Ankara Notları…..
 
Kenan PALALI
 
Sıcak bir yaz akşamı tadında, bahar ayının son günlerine denk düşen Gençlerbirliği- Kayserispor maçını izlemek için 19 Mayıs Stadının yolunu tutan az sayıdaki Kayserispor taraftarı; maç süresince ligin en iyi performansını sahneleyen takımlarını izleyip zevk almak yerine tribünde yer alan 7-8 tane, 13-20 yaş aralığında ve Kayseri’den geldiği anlaşılan gençlerin; (ki bunları taraftar olarak tanımlamak, kitabi bilgiler açısından yanlış olur) Kayserispor takımının, taraftarının ve hocasının huzurunu kaçırmak için sergiledikleri filmi, tiyatroyu, desteği (!) izlemek zorunda bırakılmıştır.
 
Kayseri şehrinin ve taraftarının nasıl ve hangi seviyede takımlarından beklentisi vardır ? ve hangi ruh haliyle takımlarını desteklemektedir? içlerinde olmadığım için tam da vakıf olduğum bir konu değildir. Fakat, Ankara’da oturan ve maçlarını elinden geldiğince takip eden, kendini de Kayserisporlu olarak tanımlayan ve elide kalem tutan biri olarak; evinde oynaması gereken 4 maçı stadının yetişmemesi sebebiyle Adana’da oynayan, şansız sakatlıklar nedeniyle tam kadro sahada yer alamayan, evinde oynadığı maçlarda da taraftarının desteğini tam göremeyen Kayserispor’u sezon sonu itibariyle başarılı bulmaktayım.
 
Kayseri Haber Gazetesi yazarlarından Mustafa Gürbüz’ün 20 Mayıs 2009 tarihli yazısının “Kayserispor Kimin Takımıdır? başlığı aslında problemi tanımlamak açısından önemlidir. Tolunay Kafkas’ın istifasını isteyen yukarıda belirttiğim gençlerin kendilerini tüm taraftarların yerine koyarak ortaya koydukları “istifa” çözümü’nün (!) getirisinin ne olacağı iyice düşünülmemiş, duygusal patlamalar temelinde aklı selim olmayan bir yaklaşımın ürünüdür. O ufak azınlığın şımarık, fütursuzca ve zarar verici tutumları takımın bütünlüğünü ve geleceğini dinamitlemesi dışında bir sonuç doğurmayacağı apaçık ortadır. Yıllarca asansör takım olmuş, başarıya aç bir şehrin taraftarının geçmişi çabucak unutması, istikrarın önemini göz ardı etmesi, ancak toplum olarak balık hafızalı olmamızın sonucudur.  Dünyanın en iyi teknik direktörünüde takımın başına getirseniz bundan daha iyi sonuç alacağınızı düşünmeniz kanaatimce hayalperestliktir. Fenerbahçe’nin Aragones örneği apaçık karşımızda durmaktadır.
 
Bu yönetim ve Tolunay Kafkas günahıyla sevabıyla genç ve yetenekli oyuncuları takıma ve Türk Futboluna kazandırmaları sebebiyle en azından takımın 5 yılını garantiye almışlardır. Yabancılarımız konusunda getirilen eleştiriler ise herhalde İngiltere ve İspanya liglerindeki futbolcular ile karşılaştırılması sonucu yapılmaktadır. Türkiye liglerinde oynayan tüm yabancılar tabiatıyla ikinci ve üçüncü sınıf oyunculardan oluşmakta olup, bunlara İstanbul takımlarında oynayanlarda dâhildir.  Birkaç istisna dışında öyle ahım şahım verim alınan yabancı oyuncu da hiçbir takımda yoktur.
 
Kayserispor’u Sivas ile karşılaştıranlar ise Sivas’ın içten yanmalı bir motor gibi ani patlamalar yapmakta olduğunu, geçen sene intertoto kupasında 3.sınıf Avrupa takımları karşısında yaşlı kadrosunun nasıl mücadele edemediğinin iyi hatırlaması gerekmektedir.
 
Ayrıca, Kayserispor taraftarının biran önce Ertuğrul Sağlam histerisinden kurtulması gerekmektedir. Geçmişte yaptıkları ve katkıları için teşekkür ederiz ama “Kör ölür badem gözlü olur” misali onun döneminde haftalarca nasıl puansız maçlar bitirildiği çarçabuk unutulmakta, takımı sözleşmesi bitmeden nasıl yüzüstü bıraktığı bir kalemde silinmektedir.
 
Gelecek sezon Kayserispor tribünleri eğer 3-5 tane sabinin kontrolünde olursa, sessiz ama sayıca çok olan diğer taraftarlarda ketumluklarını devam ettirirlerse, Konyaspor’un düştüğü duruma Kayserispor’un da düşmesi çok uzak bir gelecek olmayacaktır.
 
Yeni stadında, yeni sezonda birlik beraberlik içerisinde büyük başarılara ulaşabiliriz, yeter ki kenetlenelim, bir bütün halinde tek yürek olarak Kayserispor’u sonuna kadar destekleyelim.
 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here