Ana Sayfa Köşe Yazısı VAR; Ne Yok…-Selim Dündar

VAR; Ne Yok…-Selim Dündar

VAR; NE YOK…

 

Selim DÜNDAR ile SORU-CEVAP

 

* Bu sene Rusya’da Dünya Kupası’nda ve gelecek sezon Ülkemizde video hakemlik sistemi (VAR) uygulanacak. Kimisi oyunu yavaşlatacağı ve doğal akışı bozacağı için karşı çıkıyor. Sizce VAR olumlu mu?

Bakın Dünya’da 7,5 milyar nüfus var. 4 milyar internet kullanıcısı, yaklaşık 3 milyar akıllı telefon var. Türkiye’de 55 milyon internet kullanıcısı ve 45 milyon akıllı telefon kullanıcısı var. Eskiden insanlar maça giderlerdi, bir yandan diğer maçları radyodan dinlerler, bir yandan maçı izlerlerdi. Duyguları ile hakem kararlarına tepki verirlerdi. Ne hakemler bugünkü kadar eğitimden geçiyordu, ne seyirciler bugünkü kadar kuralları biliyordu. Herkes maçta tepkisini verir, orada biterdi. Bugünkü gibi her kanalda saatlerce “oynatalım Uğurcuğum” şeklinde pozisyonlar tartışılmazdı. Artık teknoloji her yerde. Hakemin en ufak bir hatası hemen fark ediliyor. Üç boyutlu grafik sistemi olan ‘piero’ denilen teknik ile ofsayt mı değil mi, çizgide mi değil mi, hemen karar veriliyor. Dolayısıyla bu hakemler aleyhine bir haksız durum oluşturuyordu. Üstelik kulüpler de, kritik pozisyonların yeniden izlenerek yorumlanmasından yana. Pek çok kişi, bir şeyi yanlış biliyor. Sanıyorlar ki, her pozisyon VAR sistemi ile yeniden incelenecek. Hayır VAR sisteminin temelinde “oyuna en az müdahale ile oyuna etki edecek hataları engellemeye çalışma” bulunmaktadır. Dolayısıyla sadece sınırlı olarak sayılan şu hallerde VAR’a başvurulacak: Goller ve gole götüren süreç, penaltı pozisyonları, kırmızı kartlar, ikinci sarı karttan kırmızı kartlar gibi hatanın ‘aşikar’ olduğu durumlarda maçın orta hakemi, VAR sistemine başvurabilecek. Yani çok sınırlı hallerde, bu sisteme başvurulacak. Bence teknolojinin bu kadar gelişmesi ve her gün bangır bangır hakem eleştirilerinin yapıldığı bir dönemde, bu sistem olumlu olacaktır. Bu arada VAR ne demek, Video Assistant Referee, yani Vidyo Yardımcı Hakem ya da Video Hakem Uygulaması demek.Bunu da belirtelim. Son söz yine Orta Hakem’dedir.

 

* Peki futbolun sorunları VAR sistemi ile çözülecek mi?

Futbolun sorunları, hatalı kararlardan ibaret değil ki. Keşke öyle olsa, hata insana mahsus. Ancak bilhassa son 10 yılda sporun içine bahisin girmesi ile futbol artık eski futbol değil. Eskiden oynanan Spor Toto, bugün artık çok masum kaldı. Öteden beri dedikodu düzeyinde de hep şu denirdi, ki o dönemler futbolun içinde bu kadar para dönmüyordu, yani takımların reklam, televizyon ve organizasyon gelirleri pek yoktu. O dönemler hep şu söylenirdi: “adam niye bu kadar parayı boşuna versin, kara para aklıyor.”  Günümüzde dönen çılgın rakamlara bakınca bu durum daha net anlaşılıyor. Üstelik ben şunu anlamıyorum. Bazı oyuncuların fayda sağlamayacağı açık ama her  1-2 senede bir üstelik bonservisi ile transfer yapıyor. Veya bazı takımlar oyuncuyu yüksek para ile alıyor, sonra oynatmıyor elinden bedavaya çıkarıyor, sonra aynı oyuncuya yine yüksek para ile tekrar alıyor. Bunların örneklerini gördük. İsim vermeyim. Ben bir yazımda “Profesyonellik nereye kadar” diye sormuştum. Gerçekten, amatörlük ve saflığı arar olduk. İşin içine bu kadar paranın girmesi, yayın haklarıymış, televizyon gelirleriymiş, oyuncu-menajer haklarıymış derken, seyirci de tribünlere gelmez oldu.

 

* Geçenlerde seyirci ortalamaları açıklandı, Kayserispor’un seyirci ortalaması geçen sezon, bir önceki sezona göre % 200 artmış. Bu artışı neye bağlıyorsunuz?

