Futbol merakımla ilgili Babamın bana yönelttiği bir laf vardı. Sık sık bu lafı söyler ve ardından ders çalışmam gerekliliği konusundaki nutuklarına geçerdi. Aklıma her geldiğinde tebessüm ettiğim o laf “Maç seni kurtarmaz” lafıydı.

Babam hayatında hiç maça gitmemişti. Hep televizyondan seyretmişti maçları. O da Avrupa Kupası maçları ile milli maçlar. Benim futbol maçı seyretme sevdam Babam için hep boş bir uğraştan başka bir şey olmamanın yanında ders çalışmamı engelleyen, okuyup adam olmam konusundaki konsantrasyonuma zarar veren bir virüsten ibaretti.

Yıllar geçti, okulum, askerliğim tamamlandı ve ben iş hayatına girdim. Bu aşamada futbol aşkım Kayserispor Taraftarlığı ile birlikte daha da arttı ve tribünlerde daha aktif, daha şevkli olarak yerimi almaya başladım. Babamın söylediği gibi Futbol beni hiç bir zaman kurtarmayacaktı ancak artık engel olacağı bir ders çalışma zorunluluğum yoktu.

Babamın futbol seyretme hobisi ve Kayserispor Taraftarlığıyla ilk tanışması yaklaşık 3-4 yıl önce İzmir’ de oldu.Türkiye Kupası Gurup maçlarının sonuncusu için Kayserispor, İzmir’ deydi. Rakip iddiası olmayan Karşıyaka’ ydı. Babamın hayatında seyrettiği ilk maçta Kayserispor Karşıyaka’ yı 2-0 yenmesine rağmen guruptan çıkamamıştı. O maçın bana kazandırdığı tek şey Babamın Kayserispor Taraftarlığı oldu.

Futbol seyretmenin verdiği zevkin yanında karşı tribünde eğlenen ve şarkılar söyleyen Karşıyaka Taraftarı da Babamın ilk maç zevkinin son olmamasına büyük katkı sağladı. Karşıyaka Taraftarının İstanbul Takımları aleyhindeki özgün besteleri ve Takımımıza gösterdiği misafirperverlik Futbol Takımı Taraftarlığı olarak ortada olan kötü önyargıların bir anda yok olmasına zemin hazırladı.

Çetrefilli Hayat yokuşunda benden hiç bir zaman desteğini esirgemeyen Babam, son iki yıldır Kayserispor’ un tüm maçlarını izledi; kah tezahuratı, kah maç anındaki tepkisi, kah dualarıyla Kayserispor’ umuza destek oldu.

Zamanında kız arkadaşımın varlığını söylemeye korktuğum Babamla artık paylaşacak bam başka bir sevdam daha var. Ben İstanbul’ da okuyayım diye emekli maaşının yarısını bana gönderen ve bu yüzden o yaşta benzinliklerde, inşaatlarda ve Sebze-Meyve Halinde çalışmak zorunda kalmış olan Babam Mehmet ERBASI artık Kayserispor’ un golünden sonra omzuna sarılarak sevindiğim takımdaşım.

Artık maçlara Babam, Annem, ailem, 5 yaşındaki kızımla birlikte gidiyorum. Tezahuratlarımızı birlikte yapıyoruz. Babam “Bravo Ali Turan” diye bağırarak oyuncularımızı motive ederken Annem, önümüzdeki Yan Hakeme “Niye hakkımızı yiyon oğlum” diye çıkışıyor. Kızım da pozisyon icabı yanına yaklaşan Cangele’ ye “I love you Cangele” diye bağırıp sesini duyurmaya çalışıyor.

Sevgili Babacım haklıydın. Kayserispor Taraftarı olduğum için kimse bana ödül vermedi. Futbol izliyorum diye kimse bana iş vermedi. Belki bu uğurda zamanımı, paramı yada enerjimi kaybettim. Kısacası Maç beni kurtarmadı ama Babacım golümüzden sonra yüzündeki o zafer mutluluğunu görüyorum ya, sarılıp birlikte çılgınlar gibi bağırıyoruz ya; o an bana yeter Babacım. Anılarıma kazınan o an varya Baba, o an bana yeter. Bırak Maç bizi kurtarmasın. Seninle birlikte izleyip de birlikte sevineceğim fazladan bir gol varya Babacım, o bana yeter.

Serdar ERBASI
serdar@post.cz


http://serdarerbasi.blogspot.com

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here