Ana Sayfa Köşe Yazısı Dr.Selim Dündar ile Haftaya Bakış: 4 Soru – 4 Cevap

Dr.Selim Dündar ile Haftaya Bakış: 4 Soru – 4 Cevap

0

Soru 1: Süper Lig’de son düzlüğe girildi. Ligin bitmesine beş maç kaldı ve karşılıklı atışmalar, gerilimler artmaya başladı. Geçen hafta oynanan Fenerbahçe-Galatasaray maçından sonra başlayan polemiklerde, bu haftada oynanan Galatasaray-Kayserispor maçından sonra Kayserispor Başkanı Erol Bedir’in bir söylemi oldu. Ne düşünüyorsunuz?

Cevap 1: Malumunuz siyasette son yıllarda moda bir söylem var: Kutuplaştırma siyaseti güdüldüğü ve halkın ikiye bölündüğü söyleniyor. Kısmen geçerlilik payı var. Öte yandan siyasette bu kutuplaşma siyasetinden şikayet edenler, bir bakıyorsunuz futbolda da benzer bir durum ortaya çıkarıyorlar. Öncelikle geçen hafta oynanan Fenerbahçe-Galatasaray maçından sonra, Galatasaray kulüp yönetiminin bir talebi oldu. Müsabaka hakeminin VAR odası ile konuşma kayıtları kamuya açıklansın dediler. Bu talebin muhatabı FIFA adına futbol oyun kurallarının belirlenmesinden sorumlu olan Uluslararası Futbol Birliği Kurulu (IFAB) ve Türkiye Futbol Federasyonu. Bu talebe Galatasaray’ın şampiyonluktaki rakibi olan Başakşehir Kulübü’nün Başkanı Göksel Gümüşdağ’ın çıkıp cevap vermesi ve “VAR Kayıtları IFAB Kuralları gereğince açıklanamaz.” demesi hem içerik olarak hem üslup olarak yanlış olmuştur. Öncelikle Galatasaray’ın bu talebine TFF cevap vermesi gerekir. İkinci olarak VAR kayıtları ulusal futbol federasyonlarının uygun bulması halinde kamuoyu ile paylaşılabilecektir. Bunun örneği Hollanda’da yaşanmıştır. Şampiyonluk mücadelesi kıyasıya sürerken Fenerbahçe-Galatasaray maçında atılan golden önce bir faul pozisyonu var ise ve hakemin VAR Odası ile de görüşmesi olduğu halde, içeri girip pozisyonu tekrar izleme gereği duymamış ise elbette Galatasaray Kulübü, böyle bir talepte bulunabilir. Bu çok doğaldır. Ancak rakip takım Başkanının buna cevap vermesi hem de yanlış bir bilgi ile cevap vermesi kabul edilemez.

Bu olaydan sonra bu hafta oynanan Galatasaray-Kayserispor maçından sonra hakkı yenen bir Kayserispor var. Elbette maçtan sonra Kayserispor Kulüp Yönetimi, hakkını arayacak ve maçta yaşanan hatalı hakem kararlarına dikkat çekecektir. Bu da çok doğal. Ama Kayserispor Kulüp Başkanı çıkıp da Fatih Terim’in taraftara el sallamasına “Fatih Terim, hakem Arda Kardeşler’i de çağırıp birlikte el sallasaydı.” demesi yakışık almamıştır. Öncelikle bu sözlerin muhatabı kulüp teknik direktörü olamaz. Nasıl ki, tersi bir durumda yani Galatasaray aleyhine yapılan hatalardan sonra Galatasaray Kulüp Başkanı çıkıp da Hikmet Karaman hakem ile el sallasın dese hoş olmazsa, Erol Bedir’in bu sözleri de kendisine yakışmamıştır. Kaldı ki, şampiyonluk yarışının kızıştığı bu haftalarda hele de Süper Lig’de 13. haftada oynanan Galatasaray-Konyaspor maçından sonra, 17 kulübün ortak bir bildiri yayımlayarak Galatasaray’a karşı bir “cephe” gibi algılanması sonrasında, bu tür söylemler tehlikeli ve gereksiz söylemlerdir. Siyasette eleştirilen kutuplaşmayı futbola da getirmekten başka bir işe yaramaz. Bu ülkede tıpkı Cumhurbaşkanımızın tarzını sevmeyenler olduğu gibi Türk futbol tarihinin en önemli teknik direktörü konumundaki Fatih Terim’e karşı da alerjisi olan bir grup var. Belki Erol Başkan’da bundan etkilenmiştir, bilmiyorum. Ama kulüp yönetirken kişisel duyguları karıştırmamak doğru olacaktır. Kulüp Başkanının muhatabı, diğer takımın yönetimi ve federasyon ile MHK olmalıdır. Rakip takım teknik direktörü değil.

