Yıldızı parladığında henüz 18 yaşındaydı. Nijerya’dan ayrılıp önce Tunus’ta, ardından Ukrayna ve İngiltere’de şansını denedi. Zirveye çıktığı takım şampiyonluklar yaşadığı Shakthar’dı. Henüz 26 yaşında olmasına rağmen erken yaşta parlamanın yüzünü eskittiğini düşünenlere Kayserispor’da cevap vermek istiyor. Kayserispor tercihini “Büyümek isteyen, iyi bir takım ve güçlü bir takım ruhuna sahip. Takımla ilgili sevdiğim bir başka şey ise futbol oynamak istememiz. Doldur boşaltla karambol bir futbol oynamıyoruz. Bu çok önemli. Eğer bir üst düzeye çıkacaksanız bunu sadece oynayarak başarabilirsiniz” sözleriyle açıklıyor.

Röportaj: İlker Uğur

Julius Aghahowa’ya sorulması gereken ilk soru şu olmalı bence; Türkiye’de ne yapıyorsun?

Ben buraya futbol oynamaya geldim. Bildiğiniz gibi futbol dünyanın her yerinde oynanıyor. Ben de futbolun iyi bir şekilde oynandığı Kayseri’yi tercih ettim. Kayserispor bu sezon UEFA Kupası’nda da mücadele edecek ve bu da kulübü tercih etme nedenlerimden birisiydi.

Ukrayna’nın ardından İngiltere’de kısa denebilecek bir 1.5 yıl geçirdikten sonra Avrupa’nın güneydoğusuna geldin. Adeta bir üçgen çizdiğin söylenebilir. Fakat bunun bir öncesi de var. En geriye, futbola başladığın günlere dönmek ve hikâyeni bir de senin ağzından duymak istiyorum.

Tabii. Özellikle Afrika’da çocuklar futbolla büyür. Sokakta oynamaya başlarsınız ve orada yetenekleriniz gelişir. Futbolun kaynağı sokaklardır. Orada keşfedilirsiniz ve yeteneklerinizin gelişimi için daha iyi bir takıma götürülürsünüz. Benim hikâyem de böyle gelişti. Sokakta oynarken keşfedildim ve iyi bir takıma transfer oldum. Daha sonra arkası da geldi.

İlk takımın sanırım polis karakolunun kurduğu takımdı değil mi?

Evet. O takımda oynadıktan sonra Nijerya’nın en iyi takımlarından birisi olan Bendel Insurance’a geçtim. O takımdaki performansımla Genç Milli Takımlara gitmeye başladım ve orada oynadığım oyunla da Tunus’un Esperance takımına transfer oldum.

İlk olarak 1999’da düzenlenen Gençler Şampiyonası’nda parlamıştın. O dönem başardıkların aslında bir Afrikalı çocuk olarak rüyanın gerçeğe dönüşmesi gibidir herhalde.

Evet, öyleydi gerçekten. Öyle nitelendirebiliriz.

Peki, yaşadığın yerden tamamıyla farklı bir yere gitmek zor olmadı mı?

Zor oldu tabii ki. İlk gittiğiniz zaman tamamen farklı bir çevreye giriyorsunuz. Tamamen farklı insanlar var ve öncelikle bu çevre ve insanları tanımanız gerekiyor. Böyle bir çevreye ilk girdiğinizde tek hissettiğiniz şey kafa karışıklığı oluyor. O kültürü, yaşam tarzını ve oyun tipini öğrenmeniz gerekiyor. Bu da biraz zaman alıyor elbette. Ama bu bir futbolcunun yaşamıdır. Bir an olduğunuz yerde rahatsınızdır, bir diğer gün ise yeni bir yere gitmişinizdir ve her şeye sıfırdan başlarsınız.

Guardian’dan Jonathan Wilson senin Shakthar’a transferini “mantık evliliği” olarak nitelendirmişti. Taraftarlarını coşturmak isteyen bir takımla Avrupa futboluna adım atmak isteyen yetenekli bir futbolcunun evliliği gibi görmüştü. Ama Shakthar’da mutsuz olduğunu da söylemişti. Sen bu konuda ne düşünüyorsun?

