15 yaşından itibaren formasını giydiği Altay altyapısının en başarılı ürünlerinden biri. Ümit Milli Takım’daki performansı onu bu sezon başında, henüz 20 yaşında Süper Lig takımlarından Kayserispor’a taşıdı. Geçtiğimiz ay hem Ümit Milli Takım hem de Kayserispor adına attığı gollerle bir stoperin skora etkileri konusunda adeta ders verdi. Sadece kesiciliğiyle değil, topu kullanırken gösterdiği beceri ve soğukkanlılıkla da Türk futbolunun önemli kazançlarından biri olarak parıldıyor.

 

  width=

Röportaj: İlker Uğur

 

Gerçeği söylemek gerekirse seni çok iyi tanımıyoruz. Genç ve Ümit milliliklerin var ama Türkiye’nin bir gerçeği olarak, oynadığın iki Galatasaray maçında parladın. Bize biraz kendinden bahsedebilir misin?

 

1988 İzmir Bergama doğumluyum. 1993’te babamın işi nedeniyle İzmir’e yerleştik. Futbola yedi yaşında amatör lig takımlarından Çamdibi Gücü’nde başladım. 1998’de lisansım çıktı. Çamdibi Gücü’nde yedi sezon oynadım. 15 yaşındayken altyapı antrenörlerinin beğenmesi sonucu Altay’a geçtim. 1.5 sene Altay altyapısında oynadım. Bu dönemde A Genç kategorisinde Türkiye üçüncüsü olduk. O takımın çalıştırıcısı Ercan Ertemçöz’dü. Tam bu başarılı dönemde Altay A takımının Teknik Direktörü ayrılınca Ercan Hoca A takımın başına geçti. Altyapıdan 12 futbolcuyu da A takıma çıkardılar. Bir tek ben kaldım. Önceki takımımla sorun yaşamamak için bir sene erteleyip, yaşımın dolmasını bekleme kararı aldılar sanırım. Lig böyle başladı. Ama ikinci hafta Cuma günü takımın üç stoperi de sakattı. Bunların arasında Metin Depe ve Ali Eren de vardı. Beni Cuma günü apar topar profesyonel yaptılar ve o gün takımla İstanbul’a gittim. Yedek olarak gittiğimi düşünüyordum ve oynayacağımı hiç sanmıyordum. Hoca kadroyu açıkladığında ismimi görünce bir anda dizlerimin bağı çözüldü.

 

Maç hangi takıma karşıydı?

 

Büyükşehir Belediyespor’la oynuyorduk ve 2-1 kazandık. Oldukça iyi oynadım. Teknik Direktörüm bana güvendi, ben de onu mahcup etmedim. O sezon 10 maça çıktım. 17 yaşımda 10 maç oynadım ve bu benim için mucize gibi bir şeydi. Belki bir sene bekleseydik ben hiç profesyonel olamayabilirdim. Teknik direktör farklı olabilirdi. Beni profesyonel yapmayabilirlerdi. O sezon iki tane de gol attım. Futbolculuk maceram böyle olaylı başladı.

 

Sonraki sezonda neler oldu?

 

Bir sonraki sezon çok ağır bir sakatlık geçirdim. Kasığımdan sakatlandım ve tedavisinin olmadığı söyleniyordu. İğne tedavisi öneriliyordu ama bunun yanlış olduğunu söyleyenler de vardı. Kimseye güvenemiyordum bu sakatlıkla ilgili.

 

Ne sakatlığıydı bu tam olarak?

 

Oestetis Pubis diye bir sakatlık. Çoğu futbolcuda olan bir şey aslında. Ama beni yaklaşık bir sene futboldan uzak tuttu. Dönüşümde 15 maç oynadım, birkaç tane de gol atınca dikkat çektim. O sayede Ümit Milli Takım’a yükseldim. Orada oynadığım ilk maçta da gol atınca iyice ön plana çıktım ve bu gelişmeler beni Kayserispor’a kadar getirdi.

