Ama hocalık yaparken kontrol ediyorum, etmek zorundayım zaten.

M.Burak Bürkük