Ana Sayfa Köşe Yazısı Milli Takım İyi Olacak mı? Türk Futboluna Dair Çıkarsamalar-Selim Dündar

Milli Takım İyi Olacak mı? Türk Futboluna Dair Çıkarsamalar-Selim Dündar

A Milli Takım Telif: Takvim Gazetesi

 Selim DÜNDAR İLE SORU-CEVAP

İsveç milli takımını Dünya kamuoyu ve bu arada Türk futbolseverler de daha çok Dünya üçüncüsü oldukları 1994 Dünya Kupası’ndan bilmekteler. O takımda Henrik Larson, Martin Dahlin, Kenneth Anderson ve Thomas Brolin vardı. Hatta bir de Türk asıllı Hakan Mild vardı. İsveç o dönemlerden bu yana çok güç kaybetti ve bir daha o derece başarılı olamadı. Türk Milli takımı ile kıyaslayınca İsveç bizden güçlü bir takım mı? 3-2 kazanmamıza rağmen çok zorlandık ve belki de Emre Akbaba’nın oyuna girişi oyunun kader anı oldu.

Öncelikle bir yanlışı düzeltelim. Hakan Mild Türk asıllı değildi. Hakan ismi İsveç, Danimarka ve Macaristan’da da yaygın olarak kullanılır. İsveç’te kullanılan Hakan “Håkan” şeklinde ‘a’ harfinin üzerinde İsveç alfabesinde yer alan yuvarlak ile birlikte kullanılır. İsveçliler, bu ismin Türklerden geçtiğini genel olarak kabul etmezler. Onlara göre bu isim İskandinva diline “büyük’ anlamındaki ‘hauha’ ve kardeş anlamındaki ‘kin’ kelimelerinin birleşmesiyle oluşmuştur. Gerçi, onlar kabul etmese de, bu anlam da büyük kardeş anlamında “hükümdar, hakan’ anlamını vermektedir.

O takımda bir de Galatasaray forması giyen sol bek Roger Ljung vardı. Ağır bir oyuncuydu ama iyi bir sol ayağı vardı. Hakan Mild ön libero oynardı. Genelde yedekten oyuna girerdi. Henrik Larson, daha sonra Barcelona’da inanılmaz performans göstermişti.

İsveç futbolu o yıllardan sonra Boşnak asıllı İbrahimoviç’i çıkardı. İbrahimoviç Malmö’den yetişmiştir. Biz Dünya futboluna maalesef bu derece etkili bir oyuncu armağan edemedik. Barcelona’da oynayan Arda Turan’ın hali de ortada. 10 milyon nüfuslu İsveç’te yaklaşık 200 bin lisanslı futbolcu var. Biz de ise nüfus 80 milyon, bu hesaba göre aynı İsveç ile aynı oranda lisanslı oyuncu olması için bizde de 1,6 milyon lisanslı oyuncu olması gerekiyor ancak bizde lisanslı futbolcu sayısı ancak 400 bin. Elbette bu sadece olayın bir yönü. Biz de sanki lisanslı Türk oyunculara çok mu kıymet veriliyor? Asıl mesele burada yatıyor. Zaten yeteri kadar kıymet verilse, lisanslı oyuncu sayısı da daha da artış gösterir.

İsveç milli takımının bizim milli takımımıza göre kalitesini göstermesi açısından Jimmy Durmaz örneğini vermek isabetli olacaktır. Jimmy Durmaz 29 yaşında sol ayaklı bir oyuncu. Mardin’den göç eden bir ailenin çocuğu. 23 yaşında Malmö’den Gençlerbirliği’ne geliyor. Türkiye’de iki sezon oynar ve Yunanistan’ın Olimpiakos kulübüne transfer olur. Gençlerbirliği’nde sık sık yedek kalmasına rağmen yine de oynadığı iki sezonda 60 civarında maç oynar. Ancak şu husus önemli: Kim diyebilir ki Jimmy Durmaz, Türkiye liginin en kaliteli ve yetenekli oyuncularından biriydi? Büyük takımlara transferi gündeme bile gelmez. Jimmy Durmaz, Türkiye maçında İsveç milli takımının kilit oyuncularından biri olarak oynadı. İsveç asla bizim milli takımımızdan daha iyi değil. Daha doğrusu Türk futboluna bakınca bugünkü İsveç futbolunda bizden daha yetenekli oyuncular yok. Burası net. Ancak biraz da şansımız yaver gitti ve maçı son dakikalarda kazandık. Bu alınan galibiyet, bazı yanlış bakış ve değerlendirmeleri görmemizi engellememelidir.

Peki, sorun nerede? Türk milli takımı neden başarı ve istikrarı bir türlü bulamıyor?

Hatırlarsanız, Lucescu’nun bir demeci sonrasında ben bir eleştiride bulunmuştum. Lucescu, yabancı sayısının çokluğundan şikayet edip ben maça gidiyorum ama hangi Türk oyuncuyu izleyeceğim şeklinde bir serzenişte bulununca, ben de yorumumda “zaten herşey olması gereken gibi olsa 72 yaşındaki yabancı bir teknik adam olan Lucescu, Türk milli takımının başında olmazdı.” demiştim. Fatih Terim’in gönderilmesi hataydı. Bu hata belki de bizim Dünya Şampiyonası’na gidememize neden oldu. Sistematik ve planlı şekilde Milli takım karıştırıldı. O dönem “Volkan, Arda, Burak, Caner” neden oynamıyor diye ahkam kesen kesim, bugün neden susuyor? Yine yok bu oyuncular. Hiçbir oyuncu milli takımın üzerinde değildir. Bu yanlış yaklaşım ve kanı bozuk bir kitle tarafından kasıtlı olarak yapılan yaklaşım 2016 Avrupa Şampiyonası’nda milli takımın başarısız olmasına sebep oldu. Oysa bugün gelinen noktada bu oyuncular olmaksızın daha bir takım olan ve mücadele eden bir milli takım var.