 

Bir anda sıçrama yaptın yani.

 

Evet evet. Her şey bir anda gelişti hayatımda. Profesyonel olmam bir anda oldu. Yaptığım çıkış da bir anda. Belki benim profesyonel olmamı kimse beklemiyordu takımda. Ama ben kendime güvendim hep. Bana güvenenleri de mahcup etmedim. Şunu söyleyebilirim; basamakları birer birer değil, ikişer ikişer çıktım.

 

 width=

Kayserispor’a gelişin nasıl oldu?

 

Altay’da sözleşmemin bitmesine 6 ay varken yöneticilerle görüştüm. Kalmak isteyip istemediğimi sordular. “Benim de şartlarım olacak ama neden Altay’da kalmak istemeyeyim ki?” dedim. Sonuçta Altay’dan yetiştim sayılır. O zaman bana “Sen ne dersen onu yapacağız, 10 milyon dolar da verseler seni satmayız” dediler. Benim düşüncem hep şartlar oluşursa kalırım şeklindeydi. Konu benim için kapanmıştı. Toulon Turnuvası’nda Ümit Milli Takım forması giydim. O turnuva ve kamp dönemi yaklaşık 20 gün sürdü. Dönüşte de tatile gittim. O dönemde benimle ilgilenen kulüpler ortaya çıktı. En ciddi teklifle Kayserispor’un geldiğini biliyordum. Ama yöneticilerle konuşmuştum ve şartlarımın kabul edileceğini düşünüyordum. Ancak herhalde kulübün maddi durumu çok iyi olmadığından beni gözden çıkarttıklarını ve satmak istediklerini gördüm. Kayserispor’u tercih etmemin birinci sebebi Tolunay Kafkas’ın orada olmasıydı. Tolunay Hoca aynı zamanda Ümit Milli Takım’da da teknik direktörümdü. Onunla telefonla konuştuk. Bana “Sen boş adam değilsin. Kayseri seni çok büyük paralar vererek alıyor. Bu kulüp, bu yaştaki hiçbir futbolcuya bu kadar para vermez. Burada ayrıca ben varım” dedi. Bana o güveni sonuna kadar gösterdi ve bunun üzerine hiç düşünmeden imza attım.

 

Kayseri futbol için mükemmel

 

İzmir’den sonra Kayseri’de yaşam biraz daha zordur herhalde.

 

Evet, biraz öyle. İzmir çok güzel bir şehir ve tam yaşanılacak bir yer. Kayseri’ye ilk geldiğimde biraz sıkıldım. İzmir’de boş zamanlarda gidilecek çok yer varken Kayseri’de birkaç yerle sınırlısınız. Başta sıkıntı oldu ama alıştım. Futbola kendimi vermek için Kayseri’nin mükemmel bir yer olduğuna inanıyorum. Harcayacak çok yer olmadığı için para biriktirmek açısından da çok iyi bir şehir. İzmir o açıdan kötüydü. Para harcamak için çok yer var ve dışarı çıktığında kesin harcıyorsun ama Kayseri öyle değil.

 

İzmir’de hangi lisede okudun?

 

Çamdibi’ndeki Sıdıka Rodop Lisesi’nde. Çamdibi farklı bir yerdir. Arabayla caddeden geçerken yolda yürüyen insanlar istiflerini hiç bozmaz. Yolun ortasından çekilmelerini istediğiniz zaman da kızarlar. Çok ters bir yerdir. Aslında merkezî bir yer, her yere çok yakın ama fena yani.

 

Futbolculuktan başkasını düşünmedim

 

İki-üç sene öncesine kadar futbolcu olma hayali kuran bir lise öğrencisiydin ve bunun olma ihtimali vardı sadece. Başka ideallerin, planların da var mıydı?