(Gülüyor) Tabii bu onun kendi görüşü. Ben genellikle insanların benimle ilgili ne yazdıklarını veya ne düşündüklerini pek umursamam. Bazen söylediklerinde haklı olurlar bazen de tamamıyla haksız. Bu sonuçta ifade özgürlüğüdür. Ben günün sonunda işimi iyi yapıp yapmadığıma bakarım. Tanrı’nın bana verdiği yeteneği kullanırım. Bazen işler iyi gitmeyebilir. O zamanlarda kafanızı kaldırıp devam etmeniz gerekir. Ben buna inanırım.

Ukrayna’ya ilk transfer olduğunda ülkenin en pahalı oyuncusuydun. Bu durum o dönemde üzerinde bir baskı yaratmış mıydı?

Böyle bir sorun yaşamamıştım. O dönemde kendimi en pahalı oyuncu olarak düşünmüyordum. O zaman öyle olduğumu bile bilmiyordum. Etrafımda “İşte en pahalı transferimiz” diyerek yaratılmaya çalışılan bir ilgi olmuş da olabilir ama ben bonservisime ne kadar ödendiğini bilmiyordum. Ukrayna’ya futbol oynamaya gitmiştim. İlk kez Afrika kıtasını terk ediyordum. Ben sadece futbol oynamakla ilgiliydim ve ne kadara mal olduğum çok ilgimi çekmiyordu. Oraya gittiğimde şanslıydım. İlk on birde oynamaya başlamıştım ve bana güvenildiğini hissediyordum. Elbette hatalar yaptım; hem de çok. Bunu kabul ediyorum ama o dönem çok şeyler de öğrendim.

Sorun çıkaran adam olmadım

Ukrayna yılların çok iyi başlasa da bu performansın bir türlü sürekli olmadı. Zaman zaman parlasan da bir dönem taraftarla aranda sorun olduğu bile yazıldı. 7 sene orada oynamış birisi olarak o dönemden bahsedebilir misin?

Ukrayna’da oynadığım yıllar boyunca taraftarlarla hiçbir sorunum olmadı. Böyle bir şey yaşamadım. Takım için de hiçbir zaman sorun yaratan bir oyuncu olmadım. Bir takım kurulurken sonuç elde etmesi beklenir ve bu sonuç beklentisi takım üzerinde bir baskı yaratır. Bu nedenle kulüp pek çok oyuncu transfer etti o dönemde. Ben de çok uzun süredir takımdaydım ve uzun süre bir takımda kalırsanız taraftarlar sizi görmekten yorulabilir. Taraftar her zaman yeni yetenekleri ve yeni futbolcuları görmek ister. Ben bunun dünyanın her yerinde aynı olduğunu düşünüyorum ve bu nedenle kariyerime farklı bir yerde devam etmek istedim. Bunun dışında teknik direktörüm, takım arkadaşlarım veya yöneticilerle hiçbir problemim olmadı. Beni takıma transfer ettikleri için, oynadığım oyun nedeniyle gayet mutluydular. Hatta İngiltere’ye gitmeden önce üç yıllık da sözleşme önermişlerdi. Ama ben ayrılmayı tercih ettim çünkü orada çok kalmıştım. Benim için yeni bir yere gitmenin daha iyi olacağını düşündüm.

Ne demek istediğini anlıyorum. Taraftar her sezon yeni bir Aghahowa bekliyor kulüpten.

Evet. Her sezon yeni oyuncular görmek istiyorlar. Ben oradayken yeni birisinin gelmesi zordu. Ben de ayrılarak kulübe bu imkânı tanıdım. Şu an Brandao aynı sorunla karşı karşıya. O da uzun süredir takımda ve taraftarlar yeni bir futbolcu görmek için Brandao’nun gitmesini istiyor. Bunun tek nedeni var, o da yeni yüzler görmek istemeleri.

İklim şartları senin için bir problem teşkil etti mi?

Ukrayna’ya ilk gittiğimde problem oldu gerçekten. Kar benim için ciddi bir sorundu. Hayatımda ilk kez kar görüyordum. Daha önce sadece TV’de görmüştüm. Noel dönemi sürekli gösteriyorlardı. Ama Ukrayna’da kar gerçekten üzerime yağıyordu ve şoke olmuştum. Antrenmanın ilk iki dakikasının ardından parmaklarımı hissetmiyordum. Hemen antrenmanı bırakıp saunaya koştum. Fakat zamanla alıştım soğuk havaya. Artık bir problemim yok.