Lucescu tarzı kişilerin milli takıma uzun vadede katkı sağlaması mümkün değil. Bunu anlamak zor da değil. Neden halen bu tür adamlarda ısrar ediliyor. Hiddink örneğinden ders çıkarmadık mı? Düşünsenize, Türk futbolunda ilk defa bu kadar kaliteli kaleci bolluğu var. Başakşehir’den Volkan Babacan ve Mert Günok, Fenerbahçe’den Harun Tekin ve Berke Özer, Bursaspor’un mevcut kalecileri Okan Kocuk ve Muhammed Şengezer, Sivasspor’dan Tolgahan Acar, Ali Şaşal Vural, Malatyaspor’dan Ertaç Özbir, Alanyaspor’dan Haydar Yılmaz, Kayserispor’dan Muammer Yıldırım, Akhisar’dan Fatih Öztürk, Rizespor’dan Gökhan Akkan, Konyaspor’dan Serkan Kırıntılı, Ertuğrul Taşkıran, Boluspor’dan Gökhan Değirmenci, Trabzonspor’dan Onur Kıvrak, Beşiktaş’tan Utku Yuvakuran, Altınordu’dan Erce Kardeşler gibi form ve kapasiteleri itibariyle milli takımda yer alabilecek kaleciler mevcut. Kendi takımında oynamasa dahi sen vereceğin güvenle bu kalecileri “milli takım kalecisi” yapabilirsin. Oysa Lucescu çıkıp, “Kaleci yok, ne yapabilirim” diyor. Bu durumda bu kadar sayılan yetenekli Türk kalecinin teknik adama saygısı ve güveni kalır mı? Lucescu dua etsin Sinan Bolat iyi bir maç çıkardı ve milli takım son dakikalarda kazanmasını bildi.

Lucescu bir yeniden yapılanma dönemindeyiz, yeni bir takım oluşturuyorum diyor sık sık. Bu bocalama dönemi için önemli bir faktör olabilir mi?

Lucescu’nun milli takımında Lucescu’nun ilk kez milli takıma aldığı hangi oyuncu var? Okay Yokuşlu, Çağlar Söyüncü, Kaan Ayhan, Cengiz Ünder, Yusuf Yazıcı hatta Ömer Bayram Fatih Terim döneminde A milli takıma alınıp oynatılan oyuncular. Mehmet Zeki Çelik dahi İstanbulspor’daiken Fatih Terim tarafında milli takım için izletildiği söylenen oyunculardandı. Tersine Emre Akbaba, Deniz Türüç, Berke Özer, Emre Mor gibi Fatih Terim tarafından milli takıma monte edilmeye çalışılan oyuncuları Lucescu dışlamış görünüyor.

İsveç maçında sonradan oyuna girip oyunun kaderini değiştiren Emre Akbaba’ya daha çok şans verilmesi gerekmez miydi? Deniz Türüç belki biraz ağır ama bu takıma katkı sağlayabilecek bir oyuncu.

Müsabakanın sonucuna göre değil, gerçeklere bakarak konuşmalıyız. İsveç maçında oluşturulan defans kurgusu doğru değildi.

Ancak defansın ortasında oynayacak yerli oyuncu eksiği de göze çarpıyor. Pek çok takımda  bu bölgede yabancı oyuncular forma giyiyor. Türk futbolunda stoper yetişmiyor mu?

Kısmen doğru. Ancak bunun sebepleri ver. Defans alanında yapılan hatalar doğrudan skora etki edebiliyor. Hata yapan oyuncu da afişe oluyor. Bu ise oyuncuyu bazen geri dönülemez şekilde kaybetmemize neden oluyor. Burada teknik adamların alt yapılardan itibaren oyuncuları doğru yönlendirmesi gerekiyor. Her oyuncu 10 numara olmak veya golcü olmak istiyor. Yetenekli ve zeki oyuncuları hep ileriye yönelik kullanmak doğru değil. Zeki ve yetenekli oyuncuların bir kısmını alt yapılardan itibaren defans bölgesine yönlendirmek şart. Öte yandan yetişen oyunculara da yeteri kadar güven ve şans verilmiyor. Geçen sezon Malatyaspor’da iyi bir sezon geçiren Sadık Çiftpınar, önceki sezonlar iyi oynayan ancak sakatlanan Murat Akça, yine Galatasaray alt yapısından yetişen 1.97’lik stoper Sinan Osmanoğlu (şu anda Altınordu’da oynuyor) gibi yerli ve yetenekli stoperlere yeteri kadar şans tanınmadı? Bir Semih Kaya örneği var. Özgüven ve şans verildiğinde neler yapabileceğini Galatasaray’da iken göstermişti, sonra özgüveni kayboldu. Defans mevkisi özgüvene en çok ihtiyaç duyulan bölge. Bu bölgede oyuncu yetişmemesi ya da bu bölgede oynayan oyuncuların çok hata yapması aynı zamanda Türk insanının yapısını da gösteriyor. Türk insanı genel olarak rahat ve özgüveni yüksek karaktere sahip değil. Bu nedenle alt yapılardan itibaren top tekniğine sahip kimi oyuncular bu bölgeye yönlendirilmeli. İyi yer tutma, zamanında hamle yapma çoğu zaman hızdan da önemli. Bu arada Çağlar Söyüncü gibi oyunculara geçmişte neden sürekli onbirde yer verilmediğini anlamak da mümkün oluyor. Çağlar, çok kolay hata yapıyor ve aklı ile değil duyguları ile oynuyor.

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here