 

Ailede futbolculuk var aslında. Babam köy takımında oynuyormuş. Amcamı zamanında Manisaspor çok istemiş. Dedemler “Sen gidersen bu tarlayı kim sürecek?” demişler ve bırakmamışlar. Ben okula başladığımdan beri futbolu hep ön plana koydum. Ders 13.00’te başlıyorsa ben 11.00’de okulda olur ve ders başlayana kadar maç yapardım. Öğretmen olmak, doktor olmak gibi hayallerim olmadı hiç. Hep futbolculuktu hayalim. Hâlâ bu hayali gerçekleştiriyorum. Daha tam oldum diyemiyorum çünkü.

 

Hep öyle bir durum var. Bir olmamışlık hali. Bu durumda bir B planınız da oluyor herhalde.

 

Evet tabii. Erciyes Üniversitesi’ni kazandım. Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu öğrencisiyim. Üniversitede okumayı çok istiyordum ve Kayseri’de bir yandan eğitimimi de yürütecek olmam beni çok mutlu ediyor.

 

Futbolculuk hayatı senin açından nasıl bir hayat?

 

Futbolculuk, dışarıdan herkese kolay gözüken bir iş. Bir saat koşup dünyanın paralarını götürüyoruz gibi bir izlenim var. Ama öyle değil. İlk planda ben Kayseri’de ailemden uzak yaşıyorum. Kamplar uzun ve bu sizi yakın çevrenizden uzaklaştırıyor. Takımınız aileniz oluyor. Saate vurduğunuzda futbol en çok kazandıran mesleklerden ama bu paraları kazanacak noktaya gelene kadar harcadığınız emek de parayla ölçülemez. Her şeyden fedakârlık ediyorsunuz.

 

 width=

Futbolcu olamayanın trajedisi büyük

 

Altyapıda beraber oynadığın ama futbolcu olamamış çok yetenekli arkadaşların vardır herhalde.

 

Öyle çok arkadaşım var. Futbolu bıraktıklarını duyuyorum. Çok yetenekli pek çok arkadaşımın şansı dönmedi bir türlü ve eşiği geçemediler. Bunların bazıları tinerci olmuş, bazıları esrarkeş. Futbol, oynayanı kötü alışkanlıklardan uzaklaştırsa da futbolcu olamayanların trajedisi gerçekten çok büyük.

 

Bu önemli bir konu gerçekten de. Sen ne yapardın böyle bir durumda?

 

Ben her zaman gelişime inanırım. Benim için futbol olmasa öğretmenlik olur, marangozluk olur ama mutlaka bir şey olurdu. Futbolcu olamıyorum diye hayatı bırakmam ve mutlaka bir meslek edinirdim.

 

Boş zamanlarında neler yapıyorsun?

 

Kayseri’de bazen sinemaya gidiyoruz. Yemek yemeye, kahve içmeye çıkıyoruz. Çoğunlukla internette vakit geçiriyorum. Oyun oynuyorum. PES oynarım. Football Manager oynardım.

 

Takım arkadaşın Aghahowa o oyunun yıldızlarındandı.

 

Evet. Yorumları okuyorum bazen. Herkes FM’deki başarısıyla ilgili yorumlar yapmış. Ben Aghahowa’yı Playstation’dan biliyorum. Zaten yöneticilerle konuşurken Aghahowa’yı sordum onlara. Onlar da bana nereden tanıdığımı sordu. Ben de “Tanımaz mıyım, PES Master League’deki ilk transferimdir hep” demiştim.

 

Mehmet Topuz beni şaşırtıyor

 

Kayserispor’un hedefleri olan bir kulüp olduğunu belirttin. Takım yapınız konusunda ne düşünüyorsun?

 

Kaptanımız Mehmet Topuz tam bir lider. Bize ağabeylik, kaptanlık yapıyor. Bir ihtiyacımız olduğunda ona söyleriz ve hemen halleder. Çok da iyi bir futbolcu. İdmanlardaki hırsı beni şaşırtıyor. Bu kadar göz önünde olan bir futbolcu kendini sıkmaz dersiniz ama Mehmet ağabey idmanları da maç gibi yapıyor. Takımdaki arkadaşlık mükemmel. Herkes birbiriyle kardeş gibi.