Wigan yanlış tercihti

Shakthar Donetsk sonrası yaşadığın bir Wigan Athletic macerası var. 1.5 sezon kaldın orada. Bugünden bakınca doğru karar verdiğini düşünüyor musun?

Ben buna ne evet ne de hayır diyebilirim. Evet diyebilirim, çünkü İngiltere’de oynamak hayallerimden birisiydi ve bunu gerçekleştirdim. Esperance’dan ayrılacağım zaman da pek çok İngiliz kulübü benimle ilgilenmişti ama o zaman gidememiştim. İçimdeki bu şiddetli arzu yüzünden gideceğim takımı çok iyi araştırmadım. Takımın benim oyun stilime uyup uymadığını veya takımda bana yer olup olmadığını bilmiyordum. Shakthar’dan ayrılmak istediğim için “Oraya giderim ve ortamı görürüm, ona göre bakarım” diyordum. Ama bana ihtiyacım olan şansları bir türlü vermeyen bir takıma transfer olduğumu anladım ve ayrılmaya karar verdim. Ancak “Bu transferden dolayı pişmanım” demem, çünkü bu futbol ve işler her zaman istediğiniz gibi gitmez.

2000 Afrika Uluslar Kupası’nda bir kez daha parladın ve turnuvanın gol kralı oldun. O zamanlar Nijerya Milli Takımı’nın bir parçası olmak, goller atmak, başarılar kazanmak nasıldı?

Elbette bir golcü olarak oynamak ve goller atmak istersiniz. Ben futbola aslında sağ açık olarak başlamıştım ama zamanla teknik direktörlerim forvet oynamam konusunda ısrarcı oldu. Orada da işler iyi gitti ancak benim ilk pozisyonum sağ kanattı. Milli takımda forma giymek ve başarısına katkıda bulunmak beni çok mutlu ediyordu. O zaman takımımız da çok iyiydi ve işler iyi gidiyordu. Nijerya halkının desteğini almak da çok güzeldi. Ancak futbolda tecrübe kazandığınız zaman içerisinde karşınıza daha büyük mücadeleler çıkıyor. Yıldızlaştığınız zaman sizin için özel önlemler alınıyor, rakip takım savunmaları sizi tanıyor. Bu benim de başıma geldi. Bunu aşmak için daha çok çalışmanız gerekiyor.

Wigan’a transfer olduktan sonra milli takımda çok şans bulamadın ve bu dönemde kendilerini çok geliştiren Martins, Yakubu gibi oyuncular senin yerini aldı. Kayserispor’da başarıya ulaşıp tekrar milli takımın sürekli oyuncularından birisi olmak gibi bir hedefin var mı? Uche ve Okocha Türkiye’den Nijerya Milli Takımı’na sürekli giden oyunculardı mesela.

Evet, Türkiye’de oynamış birçok Nijeryalı futbolcu vardı. Bunların bir kısmı milli takımda da oynadı. Milli takıma seçilmek için kulüp takımında oynamanız şarttır. Martins ve Yakubu’nun milli takımda yer almalarının sebebi kendi takımlarında sürekli şans bulmaları. Gol atıp atmamaları çok önemli değil. Oynadıkları sürece milli takım kadrosunda olacaklardır. Ben milli takıma girdiğim zamanda takımlarında oynamayan oyuncular kenarda bekliyorlardı; şimdi de ben bekliyorum. Ama Nijerya Milli Takımı’nda bir yenilenme çalışması da var. Yeni bir jenerasyon yaratmaya uğraşıyorlar ve ben Milli Takım’da sekiz senedir oynadığım için yerime başkasının gelmesi gerektiği düşünülüyor. Shakthar’da yaşadığım problemin bir benzeri diyebilirim. Nijerya taraftarları da yeni oyuncular görmek istiyor milli takımda. Bu da futbolun bir gerçeği bence.

Çok genç bir yaşta zirve yaptın ve yüzün yaşlandı adeta. Oysa hâlâ 26 yaşındasın ve futbola verebileceğin çok şey var bence. Ancak en büyük problem yüzünün eskimesi galiba.

