Tribünlerde adına Kebapçı Hilmi (Özdoğan), Şön Hilmi, Kolombo Hilmi diye tezahüratta bulundular. Gerçekten kebapçıydı. Kayserispor’da geleneği bozup üst düzey yönetici olmadan farklı bir meslek erbabı olarak ilk kez yönetim kademesine gelen taraftarlıktan yükselme bir yöneticiydi. Fedakardı, hatta Kayserispor uğruna kebapçısından vazgeçecek, aile içi sitemlere aldırış etmeyecek kadar. Kebapçı Hilmi 20 yıla yakın yaptığı ve ‘Bu iş kuşçuluğa benzer, hastalık gibidir’ diye tanımladığı yöneticiliğini, o dönemki Kayserispor’u, Galatasaray’ın efsanevi futbolcusu Metin Kurt’u Kayserispor’a nasıl getirdiğini, teşvik primlerini ve günümüzün Kayserispor’unu Anadolu Haber’e anlattı.

“Yönetime seçilmem göze battı”

Kayserispor’la olan hikayeniz nasıl başladı?

Kayserispor’un fanatik bir taraftarıydım. 1971’de Kayserispor’un yönetimine girdim.

Rahmetli Rıfat Gönen vardı. O dönemde üst düzey yöneticiydi . İşçi Kredi Bankası’nın genel müdürüydü. O günkü şartlar altında Kayserispor’da yönetime seçilenler üst düzey kişiler olurdu. Ben fakir bir ailenin çocuğuydum. Kebapçılıkla uğraşan biriydim. O yüzden yönetime seçilmem göze battı. Her gün gazetelerde aleyhime yazılar yazılıyordu. O dönemin gazetecilerinden Mustafa Gümüşkaynak’ın yazdığı yazılar özellikle beni çok rahatsız ederdi. Bu yüzden Aydemir Doğan’ın yanına gittim. Aydemir Ağabey o zaman Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü yapardı. Kendisine durumu anlattım. Beni o zaman Emmi’nin Yeri diye bir restaurant vardı oraya çağırdı. Mustafa Gümüşkaynak da gelmişti oraya. Bana ‘Seni gündemden düşürmemek için, bu toplumun içinde barınabilmen için her gün gündeme getiriyorum, beni yanlış anlama.’ dedi. Sonraki günlerde daha olumlu yazmaya başladı. Zaman geçtikçe biz daha yukarılara vurmaya başladık.

Bir gün kulüp binasındayız. Kulüp müdürümüz Rauf Ağabey (Işıldar) vardı. O benden çay söylememi istedi. Rahmetli Selçuk Karakimseli de, ‘Bundan sonra çay söylemeye inmeyeceksin, bundan sonra Hilmi’nin yanında oturacaksın.’ dedi. Selçuk Karakimseli de Kayserispor yönetim kurulu üyesiydi. Ben ondan sonra yaklaşık 15 sene transfer komitesi başkanlığı yaptım. Birden tavana vurduk yani. O zamanlar Kebapçı Hilmi diye de bir dükkanım vardı. Mehmet Haymanalı’dan sonra kendi isteğimle görevi bıraktım. O zaman şartlar öyle gerektiriyordu. Haymanalı çok ısrar etti ama 20 seneye yakın yaptım, artık yeter dedim.

“Kayserispor uğruna çok para kaybettim”

Kayserispor uğruna neleri feda ettiniz?

Çok şeyler feda ettim ama onları söylemeye gerek yok, çok para kaybettim.7-8 senede geri aldım bu paraları. Bütün hepsi Kayserispor’un karar defterinde yazılıdır. Mesela Metin Kurt’u, Enver Yürekligil’i, Mustafa Ergül’ü Kayserispor takımına getirdim. Galatasaray’ın oyuncusuydular, Metin Kurt’a cebimden 1 Milyon Lira şahsi çek verdim.

“Metin Kurt’a şahsi çek verdim”

Nasıl becerdiniz o oyuncuları Kayserispor’a getirmeyi?

