Ana Sayfa Köşe Yazısı “Suni” Puan Farkı – Selim Dündar

“Suni” Puan Farkı – Selim Dündar

 

Aykut Kocaman ligin ilk sekiz haftası geçtikten sonra Galatasaray ile aralarında oluşan 8 puan fark için ‘suni’ demiş, puan farkı kapanınca herkes Aykut Kocaman haklıymış demişti. Ancak futbolda ‘suni’ olmayan şeyler de varmış…Bu hafta oynanan Beşiktaş-Fenerbahçe maçı sonrasında bu durum net olarak anlaşıldı.

Öncelikle Başakşehir Arda Turan’ı alınca, Başakşehir’in buraya kadar adil, kollektif ve sabırlı bir anlayışın sonucu geldiği, Arda Turan’ın Başakşehir’e hem de inanılmaz bir ücrete transfer olmasının takım içi bütünlüğü ve bu değerleri bozacağını, uzun süredir futbol oynamayan Arda Turan’ın ise beklentilerinden uzağında kalacağı yorumlarını yapıyordum. Bana göre Başakşehir daha da tökezleyecektir.

Gelelim yeniden Aykut Kocaman’a. Aykut Kocaman futbol oynadığı dönemlerde kendine has stili olan, zor goller atan, yetenekli bir oyuncuydu. Eğer Aykut Kocaman, bugünkü Aykut Kocaman gibi hocalarla çalışmış olsaydı, futbolcu olarak geldiği noktaya gelebilir miydi? Zannetmiyorum. Öyle ise Aykut Kocaman ne uğruna, böylesine garip, kimsenin ne olduğunu anlamadığı, anlamadığı için de yok Guardiola sistemi, yok topsuz kollektif, disiplinli oyun anlayışı gibi kılıflar bulduğu bu garip sistemi benimsiyor? Bence birincisi Fenerbahçe’nin gücü sınırlı, bu kadro ile de şampiyon olamaz, bu muhakkak. Aykut Kocaman da bunu iyi bildiği için ancak Fenerbahçe taraftarı ve yönetiminin de gerçeklere bu noktada tahammülü olmadığı için “haddini bilerek futbol” oynatmak suretiyle takımı ilk dört içinde tutmaya çalışıyor. Şimdilerde Konyaspor ile sözleşmesi tek taraflı fesh edilen Ali Çamdalı, Aykut Kocaman, Konyaspor’un başındayken şöyle bir demeç vermişti : “Fatih Terim, Aykut Kocaman’ı çekemiyor, onun için Konya’dan milli takıma oyuncu çağırmıyor.” Fatih Terim, futbolculuğu ile de teknik adamlığı ile de Aykut Kocaman ile mukayese edilemeyecek kadar büyük bir isim. Aykut Kocaman’ın da o dönem milli takıma neden Konyaspor’dan oyuncu alınmadığına ilişkin beyanları vardı. Ben de o dönem Konyaspor’dan milli takıma kimi alabilir ki? diye sormuştum. Aykut Kocaman, milli takım seviyesinde Konya’da oyuncusu var ise neden bu oyuncuları Fenerbahçe’ye almadı, o da ayrı bir soru. Ali Çamdalı ile ilgili oluşan huzursuzluğun gerçek kaynağı da zaman içinde ortaya çıkacaktır diye düşünüyorum.