Seyircimiz halen çok az, hele nüfusa orantılayınca. Eskiden Atatürk stadı, daha ek tribünler yapılmadan evvel dahi, bu kadar seyirci alıyordu. Bir önceki sezon 5.000 civarındaki seyirci ortalamamız, geçen sezon 11.000 civarına gelmiş. Malum ülke 2013 Gezi olaylarından beri, bir girdaba sürüklenmek isteniyor. O dönemden beri yöneticilerin stresi arttı, insanların da stresi arttı. İnsanlar aslında rahatlayacak yer arıyor. Spor, bu işin en güzel olanı. Takım biraz iyi oynayıp, puanlar kazanınca ve yönetim de takıma sahip çıkınca, seyirci de geliyor. Ama yeterli değil. Süpermarketlerde belirli bir alışveriş yapana, bilet verme gibi uygulamalar yapılmalı. Veya benzer bilet almayı kolaylaştırıcı, ulaşımı kolaylaştırıcı uygulamalar yapılmalı. Ayrıca futbolcular ile halkı kaynaştırıcı etkinlikler düzenlenmeli. Kayserispor Dergisi çıkarılmalı. KayserisporStore aktifleştirilmeli. Ürün yelpazesi genişletilmeli. Eski Kayserisporlu futbolcular zaman zaman şehre getirilmeli, onlarla röportajlar, söyleşiler yapılmalı, alt yapılarda eski Kayserispor’u anlatmaları sağlanmalı. Alt yapılar canlandırılmalı, Bursaspor, Altay, Altınordu, Ankaragücü, Trabzonspor gibi alt yapılardan çok oyuncu yetiştiren kulüplerin modelleri incelenmeli. Yurt dışında artık alt yapılar ‘profesyonel scoud’ sistemi ile yürümeye başladı. Adamlar, Türkiye’de  X takımda oynayan 16-17 yaşındaki oyuncuyu bile bizden iyi takip ediyorlar. Buna benzer geniş tarama yapılan ve tarama sonucu bulunan gençlerin de iyi bir ortamda futbollarını geliştirebilecekleri bir sistemi kurabilmeliyiz. O zaman seyirci artışları da, kalıcı hale gelir.

* Eskiden Atatürk stadı şehrin ortasında idi. Şimdi stadyum şehir dışına doğru. Bu da etkiliyor mu seyircinin gelmesini sizce? Bir de Cumhurbaşkanımız yıkılan stadların yerine ve Atatürk havalimanı yerine Millet Bahçeleri yapılacağını söyledi. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Tabi ki, Atatürk stadı herkesin yürüyerek gidebileceği bir yerdeydi. Girmek kolaydı. Passolig uygulaması yoktu. Şimdi oraya AVM yaptılar. Bir ara istatistiklerde her sene en çok AVM yapılan ülke Türkiye idi. Ama e-ticaretin artması ile AVM’ler boş kalmaya başladı, bu yüzden sanırım yeni AVM yapımı nisbeten düştü. Kayseri şehri biliyorsunuz 1950 Demokrat Parti iktidarı ile birlikte Belediye başkanı olan Osman Kavuncu’nun Almanların şehir uygulamasını hayata geçirmesi ile düzlük bir alanda olmasının da etkisiyle eşi benzeri olmayan güzel bir imara sahipti. Yolları genişti. Kaldırımları yürümeye uygun idi. Ancak biz bu güzel şehri, metro yerine tramvay yaparak bozduk. En azından Mimarsinan kavşağına kadar hadi olmadı Fuzuli ile Düvenönü arasında yeraltı raylı sistemi olsaydı, Atatürk stadının yeri de olduğu gibi yeşillik ve sulardan oluşan park alanı olsaydı, bu şehre doyum olmazdı. Şimdi maalesef kavşaklarımız estetik anlayıştan yoksun. Eskinin hareketli yerleri, Sivas caddesi bugün artık hareketliliğini kaybetti. Günümüzde eskinin mahalle kültürü de kalmadı. Eskiden insanlar kendilerini bir mahalleye ait hissederlerdi. Asayişin sağlanmasında bu mahalle kültürünün de çok faydası olurdu. Bir aidiyet ve birlikte yaşama duygusu yaşatan mahalle kültürü kayboldu, yerine siteler ve ‘güvenlikli siteler’ geldi. Yeni kültürde insan yalnızlaştı, bireyselleşti. Sosyal medya ve internette, oyunlarda vakit harcayan, yüz yüze ilişkiden uzak duran bir nesil, bu yalnızlaşma ve bireyselleşmenin en bariz örneğini oluşturuyor.

