Futbol Sadece Üç Büyükler Değil- Ahmet Çakır
AHMET ÇAKIR

Yayıncılık dünyasının tatile girdiği yaz aylarında İletişim’den yeni bir futbol kitabı geldi. Piknikte Dömivole adlı kitap Erdinç Sivritepe’ye Armağan olarak hazırlanmış. Derleyenler de Barış Karacasu ve Şener Yelkenci. Okurlar arasında Erdinç Sivritepe adını işiten olduğunu hiç sanmıyorum çünkü bu konularla yakından ilgili biri olarak ben de ilk kez duyuyorum.

 

Sivritepe, inanılması gerçekten güç futbol tutkunlarından biri. İçindeki futbol ve İzmirspor sevgisi ne tuttuğu takımın sürekli küme düşmesiyle eksiliyor ne de uzun yıllar Kanada’da yaşaması onu Türk futbolundan koparıyor. Hazırlamış olduğu internet sitesindeki bilgilerden pek çok futbol tutkunu yararlanıyor. Sivritepe 2001’de yurda dönmüş. Artık İzmirspor’u yeniden tribünde izleyebiliyor. Kitaptaki ‘Bir Yaşam Boyu İzmirspor’ başlıklı yazısı da bu tutkuyu anlatıyor.

 

Aslında kitabın insana biraz ‘dağınık’ gelen bir yapısı var. Ancak Tanıl Bora gibi bir firmanın editörlüğünde bunun söz konusu olamayacağını baştan biliyoruz. Örneğin, yine Tanıl Bora editörlüğünde Serkan Boyacıoğlu’nun derlediği İnadına Göztepe bu yönden derli toplu bir kitaptı. O kitapta da yazısı bulunan Oğuz Reşat Sipahi’nin buradaki yazısını ‘İnadına Göztepe’ diye bitirmesi ilginç. Kitaptaki en hacimli yazılardan biri bu. Demek ki Sipahi’nin Göztepe konusunda söylenecek çok sözü var.

 

21 değişik yazı, tek mesaj

 

Dağınıklık itirazımızı şimdilik bir yana bırakıp kitaptaki yer alan yazıları ve yazarlarını sıralamakla yetinip yargıyı okurlara bırakalım:

Ayhan Baynal: Kayseri Futbol Tarihine Bir Bakış (1923-2006); Bağış Erten, Antepspor’um Benim, Mazide Kalmış Sevgilim; Bozkurt K.Yılmaz, Piknikte Dömivole; Bülent Gürsoy, Futbolun Değişimi; Cem Pekin, Futbolcu Resimleri; Efkan Bucak, Tavşancılspor; Eray Özer, Almanya (Benim İçin) Pek Tatlı Vatan; Hakan Dilek, Sadri Alışık ve Ronaldinho; Karel Stokkermans, RSSSF – Maç Sonuçları Belgeliği; Mehmet Ali Çetinkaya, Saymaca/Düzmece: taraftar Takıntısının Bir Ucu; Muhmmed Ali Şahin, Nasıl Takım Tutmaya Başlanır?; Murat Odabaşı, Kulüplerin Gerçek Sahipleri Taraftarlar (mı)dır?; Mustafa Taha, Asya’dan Futbol Manzaraları; Oğuz Reşat Sipahi, Göztepe ve Onun Hazin Hikayesi; Özgür Dirim Özkan, Yugoslavya’da Futbol: Yeniden, Birlikte… Mümkün mü?; Remzi Salihoğlu, Taraftarlığın Tamiri: Takım Değiştirmek; Serbülent Şengün, Futbol Sevdasının Yanları: 1- Fantezi Futbol; Tuncay Yavuz, Sana Bir de Statlarından Bakalım Aziz İstanbul; Yusuf Al, Bir İnsan Neden Tirespor’u Tutar?; Zeki Kumova, Oyun Bitti.

 

Barış Karacasu’nun sunuşu dışında 21 yazar bize değişik konulardan söz ediyor. Bunlar arasında en çok önemsediğim Eray Özer’in yazısı oldu: Çünkü benden de söz ediyor!.. Şaka bir yana, Dünya Kupası 2006’da kardeşimizle gerçekten ilginç durumlara tanıklık ettik. Onun yazdıkları beni de heveslendirdi, ‘Ben de yazsam’ diye düşündüm… En ilginç yazılardan biri kuşkusuz Bozkurt K.Yılmaz’ın kitaba adını veren yazısı. “Maça veya pikniğe gitmek için sabah çok erkenden kalktığım günlerde içimde duyduğum heyecan ve mutluluğun yerini hiçbir şey tutmadı” diye başlıyor bu yazı. (Küçük bir kılçık: ‘içimde’ sözcüğü gerekli mi bu cümlede?) Piknikte oynanan top ve maçların radyodan dinlenilmesiyle onun ülke futboluyla ilişkilendirilmesi boyutunda gelişen yazı son derece keyifli. Topa ayağını sürmüş ve pikniğe gitmiş herkes o yazıda kendinden bir şeyler bulabilir.

 

Arkadaşım olduğu için değil, gerçekten iyi yazdığı için Bağış Erten’in yazısı da tavsiye edilir. Orada yaşadığı dönemdeki Gaziantepspor maçlarını anlatıyor Erten. Maç öncesinde tribündeki mangal partisi, bu kentteki futbol kültürünün başka yerlerde kolay rastlanmaz türden bir boyutunu oluşturuyor. Daha bunun gibi pek çok ilgi çekici ayrıntı kitabı güzelleştiriyor.

 

Öteki yazıların nelerden söz ettiğini anlamak zor değil. Kitap bugün artık neredeyse tümüyle 3 büyük takımla ilgilenmekle sınırlanmış bir futbol sevgisinin gerçekte çok değişik boyutlarının olduğunu-varlığını gösteriyor bize. Hatta Remzi Salihoğlu’nun yazısında daha ileri bir iddia var bu konuda: “Türkiye’de futbol üç takımın esareti altındadır. Medya, sermaye ve taraftar gücünü elinde tutan İstanbul takımları futbolda söylenecek farklı söz bırakmıyorlar.” diyor. Ancak kitap bu farklı sözü söyleyen yazılarla dolu (Salihoğlu’nun yazısında Villareal denilmiş, doğrusu Villarreal olacak).

 

Özellikle Serbülent Şengün’ün yazısı, ‘Bunların her biri ayrı bir kitap olabilirdi’ diye düşündürüyor insanı. Değişik yönlerine de değinmesine karşın özünde sanal âlemdeki futbolu konu edinen yazı bu alanda henüz bir kitabın yazılmamış olmasının eksikliğini duyuruyor bize.

 

Mustafa Taha’nın Asya futboluyla ilgili olarak verdiği bilgiler, Özgür Dirim Özkan’ın yerinde incelemeyle parçalanan Yugoslavya futbolunun bugünkü durumundan aktardıkları kitabın dış dünyaya açılan iki büyük kapısı oluyor. Kitabın tek yabancı yazarı Karel Stokkermans, internetten uluslararası alandaki her türlü bilgiye nasıl ulaşılacağını, kendilerinin bunların nasıl derleyip toparladıklarını anlatıyor. Sadece o kadar değil, isterseniz siz de bu arşivlere katkıda bulunabiliyorsunuz.

 

Çoktandır yeni bir kitabın çıkmadığı bu alanda ‘Piknikte Dömivole’ ile bu işin meraklılarına bir selam çakılıyor. Fakat onlar da o kadar azlar ki..

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here