Ana Sayfa Köşe Yazısı Milli Takımımız Neden Başarısız yada Türk Futbolcu Neden Yetişmiyor?-Selim Dündar

Milli Takımımız Neden Başarısız yada Türk Futbolcu Neden Yetişmiyor?-Selim Dündar

739
Paylaş

 

“Başarılı olmak için hem kalite hem netice almak önemlidir.

Kalitesiz netice sıkıcı; neticesiz kalite anlamsız olacaktır.”

                                                   Johan Cruijff-(1947-2016)

 

Milli takımımızın 330.000 nüfuslu İzlanda’ya hem de kendi sahamızda kötü bir oyundan sonra 3-0 yenilerek Dünya Kupasına  yine gidemeyişi sonrasında; herkes sorunu yabancı kuralına atarak başarısızlığımızı yabancı kuralına bağlamış görünüyor. Oysa şunun şurasında yabancı kuralı 2 sezondur uygulanan yeni bir model. Tarihimiz boyuncu Dünya Kupasına sadece 1954 ve 2002 yılında katılma hakkı elde etmişiz. İşi sadece yabancı kuralına bağlamak maalesef ki işin kolayına kaçmaktan başka bir şey değil.

Öncelikle sonda söyleyeceğimizi başta söyleyelim. Eğer bir Türk futbolcu kendini yetiştirmiş ve sahaya çıktığı zaman takımına katkı sağlayan bir pozisyonda ise çeşitli engeller ve zorluklara rağmen oynayacaktır. Çünkü futbol tüm diğer branşlardan daha fazla başarıya ve sonuca endekslidir. Büyük paralar dönmektedir, bu durum “futbolda topu döndüren paradır” şeklinde ifade edilmektedir. Ama eğer beklenen pozitif bir ayrımcılık ise yani oyuncu formayı hak etmediği halde onun oynatılması bekleniyor ise buna futbol endüstrisi izin vermeyecektir.

İzlanda örneğinden devam edersek, İzlanda 330.000 nüfusuna rağmen yaklaşık 30.000 futbolcu lisansına sahip. Bu genç nüfusun yaklaşık % 15’ine denk geliyor. Ülkemiz 80 milyon nüfusu ve 15 milyon 15-24 yaş grubu nüfusuna rağmen futbolda ancak lisanslı sporcu sayısı 600.000 düzeyinde olan bir ülke. Milli takımımıza baktığımız zaman Türk gözüken pek çok oyuncunun alt yapı eğitimini Türkiye’de almadığı (Oğuzhan Özyakup, Kaan Ayhan, Ömer Toprak, Emre Mor, Nuri Şahin, Tolga Ciğerci, Hakan Çalhanoğlu, Cenk Tosun, Yunus Mallı gibi) görünmektedir. Dolayısıyla daha ilk bakışta sorunun yabancı kuralından çok, alt yapılardan kaynaklandığı açık olarak ortaya çıkmaktadır. Milli takıma genel olarak baktığımız zaman sağ bek, sol bek, defansın ortası, ön libero mevkilerinde genel olarak modern futbolun gereklerini uygulayabilen oyuncu yetiştirmede sıkıntılar yaşandığı açık olarak görülmektedir.

Dünya Futbolunda da Son Yıllarda Kuluplerin Bünyelerinde Alt Yapıdan Bulundurdukları Oyuncu Sayıları Sürekli Düşme Eğilimindedir.

İngilizcede ‘youth traning’ adı verilen kulüplerin alt yapılarda verdiği eğitim, futbolun temelini oluşturur. Alt yapılardan oyuncu yetişmeden futbolda topu para da döndüremeyecektir. Dünya futbolunda da 2009 yılından itibaren kuluplerin bünyelerinde bulundurdukları alt yapıdan gelen oyuncu oranlarının global ölçekte düştüğü görülmektedir. Örneğin toplamda 2009 yılında kulüplerin  toplam oyuncu kadrosunun % 23’ü alt yapılardan gelen oyunculardan oluşmaktayken, bu oran 2015 yılında % 19’lar düzeyine düşmüştür. Türkiye’de bu oran 2015 itibariyle % 8.3 olarak oluşmuştur. 2016 yılında Slovakya’da kulüplerin alt yapıdan bulundurdukları oyuncu % 31.5, Ukrayna’da % 30.6 ve Çek Cumhuriyeti’nde % 28.6 iken, bu oran Türkiye’de % 6.9’dur ve Türkiye bu oran ile Avrupa’da son sırada yer almaktadır. Tablo aşağıdadır:

 

 

