Futbol üzerine yazdığım yazılarda genelde güzel oyunun bir takımın başarısı için yeterli olmayacağını , bu güzel futbolun skor olarak tabelaya yansımaması halinde o ekibin ve çalıştırıcısının mutlaka eleştirileceğini dile getirmiş hatta bir ara “Skor mu, spor mu ? “ diye de bir başlık atmıştım.

Tabii ki futbol bir seyir oyunu.. Bu oyunu gerek ekip, gerekse bireysel olarak süslemek ve onun en güzel meyvesi olan golleri atıp maçı kazanmak önemli. Ancak günümüzde güzel futbol, skora yansımadığı   sürece  o ekibe lig sıralamasında bir ivme kazandırmadığından pek bir şey ifade etmiyor.

Genel olarak düşünce şu  : Güzel oyuna prim mi var ? Yoksa artı puan mı veriliyor ? Kazanalım da, nasıl olursa olsun ! İsterse golü rakip kendi kalesine atsın !

Evet, günümüzdeki durum ve ağırlıkta olan yaklaşım bu..

Hatırlıyorum da gençlik yıllarımızda bu ülkede en güzel futbolu bir zamanlar Beyoğluspor diye bir takım oynardı. Hatta A Milli takımımız genelde hazırlık maçlarını bu takımla yapardı. Ama o göze hoş gelen güzelim futbolu oynayan o Beyoğluspor şimdilerde tarih sahnesinden silindi.

Bir Göztepe vardı Türk futbolunun  parlayan yıldızı… Avrupa Kupaları’nda yarı  final oynayan, üç büyükler efsanesine hem skor hem de futbol anlayışı  olarak son veren bir Göztepe.

Merhum Teknik Direktör Adnan  Süvari’nin çalıştırdığı ; Ali- K. Mehmet Çağlayan- Hüseyin , B.Mehmet, bir zamanlar Kayserispor’da Teknik Direktör olarak görev yapan Nevzat Güzelırmak, Nihat, Ertan, Fevzi, Gürsel, Halil on biriyle sahalarda fırtınalar estiren Göztepe hele bir bakın şu sıralarda hangi liglerde ?

Geçen sezon Alman Ligi ( Bundesliga )  Hoffenheim diye bir takımla tanıştı. Minicik bir köyün takımı olan Hoffenheim,  Boşnak ikili Vedad İbiseviç  ve Salihoviçli, yanlarında Djemba Ba’lı ,Obasi’li kadrosuyla haftalar boyu ligin zirvesinde kaldı. O küçücük Hoffenheim köyünün takımını sezon boyu ortalama 28-30 bin kişi izledi. Şayet Vedad İbiseviç sakatlanıp uzun süre takımdan uzak kalmasaydı, belki de o Hoffenheim şampiyonluğu bile kazanacaktı.

Önceki hafta Hoffenheim ile Hertha Berlin arasındaki Almanya Ligi maçını TV’den canlı izledim. Geçen sezonki takım yine aynı havada ve Hoffenheim’in maçlarını oynadığı stadın tribünlerinde ortalama 32 bin kişi var. Bu karşılaşmada Boşnak Vedad İbiseviç attığı 3 golle yıldızlaşırken, takımı sahadan 5-1 galip ayrıldı.

Demek oluyor ki, küçücük bir köy takımı Bundesliga’da yer alıp ayakta kalabiliyor. Seyirci ortalaması olarak ta üst düzeydeki rakiplerinin hiç gerisinde değil. Hoffenheim’ı  daha açıkçası İbiseviç ve arkadaşlarını izlemeye çevre illerden, ilçelerden ve köylerden binlerce seyirci geliyor.

Hemen her maçında aynı  görüntü.

Bir de bizim ülkemize bakalım ?

Koskoca Kayseri’nin Süper Lig’deki tek takımı Kayserispor’un bu sezonki seyirci ortalaması kaç acaba ???

Beşiktaş’ı evinde devirip geldiğimiz ve bir ilke imza attığımız karşılaşmanın ertesinde oynadığımız Kasımpaşa maçında 6-7 bin biletli ancak vardı.( Beleş biletlerin hesabını tutmadım )

Bu şehirdeki  futbolseverlerin ülkemizdeki en güzel statlardan biri olan Kadir Has Arena’yı doldurmaları için illa Fenerbahçe, Beşiktaş veya Galatasaray’la oynanması mı gerekiyor ?

Bu da gösteriyor ki bizdeki futbola bakış anlayışı ile Avrupa’daki zihniyet farklı.

Yense de yenilse de taraftar o stadı hep dolduruyor.

Çünkü öncelikli amaç futbol izlemek. Taraftarı olduğu takıma gereken tribün desteğini her zaman için vermek…

Adamlar profesyonelliği hazmetmiş. Bizimkiler ise aradan geçen yarım asra rağmen hala emekleme döneminde (!).

İstikrarsızlık diz boyu.

Bir bakıyorsunuz olmadık bir takımı hem de deplasmanda yıkıyor, ertesi hafta evinizde yüzü koyun yatıyorsunuz !!!

Güzel futbol yani göze hoş  gelen estetik hareketler, yıldız futbolcular tabii ki önemli.

Ama sonuç alamadıktan sonra güzel futbol neye yarar ki ?

Hoffenheim örneğinden DERS çıkartmalı, koskoca Kayseri’nin Süper Lig’deki temsilcisi Kayserispor’u yarınki Ankaragücü karşılaşmasıyla başlayıp hangi maçı olursa olsun desteksiz bırakmamalıyız. O  Ankaragücü ki, hemşerisi Ankaraspor’un adeta içini boşaltarak yani nerede ise tüm seçme oyuncularını kadrosuna katarak daha bir güç kazanmıştır.

Yarınki maçı da en azından puanla kapatmak için çalışacaktır.

Onlara bu fırsatı vermemeli ve eğer bu ligde üst sıraları hedefliyorsak ve gelecek sezon Avrupa kulvarında da koşmak istiyorsak biz kazanmalıyız !!!

Kurt  hoca Hikmet Karaman’ın nasılsa bize karşı sürekli tutan şansını kırmalıyız.

Arkadaşlar, şurası  kesin : Birliktelikten güç kazanılır  ve tabii ki sonrasında da BAŞARI gelir.

Aynı durum Bank Asya 1. Ligi’nde kendisini ZOR bir maratonun beklediği temsilcimiz Kayseri Erciyesspor için de geçerli. Pazartesi günkü Kocaelispor maçı, belki de sezonun en zorlu 90 dakikası olacak. Mavi- siyahlılara da destek verelim.

Unutmayalım , bu takımlar bizim, Kayseri şehri ise hepimizin…Düğünümüzde burada, ölümümüz de !

Bunu böyle değerlendirir isek arzulanan sonuca mutlaka ulaşırız.

 

Bekir Demirağ

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here