Soru 2: Son beş haftaya girilirken Kayserispor 36 puanla 12. sırada. Düşme hattının hemen üstündeki Bursaspor ise 29 puanda. Size göre bundan sonraki haftalar neler olabilir? Kayserispor düşme korkusu yaşar mı, ya da hedef ne olmalıdır?

Cevap 2: Ankaragücüne kaybedilen maçtan sonra ilk beşe oynama şansımızı kaybettiğimizi yazdım. Geçen sezona Hikmet Karaman ile başlayıp başarısız olan Alanyaspor geçen sezon Mesut Bakkal ile ligde kalmıştı. Bu sezon da Sergen Yalçın ile şu anda beşinci sırada. Pekala Kayserispor da çeşitli olumsuzluklara rağmen buralarda olabilirdi. Ama kendi hatalarımız buna engel oldu. Bundan sona son beş haftada Alanyaspor, Kasımpaşa ve Erzurumspor ile Kayseri’de oynayıp, Trabzon ve Akhisar ile deplasmanda oynayacağız. Fikstürümüz de fena değil. Keşke Ankaragücünü yenmiş olsak, bugün 39 puanla 41 puanlı Alanyaspor ve Antalyaspor ile beşincilik için çekişecektik. Olmadı. Bundan sonra alabileceğimiz tüm puanları alıp, ligi iyi bir yerde mümkünse ilk onda tamamlamak hedef olmalıdır. Daha önemlisi de gelecek sezonun planlaması yapılmalıdır. Şimdiden alınabilecek genç oyuncular ile görüşmeler yapılmalıdır.

Soru 3: Ligin son haftalarına girilirken Başakşehir yine puan kaybetmeye başladı. Geçen sezonun tekrarı mı olacak? Ne dersiniz? Başakşehir’in İstanbul’un yeni Belediye Başkanı seçilen Ekrem İmamoğlu tarafından pek dikkate alınmaması, buna karşılık Cumhurbaşkanımızın açıkça bizim kurduğumuz bir takım, şampiyon olmasını isterim demesi, size göre futbola siyaseti de sokuyor mu?

Cevap 3: Sondan başlayalım. Futbol, zaten tarihi boyunca siyasetten tamamen bağımsız bir alan olmadı ki…Açıkçası siyasilerin de takım tutması doğal. Ancak başta bahsettiğim kutuplaştırma siyasetini futbola taşımak doğru değil. Yeri gelmişken söylemek gerekir, 2002 yılından beri iktidar olan AK Parti’nin son seçimlerde arzu ettiği başarıyı elde edememesinin çok önemli sebepleri var. Bunlardan ilki siyaset ve bürokraside yeni isimleri kazandıramamış olması. Yani nasıl ki alt yapıya önem veren bir futbol takımı örneğin Altınordu, Bursaspor sürekli alt yapılardan A takımlara oyuncu yetiştiriyorsa, siyasi partilerin ve iktidarların da bir misyonu bu olmalıdır. Siyaset ve bürokraside yeni ve yetenekli isimleri piyasaya, yani kamuoyu önüne çıkartmaları beklenirdi. Bunu rahmetli Erbakan Hoca çok güzel yapmıştı. Ancak bakıyorsunuz, yeni isimler olmaksızın yanlış kişiler aday gösterildi. İktidarı yıpratan sebeplerden bir diğerini de işte futbol gibi sanat camiası gibi alanlarda birilerinin iktidar ile iyi ilişkileri olduğu imajı oluşturmalarına fırsat verilmesidir. Bu tarz halkın hoşuna gitmiyor. Dolayısıyla evet “futbol asla sadece futbol değildir.” ama “futbol, herşeyden önce de futboldur. Futbol olmalıdır.” Buna dikkat etmek ve bozmamak gerekir.