Avrupa’da alt yapı denilince sadece Ajax modeli akla gelmektedir, bununla birlikte Avrupa’da neredeyse tüm ülkeler alt yapılarını ‘akademi’ düzeyine getirmiştir. Her bir alt yapı tesisinde yeteri kadar açık ve kapalı çim futbol sahası, eğitim için gerektiğinde okullar bulunmaktadır. Kulüpler, çok sayıdaki tarama ekibi ile yetenekli gençleri bulup, alt yapılarda eğitime dahil etmekte ve oyuncuların doğuştan yetenekleri, davranış ve karakterleri ile gelişimleri yılda iki kez düzenlenen raporlar ile takip edilmektedir. Bu konuda aileler ile de sürekli iletişim kurulmaktadır.  Örneğin Ajax alt yapısı 140.000 metre kare üzerine kurulmuştur ve 4’ü suni çim toplam 8 futbol sahası yer almaktadır. Kulübün 50 çalışanı sürekli oyuncu taramakla görevlidir. Alt yapılarda pasa dayalı ve total futbol adı verilen toplu savunma, toplu hücum anlayışı sürekli uygulama alanı bulmaktadır. Galatasaray’a gelen Jan Olde Riekerink 2007 yılından itibaren Ajax Futbol Akademisi Direktörü olarak başarı ile görev yapmıştır. Bizim de alt yapılarda kapasiteli hocaları görevlendirmemiz şarttır. İzlanda örneğine bakarsak İzlanda da 2006 yılından itibaren önemli bir tesisleşme hamlesi başlatmıştır. Bizdeki gibi sadece stadyum inşasına dayalı olmayan bu tesisleşme hareketinde, yatırımın çoğu yetenekli oyuncuları bulup, onlara iyi şartlarda eğitim vermek üzerine yapılmıştır. İzlanda’da hava şartları eksi 35’lere kadar düşmektedir. 330.000 nüfuslu bu küçük ülke, hava şartlarındaki olumsuzluğa rağmen Türkiye’nin önüne geçiyor ise ortada yabancı kuralını da aşan çok ciddi sorunlar var demektir.

Yabancı kuralını tek sorumlu değil ancak bu kuralı da başarıyla uyguladığımız söylenemez. 14 yabancıya izin verilmesini kulüpler, 14 yabancı bulundurmak “zorunluymuş” gibi uygulamaktadır. 2016 yılında liglere göre yer verilen yabancı sayısı esas alınarak yapılan araştırmaya göre Sırbistan % 16 yabancı oyuncuya yer vererek Avrupa’da en az yabancı oyuncu bulunduran ülke olmuştur. Türkiye ise % 65.4 yabancı oyuncu oranına sahip Kıbrıs Rum Kesiminden sonra, % 62 oran ile ikinci sırada yer almaktadır. Buna ilişkin tablomuz da aşağıdadır.

 

 

Güncel Tartışmalara İlişkin:

Futbolumuzda sorunlar çok daha köklü ve ciddi ancak kısa vadede Avrupa Şampiyonasından beri yaşananlar ve bugün gelinen noktada Arda Turan ve diğer bazı oyuncuların sorumsuzluklarının en büyük sebep olduğu açıktır. Profesyonellik, çalışılan yerin kurallarına uymayı gerektirir. Patronu beğenmeyebilirsiniz ancak hele de milli formayı giyiyorsanız, hal ve hareketinize davranışlarınıza dikkat edeceksiniz. Avrupa Şampiyonası’nda takım birliğini bozucu hareketler, milli takıma zarar vermiş sonraki süreçte bu oyuncuların kadro dışı bırakılmaları doğru bir hamleyken, maalesef Fatih Terim de baskılara direnememiş ve bu oyuncuları hatalı olarak yeniden milli takıma almıştır. Özellikle kendi takımında oynamayan ve kiloları ile dikkat çeken Arda Turan’ın yaptığı onca şeyden sonra yeniden milli takıma alınması yanlış olmuştur.  Teknik Direktör değişimi sonrasında  maalesef oyuncuların moral motivasyonları kalmamış ve takım iyiye gideceğine tamamen havlu atmıştır. Teknik Direktör Lucescu’nun çok iyi ve formda bir grafik çizmesine rağmen Kayserisporlu Deniz Türüç, Alanyasporlu Emre Akbaba gibi oyuncuları neden kadroya almadığı, Trabzonsporlu Yusuf Yazıcı gibi oyuncuları neden ilk onbirde oynatmadığı da akla gelebilecek sorulardan olmuştur.

Gelinen noktada futbolu yönetenlerin elbette öz eleştirilerini yaparak gerekli erdemi göstermeleri gerekmektedir. Ancak sorunlar futbolun yeni grupların ve kliklerin eline geçmesi ile aşılamaz. Bir an önce, yukarıda verilen rakamlardan ders çıkarılarak tüm kulüplerin bir alt yapı seferberliği başlatması zorunludur. Bu noktada “Spor Liseleri” tarzında okullar açılarak bilhassa doğu ve güneydoğu anadoludan yetenekli sporcuların seçilmesi ve yetiştirilmesi, tüm ülke çapında bu işten anlayan kişilerce yetenekli oyuncuların seçilmesi ve doğru yönlendirilmeleri şarttır. Alt yapıya yatırım yapılmadan bu iş düzelmeyecektir. Ajax alt yapı modelinde ana amaç “her iki sezonda bir a takıma en az üç oyuncu verebilmek” olarak benimsenmiştir. Dolayısıyla alt yapılar meşakkati çok ancak neticesi geç alınan yerlerdir ve sabır anahtar olacaktır. Günümüzde ise galiba en büyük problem hiç kimsenin sabra tahammülünün kalmamış olmasıdır…

 

 

 

Selim DÜNDAR

selimdundar38@gmail.com

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here