Evet (Gülüyor). İnsanlar sürekli seni görünce izlemekten sıkılıyor. Bu genelde 10-15 sene oynayan futbolcuların başına gelir ama ben 8 sene oynamama rağmen böyle bir sorunla karşılaştım. İlk parladığımda çok kısa bir zamanda çok büyük bir etki yaptım. İnsanlar belki bu yüzden benim çok uzun süredir oynadığımı ve yaşlandığımı düşünüyor ama aslında böyle değil.

Bu durum Harry Kewell için de geçerli sanırım?

Evet, evet. O da 8 sene önce zirve yaptı ve hâlâ iyi bir yaşta olmasına rağmen insanlar onu yaşlı zannediyor. Ben bunun Cristiano Ronaldo, Fabregas, Messi ve benzeri diğer oyuncular için de geçerli olacağını düşünüyorum.

Sen bu tip genç oyuncuların öncülüydün.

Evet ve ben bu sorunla genç yaşımda karşı karşıya kaldım. Son döneme bakarsanız çok kısa sürede yıldız mertebesine yükselen futbolcular görürsünüz. Bu futbolcuların yıllar boyu beklentileri karşılamalarının zor olduğunu düşünüyorum. İnsanlar bir süre sonra bu oyunculardan sıkılabilir.

Oynayacağın takıma gitmelisin

Nijerya Milli Takımı’nın kadrosunda eskiden Avrupa’nın büyük takımlarında oynayan yıldızlar olurdu. Finidi George, Kanu, Oliseh, Amokachi, West gibi oyuncular üst düzey takımlarda oynarlardı. Şimdi baktığımızda ise milli takım oyuncularınız Portsmouth, Newcastle United gibi takımlarda top koşturuyor. Bu durum ülke futbolunda bir düşüşün sinyali mi sence?

Bunun nedenini bilmiyorum ama oyuncuların bilinçlendiğini söyleyebilirim. Oyuncular artık seçimlerini sadece büyük takımlardan yana kullanmıyor. Kendilerine uyan takımları daha çok tercih eden oyuncularımız var. Baktığınız zaman Chelsea’de oynayan oyuncumuz da var. Ama çok şans bulamıyor ve istediği etkiyi de yaratamıyor. Onun oynayabileceği bir takıma gitmesi bence çok daha önemli. Avrupa’nın her yerinde oynayan oyuncularımız var ama bir önceki jenerasyonun yaptığı etkiyi yaratmıyor olabilirler. Ancak çok daha bilinçliler. Gelişebilecekleri takımları tercih ediyorlar. Ayrıca büyük takım dediğiniz zaman bu yanında baskıyı da getirir. Orada beklentiler çok daha büyür. Yeni gelen oyuncu olarak istediğiniz performansı da sergileyemezseniz işler iyi gitmeyebilir. Ortalama bir takımda kendinizi geliştirmeniz çok daha mümkün olur.

John Obi Mikkel, Manchester United yerine Chelsea’ye gittiği zaman bunu menajerine bağlamışlardı. Afrika futbolunda menajerler bu kadar etkili mi gerçekten?

Ben bunun öyle olduğunu düşünmüyorum. Mikkel konusunda tercih bence oyuncuya aitti. Mikkel istemedikten sonra hiçbir menajer onu Chelsea’ye götüremez. Elbette ikna etmeye çalışmıştır ve bu konuyu tartışmışlardır ama sonuçta karar futbolcunundur.

Tunus yerine Danimarka’ya gitseydin ben çok şeyin daha farklı olacağını düşünüyorum.

Evet, belki öyle ama hayat koca bir bilinmezlik ve ileriyi göremiyoruz. Ben Esperance’ı tercih ederken oynayacağım ve kendimi geliştireceğim bir takım olarak görmüştüm. Şu an o tercihe baktığımda kararımdan pişman değilim. Sonuçta başardıklarım az şeyler değil. Ukrayna’da şampiyonluklar kazandım, milli takımıma katkı yaptım, iyi yerlere geldim. Ama Danimarka’ya gitseydim ne olacağını bilemeyiz.

Türkiye’ye dönersek, buraya gelmeden önce neleri biliyordun?