Gelelim şampiyonluk yarışına…Bu hafta Uluslararası Spor Araştırmaları Merkezi (CIES) tarafından Avrupa’daki 31 lig içinden en yaşlı 25 takım seçildi. Seçilen bu sıralamada en yaşlı takımı kim oluşturuyor dersiniz. Başakşehir Takımı, 30.8 yaş ortalaması ile en yaşlı takım. Dolayısıyla ligin sonlarına doğru Başakşehir’de bir performans düşmesi beklemek sıradışı bir durum değil. Üstelik bana göre ikinci yarı süreç iyi yönetilmedi. Demba Ba alındı, hiç oynatılmadı, Adebayor ile teknik yönetim anlaşmazlık yaşadı. Defansın önemli ismi Epureanu’nun sakatlığı da onları çok etkiledi. Fikstür Başakşehir lehine gözüküyor. Ancak asıl sorun rakiplerinde. Bana göre kaliteli bir ligde yaş ortalaması 31 civarında olan bir takım şampiyon olamaz. Başakşehir’in karşısındaki takımlarda ciddi sorunlar var. Ne Galatasaray tüm maçlarını alacak kadar iyi, ne de Beşiktaş.

Soru 4: Yıllardır milli takım ve Fenerbahçe hayali kuran bir Yılmaz Vural var. Hatta son Adana Demirspor ile olan sözleşmesine dahi Milli Takım veya Fenerbahçe’den teklif gelirse, tazminatsız gidebilir şeklinde madde koydurmuş. Yıllardır kendini geliştiren bir Hikmet Karaman var. Bu sezon şampiyonluğa giden Başakşehir takımının mimarı Abdullah Avcı’nın adı Fenerbahçe ve Beşiktaş ile geçiyor. Size göre Fatih Terim ve Mustafa Denizli’den sonra büyük takımlarda yerli hocalar başarılı olabilir mi?

Cevap 4: Yılmaz Vural’ı 33 yaşında Malatyaspor teknik direktörü olduğu zamandan beri takip ederim. Modern futbolu bilen, Türk futboluna çok katkı vermiş bir isimdir. Bu inkar edilemez. Ancak Yılmaz Hoca artık 66 yaşında. Çok da yıprandı. Eski gücü ve motivasyonu olduğunu düşünmüyorum. Ama zamanında şans verilse, bana göre kesinlikle başarılı olurdu. Futbolda yabancı teknik adamlara gösterdiğimiz tahammülün onda birini yerli hocalara göstersek bugün çok daha fazla yerli hocayı konuşuyor olurduk. Son yılların parlayan hocası Abdullah Avcı. Abdullah Avcı, 15 yıl futbol oynadı ancak genelde vasat bir futbolculuk kariyeri var. Teknik direktörlükte ise Galatasaray paf takımı ve Genç milli takım ile başarıları var. Herşeyden önce gelişmeye müsait bir yapısı var. Planlama yapıyor, kendini geliştiriyor. Ama büyük futbolcu olmak, büyük teknik adam olmak kolay değildir. Milli takımda, bu aşamayı kaydedemedi. Büyük takımlarda bir şans verilmesini hak ediyor. Bekleyip görmek gerekir. Ancak büyük takımlarda, sürekli göz önünde, her hamlesi eleştirilen biri olmak kolay değildir. Bu baskıyı kaldırıp, motivasyonunu kaybetmeden mücadeleyi sürdürmek gerekir. Bu yönüyle işi kolay olmaz. Ama tecrübe ve birikim olarak bu tür görevlere hazır. Bana göre Türk hocalara şans verilmeli, bunda da ısrar edilmeli. Yabancı hakkı olsa dahi de yerli ve genç oyunculara da ısrarla şans verilmeli. Kulüpler de ancak bu şekilde ayakta kalabilir.

Dr. Selim Dündar

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here