Şimdi herkes tutturmuş, Beşiktaş Fenerbahçe’yi yenince “Kalite, Disiplin’i yendi”; “Güneş’in felsefesi, Kocaman’ın felsefesine üstün geldi” gibi yakıştırmalar yapıyor. Nedense Bayern München maçından sonra aynı Beşiktaş ve Şenol Güneş yerin dibine sokuluyordu. Futbol bu, Beşiktaş-Fenerbahçe maçında Güneş’in değişiklikleri tutmamış olsa, bu defa aynı yorumcular farklı esaslar ile yorum yapacaklardı. Kazanana göre yorum yapmak yerine, anlaşılmayan ifade ve kelimeler ile kafa bulandırmak yerine net konuşsalar daha iyi olacak. Şenol Güneş, geçmişte giyim tarzından, konuşmasından tutun pek çok sebep ile eleştirilmiş olsa da, daima futbol oynatmaya çalışan, oyuncularından maksimum verim almaya çalışan bir görüntüsü var. Quaresma, Aykut Kocaman’ın elinde olsa, ne olurdu tahmin edin… İkinci hafta birbirlerine girerlerdi. Pek çok kişiye göre Fatih Terim egosu yüksektir ve kibirlidir. Ancak bana nedense Aykut Kocaman ve Abdullah Avcı daha kibirli geliyor. Aykut Kocaman Alex ile anlaşamadı. Konya’da Hleb’i kadro dışı bırakmıştı. Kendini yıldız kabul eden oyuncularla anlaşamadığı gözlemleniyor. Quaresma ile hiç anlaşamazdı diye tahmin ediyorum. Abdullah Avcı ise futbolculuğunda üst düzey bir oyuncu olmadığı için büyük oyunculara koçluk yapmak ona hoş geliyor. Bu yüzden onlarla anlaşma yolunu seçiyor. Ancak uzun vadede onun da “o herşeye hakim ve bütün kötü huyları alınmış görüntüsü” sos verecektir. İnsanların gerçek yetenek ve karakterlerini zor durumlar ortaya çıkarır. Bu sezon ilerleyen haftalarda rekabet durumu daha da kızıştıkça neler olacak hep birlikte göreceğiz.

7-8 yaşından beri canlı maç izleyen, futbol da oynamış birisi olarak benim futbol anlayışıma göre seyirci göze hoş gelen futbolu seviyor. Seyirci tribünlere futbol seyretmeye geliyor. Güzel futbol da yetenekli oyuncularla oynanır. Günümüzde yetenekli oyuncular daha A takıma çıkamadan kayboluyor. Bu yüzden yetenekli oyuncuların kıymetini bilmeliyiz. Yetenekli oyuncu demek, koşmayan, disiplinsiz oyuncu demek değildir. Onlara tüm bu yetiler alt yapıda ve oynadığı takım teknik direktörlerince kazandırılmaya çalışılmalıdır. Hep söylediğim gibi bunun en bariz örneği Okay Yokuşlu’dur. Şenol Güneş ve Beşiktaş yetenekli oyuncuları ve futbol oynamaya çalışan görüntüsü ile Fenerbahçe maçını kazanmayı sonuna kadar hak etti. Bu değerler de maalesef ki ‘suni’ yani ‘yapay (artificial)’ ya da ‘sanal (virtual)’ değil. Sonuna kadar gerçek…

Kayserispor da Sumudica ile ligin başından beri futbol oynamaya çalışan bir takım hüviyetinde. Galatasaray maçının ikinci yarısında ve Kasımpaşa maçının ikinci yarısında Kayserispor’un rakibi kendi sahasına mahkûm eden baskılı futbolu hoşuna gitmeyecek kimse yoktur herhalde. Bu denli baskılı ve güzel futbol lig başından beri çok az karşılaşmada oynanmıştır. Kasımpaşa maçının pozisyonlarını tartışmaya gerek yok. Kayserispor maçı sonuna kadar hak etmiştir. İkinci yarı rakibi sahadan silmiştir. Artem Kravetz de golle buluşamasa da, çok koşmuş mücadele etmiştir. Onun da takıma uyum sağlamasıyla takımımız daha da ileri gidecektir. Cuma günü Bursa’da oynanacak maç, bilhassa Bursaspor için hayati önem taşıyor. Olası puan kaybında Bursaspor’un teknik direktör değişimi yaşayacağı muhakkak. Kayserispor bence stresli Bursaspor önünde sabırlı oynamalı. Özellikle Amorim de Ryan Mendez ile birlikte oynarsa bu maçta etkili olabilir diye düşünüyorum. Bu maçta alınacak bir galibiyet beşinci sıradaki yerimizi sağlamlaştıracaktır.

Selim Dündar

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here