Maçın yorumuna geçmeden önce taraftar konusuna parmak basmak istiyorum.
Kayserispor taraftarları bir önceki Beşiktaş maçının galibiyetinin vermiş olduğu moral ile stadyuma gitti.
Aslında gelen taraftar sayısı 7-8 Bin civarında idi.
Buda son Denizlispor maçının taraftar sayısından dahada az.
Ve bu düşüşe yönetim çare bulamıyorsa suçlu "Yönetim"dir.
Kayserispor sezon başında Kombilet bilet satışları yaptı.
Daha sonra bilet fiyatlarını açıkladı.
Dünyanın her yerinde kombine bilet fiyatları sezon boyunca, tüm maç bilet fiyatlarının toplamının altında iken bizimki üstünde idi.
Buda kombine bilet satışlarının tahmin edilenden daha aşağıda gerçekleşmesine sebep oldu.
Bilet fiyatları ise 2 tip olarak belirlendi. 10-20 TL.
Bu bilet fiyatları baz alınarak, Kale arkaları 5-10 TL Üst alt gibi.
Doğu-Batı ise 15-20 TL üst-Alt gibi belirlenebilirdi.
Güney tribün ise okullara açılıp davet yada. 1-2 TL sembolik fiyatlar ile taraftar çekilebilirdi.
Maç günü bilet fiyatları ile hafta içi bilet fiyatları farklı olabilirdi.
Bunlar yapılmadı.
Ama halen geç kalınmış değil.
Her şey mümkündür.
Gelelim maça.
Dedim ya,
Beşiktaş galibiyetinin vermiş olduğu doping ile stadyuma gittik.
Taraftarlar maç öncesi 3-5 golden söz ediyordu.
Aslında tehlikeli bir maçtı.
Herşey olabilirdi.
Rakip 6 maçta "0" puan çekmiş ve durumu çokta iyi değildi.
Ha 6 mağlubiyet ha 7 mağlubiyet dedi ve açık bir oyun sergiledi.
Kayserispor’da ise Saidou‘nun Beşiktaş maçında sakatlığı orta sahamızı düşürmüş ve zayıflatmış durumda maça çıktık.
Furkan beklenenin altında bir oyun sergiledi.
Tabi suçu furkan’a atmak biraz acımasız olur.
Ben burada Tolunay hoca’ya kızıyorum.
Futbol bir seyir işidir.
Futbol bir heyecandır.
Ama bu heyacanı saha içinde yapamazsanız. Taraftar maçtan kopar gidir.
Evet en büyük tehlikede bu idi ve taraftar maçtan adeta koptu.
38.dakika gösterisi ve bir grup taraftarın "Yönetim İstifa"ya daveti ile taraftar biraz galeyana geldi.
Hepsi bu kadar.
Bazı taraftarlar ise bu stadyumda "AMİGO" niçin yok diye sesli olarak düşünüyorlardı.
Gerçekten niçin Amigomuz yok.
Gerçi Amigoluk "Elifoğlu" ile öldü.
Bir dahada yerini dolduramadık.
İlk yarı bir kaç atak ve şuttan öteye bir şey olmadı.
Maçın özetini izliyen arkadaşlar biraz iyi futbol gibi görünebilir.
İnanın ben son 15 dakikada maçtan koptum.
Bari gol yemesek dedim.
İkinci yarıya Tolunay Hoca’dan takdiksel değişiklik bekledik.
52.dakikada Furkan’a göre iyi bir Olembe oyundan alındı.
Yerine sahanın en kötü oyun sergileyecek olan James Troisi dahil oldu.
Arkadaşlar ne bir topu düzgün ayağında tutabildi. Nede oyuna en ufak bir katkı yapabildi.
Hatta bir ara taraftarlardan yüksek sesle protesto sesleri bile geldi.
Biz bu oyuncu niçin transfer ettik diyenler bile bulundu.
Rakip takım 1 puana razı bir oyunda sergilemiyordu.
Tam tersi üstümüze üstümüze geldiler.
Bir ara 1 puan bile iyidir diye düşündüm.
Tolunay Hoca kanatları bence hiçte iyi kullanamadı.
Hatta kullanmadı diyebilirim.
Uzun boylu forvet oyuncumuza biz göbekten gol pozisyonuna sokmaya çalıştık.
Buda Makukula’nın sırtını kaleye dönük oynamasına neden oldu.
Kalabalık defansın ortasında geçilmesi oldukça zordu. Biz ise bu oyun planına ısrar ettikçe ettik.
Cangele’yi ise yazmayacağım.
Önde olduğmuz maçların "Ağalığını".
Geride olduğmuz maçların"Karın Ağrısını" yapmaya devam ediyor.
Maçların pisikolojik bir dakikası vardır.
70.dakikadan sonra oyun tamamen strese döner.
Biz Tolunay Hoca’dan oyuncu değişikliği bekledik durduk.
Troisi’nin yerine kimi oyuna alırsak alalım daha faydası olurdu. Hatta kaleci Yusuf bile.
Biz ise 2.oyuncu değişikliği 81 ve son oyuncu değişikliğini ise protestolar eşliğinde 89.dakikada yaptık.
İşte benim tepkim burada başlıyor.
85.dakikadan sonra yapılan değişiklikler sonucu ve durumu korumaya yöneliktir.
Gol arıyorsan tüm silahlarını son 20 dakikada yada en azından 2 tanesini bu dakikalarda sahaya sürmeliydik.
Biz bunu yapmadık.
Velhasılın fark beklediğimiz bir maçtan sonra 1 puana bile razı bir şekilde stadyumu terk etmek bana ve benim gibi düşünenlerin çok zoruna gitti.
Nasıl Beşiktaş maç sonunda alınan 3 puan neticesinde takımı, yönetimi ve hocayı övmüşsek.
Bu kayıp puanda ise takımı,yönetimi ve Hoca’yı eleştirme hakkımız vardı.
Neticede takım 2 puan kaybetmiştir.
Sadece puan değil.
Bir miktarda az olan taraftarı kaybettik gibi.
Ben ise maç bitmiş, puan kaybedilmiş ve halen "Kanatları niçin daha etkin kullanmadık" sorusunun cevabını arayıp duruyorum…
Ya sizin cevabınız….

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here