O şartlar altında korkunç paralara geldiler. Dedim ya, 1 Milyon Lira Metin Kurt’a şahsi çek verdim ben. Kayserispor’un o zaman Toto’dan geliri vardı, bir de stat hasılatı vardı. Bu paraları almakta sonradan zorluk çektim ama Kayserispor’da bir kuruşum kalmadı. Bir de ben eğer Kebapçı Hilmi olduysam bu Kayserispor sayesindedir. Bugün ben çocuklarıma söylerim; ben ölsem de 10 sene benim ismim size yeter derim. Zamanında çok ektim şimdi çok güzel biçiyorum. Herkes beni sever ve sayar, fedakarlık yaptım ama karşılık bekleyerek yapmadım.

“Galatasaray Metin Kurt’un geri dönmesini istedi”

Metin Kurt gelmeye nasıl ikna oldu, sonuçta İstanbul ile Kayseri arasında fark var.

O zaman Kayserispor deplasman maçlarına gittiği zaman Galatasaray, Fenerbahçe gelmiş gibi statlar ful dolardı. Sadece onlar değildi, başka büyük takımlar da vardı Kayserispor’da. Bana Turhan Ece dedi ki Metin Kurt başınızı çok ağrıtır, zor durumlara düşersiniz. Eğer gelir özür dilerse onu affederiz dedi. Metin Kurt küçük oğluyla birlikte otel lobisinde oturuyordu. Ona dedim ki, seni Galatasaray’da bırakmak istiyorum. O da dedi ki, ‘Sen bırakırsan beni Beşiktaş istiyor oraya giderim.’ Özür dilesen dedim ona da yanaşmadı. Sonra kesin kararımı verdim Turgay Ece’ye de geri dönmek istemediğini söyledim.

“Kayserispor futbolcularını kimse tanımıyor”

Onların gelmesi Kayserispor’un derecesini yükseltti mi?

Ben bunu her yerde söylerim, bir takımın vitrini iyi olacak. Şehir takımı bu, vitrini süslü olacak. Eskiden Kayserispor’daki bütün futbolcular, taraftarlar ismiyle birlikte tanınırdı. Şu an Kayserispor’da 25 tane futbolcu var dışarı çıkıp gezin kimse tanımaz. Neden reklamı yapılmıyor? Daha önce çok iyi yapılıyordu bu iş. Kayserispor buralara kolay gelmedi. Bakıyorum da açıklamalara, “Biz de resmi de olsa satılık futbolcu yok” diye yazılar yazılıyor. Böyle bir mantık olabilir mi? Şimdi siz bu gazetede çalışırken başka bir yerden daha yüksek ücret teklif edecekler, bunu düşünmek hakkınız değil mi?

“Kulüp taraftarlara fedakarlık yapmalı”

Kayserispor taraftarın tribüne gelmemesinden şikayetçi, sizce bunun nedeni ne?

Bence her şeyden önce taraftarsız Kayseri-spor olmaz. Örneğin yeni bir tiyatro salonu yapmışsınız her tarafı mermerlerle kaplı ama içinde müşteri yok, bu olacak iş mi? Fedakarlıklar yapmalısınız kulüp olarak. Örneğin Beşiktaş’ın Çarşı grubu var, bunlara biletler verilir kulüp tarafından, bunların içinden söz sahibi kişileri vardır. Kayserispor bunları yapmalı. Okullara inmeli mesela. 5 arabayla 10 arabayla okulların önünden çocukları alacaksın, maça götürüp tekrar okulun önüne bırakacaksın. Ailelerine güven vereceksin.

Genel olarak Türkiye’de futbola ilginin azaldığı yazılıyor, bunun nedeni şike iddiaları olabilir mi? Yani futbol temiz bir oyun mu?

Bence temiz bir oyun, çocukları kötü alışkanlıklardan uzak tutuyor. Bu şike iddiaları falan da, futbol adına kötü elbette.

“Şike olmazdı ama teşvik primi olurdu”

Sizin zamanınızda olur muydu şike?

(Gülüşmeler…) Hayır biz de kesinlikle şike olmadı, maç satmak falan da asla Kayserispor’da yaşanmadı.

Yani hiç mi yaşanmadı, herhalde bunlar günümüzde var olan şeyler değildir yalnızca?

(Gülüşmeler…) Şike olmazdı ama teşvik primi olurdu.