 

Aghahowa Kayserispor’un futbol oynamak isteyen bir takım olduğunu söylemişti. Sen de katılıyor musun?

 

Evet. Antrenmanlarımız hep pas üzerinedir. Puroviç’in sakatlığı bizi etkiledi başlangıçta. Aghahowa yalnız kaldı forvette. Ama şu an işler yolunda. Pasa dayalı bir oyun yapımız var ve asla doldur boşalt oynamıyoruz.

 

Önceleri savunma oyuncularının fiziğine ve rakibi durdurma yeteneklerine bakılırdı.

En iyi stoper en uzağa vuran stoperdir. (Gülüyor)

 

Evet. Şimdilerde ise oyun kurma yetenekleri çok ön plana çıktı. Kimse sadece iyi adam tutuyor diye savunma oyuncusu almıyor. Sen bu noktada kendini nasıl görüyorsun?

 

Biraz oyun zekâsına sahip birisiyim aslında. Benim maçlarıma bakarsanız çok fazla uzun top vurduğumu görmezsiniz. Hep çevremi kontrol ederim ve topu nereye oynayacağımı bilirim.

 

Tecrübe eksikliği seni etkiliyor mu?

 

Bir olay anlatayım. Aydın ağabey Süper Kupa maçından önce sakatlandı. Ben oturdum odada, kendimi oynarken düşünüyorum ve şaka gibi geliyor. Hep TV’den gördüğüm Hasan Şaş, Nonda gibi oyuncularla oynayacağım. Bunu bir fırsat olarak gördüm. Tecrübe çok önemli gerçekten ve şu an yaşadığım her şey benim için tecrübe.

 

Kendine örnek aldığın savunma oyuncuları var mı?

 

Rio Ferdinand’ı kendime örnek alıyorum. Benim için stoper eşittir Ferdinand. Aydın ağabey de çok akıllı bir stoper. Çok çabuk değil belki ama oyun zekâsı müthiş. Ayrıca çok da iyi oyun kuruyor.

 

Bank Asya Birinci Lig’den gelmiş bir oyuncu olarak Turkcell Süper Lig’le aradaki farkları anlatabilir misin?

 

İkinci Lig’de herkes topa basar. Bir adama üç kişi pres yapar örneğin. Mücadele çok fazladır. Takımlar birbirine daha denktir, son sıradaki takım lideri yener. Geçen sezon İstanbulspor küme düşmesi kesinken gidip Sakaryaspor’u deplasmanda yendi ve Süper Lig’den etti. Süper Lig oyun ve taktiksel anlamda çok daha üst düzeyde bir yer. Bir de takımların güç dengesi daha farklı.

 

Ümit Milli Takım’da çok iyi bir performans sergiliyorsun. Takım da play-off’a kaldı ve Beyaz Rusya ile oynayacak. Bu konuda ne düşünüyorsun?

 

Şu ana kadar 9 kez Ümit Milli Takım’da forma giydim. Ümit Milli Takım’daki ortam belki hiçbir yerde yok. Aynı yaş grubu oyuncularıyız ve çok eğleniyoruz. Yaş nedeniyle herkes birbirini çok daha iyi anlıyor. Avrupa’nın farklı yerlerinden oyuncular geliyor ve herkes birbirinden çok şey öğreniyor. Ümit ve Genç Milli Takımlar futbolcu olma yolunda çok ciddi motivasyon bence. A Milli Takım’a en yakın yerdeyiz ve burası çok önemli bir vitrin. Play-off’a gelince, son Çek Cumhuriyeti ve Ermenistan maçlarındaki gibi oynarsak Avrupa Şampiyonası vizesini alacağımıza inanıyorum.

Tamsaha Dergisi.