Avrupa’da yaşıyorsanız Türk futboluna kayıtsız kalmanız zordur. Takımlarınız Avrupa’da sürekli oynuyor ve göz önündeler. Milli Takım’ın Avrupa Şampiyonası’ndaki performansı da çok etkileyiciydi. Ayrıca burada oynamış çok sayıda futbolcu arkadaşım var ve onlardan duyduklarım da vardı. Shorunmu’yla buraya gelmeden önce konuştum ve o da çok olumlu şeyler söyledi. Bu yüzden şansımı burada denemeye karar verdim.

Büyümek isteyen bir takımdayım

Kayserispor takımı hakkında ne düşünüyorsun?

Takım oldukça iyi bence. Büyümek isteyen, iyi bir takım ve güçlü bir takım ruhuna sahip. Takıma yeni oyuncular katılıyor ve bu tip durumlarda takımın birbirine alışması genellikle zaman alır. Bu dönemde o zorlukları aşmaya çalışıyorum. Teknik direktörümüz eski bir futbolcu ve futbolun ne olduğunu çok iyi biliyor. En üst düzeyde futbol oynamış bir insan. Ayrıca oldukça disiplinli. Takımla ilgili sevdiğim bir başka şey ise futbol oynamak istememiz. Doldur boşaltla karambol bir futbol oynamıyoruz. Bu çok önemli. Eğer bir üst düzeye çıkacaksanız bunu sadece oynayarak başarabilirsiniz. Bu şekilde geçen seneki başarının üstüne çıkmayı hedefliyoruz.

Kayseri sosyal yaşamıyla ön plana çıkmış bir şehir değil. Bu senin için problem olacak mı?

Ben çok sosyal bir insan değilim ama aynı yerde bir süre sonra sıkılırsınız. Ben izin günlerimde çok dışarı çıkmayı planlamıyorum. Bilgisayarım, cep telefonum var. Dünyanın her yeriyle iletişimde olabilirim. Ayrıca önceleri çok sosyaldim ama yeni takımıma alışmak için bunları bir kenara bırakıp odaklanmam lâzım. Şu an önceliğim oynamak ve takıma adapte olmak. Ayrıca İstanbul ve Antalya gibi şehirler uçakla bir saat sürüyor. Oralara da gidebilirim istediğim zaman.

Bilgisayar oyunları veya benzeri şeyler oynuyor musun?

Yok, hayır oynamıyorum.

Nasıl olur, sen futbol oyunlarının efsanelerindensin.

Evet biliyorum. Bana bunu çok sayıda kişi söyledi. Ben oyunda onların oyuncusuymuşum galiba ama ben hiç oynamadım. Bazen sizi bu şekilde takdir eden oyuncularla karşılaşmak çok iyi olabiliyor.

Kayserispor’da şu ana kadar oynadığın maçlardaki performansını nasıl değerlendiriyorsun?

Türkiye’deki futbolun çok fiziksel olduğunu gördüm. Savunma oyuncuları topa değil, adama gidiyorlar. Ama zamanla buna alışacağım. Şu an önemli olan takım arkadaşlarımın nasıl oynadıklarını öğrenmem ve onların da benim nasıl oynadığımı görmeleri. Ben takımda çok iyi yetenekler olduğunu düşünüyorum ve iyi bir şekilde karışırsak çok iyi yerlere gelebiliriz. Teknik direktörümüz de sürekli bizi cesaretlendirmeye çalışıyor ve destekliyor.

Julius Aghahowa’nın bundan sonraki hedefi ne?

İlk hedefim burada oynamak ve takıma katkı yapmak. Bu oldukça önemli benim için. Buradaki başarıma ve takımın başarısına göre kalabilirim veya gidebilirim ama bunu zaman gösterecek.

Milli takıma geri dönmek senin için önemli mi?

İlk önceliğim değil. Geçmişe bakarsak milli takımla her turnuvada oynadım. Olimpiyatlar, Dünya Kupası, Afrika Uluslar Kupası gibi organizasyonlarda goller attım. Bunun üstüne bir şey koyacağımı düşünmüyorum milli takım maçları açısından. Ama milli takımla kupalar kazanmak isterim. O önemli olur. Fakat bu da şu an zor gözüküyor. Ben milli takımda oynarken hatalarımdan öğreniyordum. Böyle bir yerdi. Şimdi ise sürekli teknik direktör değiştiren bir takım olduk. Sürekli yeni oyuncular aranıyor. Benim katkımı isterlerse seve seve giderim ama istemezlerse de sorun değil. Hayat böyle.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here