Teşvik primi yasal mıydı?

O zamanlar yasaldı diye biliyoruz. Ama biz vermezdik, yani yönetici vermezdi bunu. Şimdi Kayserili bir insan gitmiş Mersin’e örneğin, zengin bir adam diyor ki misal, “Kayseri Mersin İdmanyurduspor’u yensin, 10 Bin Lira teşvik primi vereceğim.” Teşvik primleri olurdu ama yöneticiler olarak biz yapmazdık. Kayserispor’a aferin ama bu şike olaylarında adı çıkmadı.

“Kayserispor’un şansı mülki amirlerinin takımı sahiplenmesi”

Kadir Has Stadı’nın Kayseri takımları adına şans olduğunu düşünüyor musunuz?

Türkiye’nin sayılı statlarından biri, elbette şans ve prestij ama Kayserispor’un en büyük şansı Kayseri mülki amirlerinin Kayserispor’u sevmeleri. Bizim zamanımızda böyle fazla önem verilmezdi. Şu anki Süleyman Hurma bu işi çok iyi biliyor. Kayserispor’da bugüne kadar böyle yabancı birinin uzun süre kalması büyük başarı.

“Hayırseverler Kayserispor’a sahip çıkmalı”

Yani Kayserililerin Kayserispor’a sahip çıktığını düşünüyorsunuz?

Eskiye göre daha çok sahip çıkıyorlar. Ama hayırseverler noktasında eksik var. Biz Kayserililer yola, camiye, hayır kurumlarına, eğitime para veririz ama Kayserispor’a vermeyiz.

“Ziya Eren’i kazanmalılar”

Ziya Eren’in kıymeti bilinmeli yani.

Ziya Eren gerçekten Kayserinin fedakar başkanlarından biri. Kazanılması gereken bir insan. Yeterli kıymet verilmeli kendisine.

“Kayserispor’un ortasaha oyuncusuna ihtiyacı var”

Kadroyu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Benim düşünceme göre her şeyden önce Kayserispor’a ortasahada iyi bir oyuncu lazım. Gökhan eski Gökhan değil. İyi bir santrafor lazım. Takım genç takım, ama özellikle orta sahada biraz daha tecrübeli bir oyuncuya ihtiyaç var.

“Şota’ya iyi bir tercüman lazım”

Şota’yı iyi kullanabiliyorlar mı?

Biz Müslüman toplum olarak Allah Allah diyerek kurşunun üstüne giden bir milletiz.

Bugünkü Fatih Terim olayı. Terim takımını iyi ateşliyor, iyi konsantre ediyor. Futbolcuları adeta, ben bu takım için savaşıyorum diyor. Kayserispor’un iyi bir tercümana ihtiyacı var bana göre. Şota ile futbolcular arasında iletişim kopukluğu var. Bazı maçlarda çok iyi oynuyorlar bazı maçlarda çayına kahvesine oynuyorlar. Çünkü iyi konsantre olmuyorlar. Şota’nın takımı ateşlemesi gerekiyor, bunun için de aradaki iletişim kopukluğuna bir çare bulunmalı.

“Eski yöneticilere vefa gösterilmiyor”

Bu fedakarlıklarınıza karşın vefa görüyor musunuz?

Biz o dönemin yöneticileri olarak parmakla sayılacak kadar bile kalmadık. Ama vefa gösterilmiyor, gösterilmesi lazım.

Vefa derken, neyi görmek istiyorsunuz?

2-3 hafta önce benim adıma bir bilet gönderilmiş protokolden onurlandım. Vefa derken bunu kastediyorum. Biz bir şeylere ihtiyacı olan insanlar değiliz. Sen 20 sene bir kulüpte çalışmışsın çabalamışsın, yokluklar içinde. Böyle insanları bir yere bir açılışa davet etmek, maça davet etmek; bunlar önemli şeyler. Bunları büyük takımlar yapıyor. Fener, Galatasaray, Beşiktaş geçmişine önem veriyor. Ama TV kanalları beni hep el üstünde tuttu, onur veriyor insana.

“Ailem çok sitem etti”

Aileniz o zaman sitem etmedi mi?

Benim hanım zamanında çok sitem ederdi ama o da alıştı artık

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here