Şimdi örneğin Kayserimizde de mahallelerin yavaş yavaş ortadan kalktığını görüyoruz. Sahabiye mahallesi de, yeni kentsel dönüşüm çerçevesinde malumunuz yıkıldı. Oysa Toki ve yeni kentsel dönüşümün dikey değil, yatay yapılaşmayı ön plana çıkartması gerekirdi. Toki Ergün Turan’ın başkan olması ile birlikte son dönemde yatay mimariye önem vermeye başladı. Bizim dinimizde yeşil alanlar, ağaç dikmek sünnettir. Ancak yurt dışındaki yeşil alanları, imar hassasiyetini görünce açıkçası kim müslüman diye insan sorgulamaya başlıyor.

New York’da Central Park 1853 yılından beri 800 metre eni, 4 km. boya sahip bir yeşil alan olarak bulunuyor ise; aynı şekilde Londra’da Hyde Park 1637 yılında açılmış 2,5 km kare bir alan üzerine kurulu; Amsterdam Voldenpark 1865 yılından beri 120 dönümlük bir alanı kaplıyor ise neden bu parkların benzeri bizde olmasın. Bizler, her yere, bunu paraya nasıl tahvil ederim diye bakıyoruz. Oysa Atatürk stadı yerine yeşil alan yapıp, bir müslümanın buraya bakıp rahatlaması ve ‘Allah razı olsun’ demesi dahi, en büyük menfaatlere değiştirilemeyecek kadar kıymetliydi. Biz maalesef bunu bilemedik. Bu manada Cumhurbaşkanımızın Millet Bahçeleri söylemi, seçime etki edecek kadar kıymetli ve nefes gibi ihtiyacımız olan bir bakış açısıdır.

* Kayserispor Başkanı Dr. Erol Bedir, geçenlerde “Ülkemizde Futbol ve Geleceği” başlıklı bir yazı kaleme aldı ve sorumlu kurumlara gönderdi. Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Sorunların çözümüne katkı sağlayacak mı?

Başkan Dr. Erol Bedir, Kayseri’de Erciyesspor ile tanındı. Spor’u bilen, seven bir Başkan. Bu yönüyle şanslıyız. Bu girişimi de neresinden bakarsanız, takdir edilmesi gereken bir girişim. Üstelik yazıda çok doğru noktalara temas edilmiş. Lisanslı sporcu sayılarından, kulüplerin yönetimine kadar eleştirileri doğru. Ancak ben prensip olarak icraat makamında olan kişilerin bu kişi bürokrat, siyasetçi veya yönetici olur, öncelikle konuşmak yerine iş yapmalarını doğru bulurum. Kayseri, siyasette etkili bir şehir. Bu şehrin takımının Başkanı ve Kulüpler Birliği Başkan Yardımcısı olan Dr. Erol Bedir, sanırım çözüm noktasında daha etkili olabilir. Kulüplerimizde hesap veren, profesyonel yöneticilerin olması gerekiyor. Profesyonel yönetici hem eğitimli olmalı, hem de futbolu sevmeli ve bilmeli. Bunlardan biri bile eksik olsa, bu iş layıkıyla yapılamaz. Ben örneğin Bia ve Gyan transferlerini Erol Bedir’e yakıştıramadım. Yapılması gerekenlere önce Kayserispor’umuzdan başlayalım. İyi bir alt yapı sistemi ile iyi bir oyuncu izleme (scoud) sistemini teknik adamlar değil, kulüpler kurmalıdır. Bu sistemleri kuralım. Transferde bir mantığı ortaya koyalım. 21 yaşındaki Furkan Yaman’ı gönderip, bilmem kaç liraya bilmem kaç yaşındaki Asomoah Gyan’ı almayalım. Gyan kadar Furkan Yaman da oynardı. Veya Kubilay Sönmez’i gönderip, Espinoza’yı almayalım. Bu sezon Erzurumspor ile çok iyi bir sezon geçiren Taylan Antalyalı bir dönem sanırım 2016 yılında Gençlerbirliği’nden Erciyesspor’a kiralık gelmişti. Bu oyuncunun iyi ve yetenekli olduğunu o dönemde yazmıştım. Şimdi bakın bu sezon futbolunu nasıl geliştirmiş. Taylan, iki tane Espinoza eder. Henüz 1995 doğumlu. Veya Umut Sönmez’i gönderip Boldrin’i almayalım. Bunlar da, gelen bu oyuncular kadar takıma katkı yaparlardı, emin olun. O zaman harcanan paramızın suçu ne? Yıllardır alt yapı diyoruz, Ali Turan ve Mehmet Topuz’dan sonra alt yapıdan oyuncu çıkaramadık. Bunların üzerine eğilelim. Bu daha doğru olacaktır.

Hülasa; VAR gelmiş ne olacak, daha neler neler YOK?

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here