Ana Sayfa Köşe Yazısı Kalite ve Fikstür Avantajı Tartışmasına Dair- Selim Dündar

Kalite ve Fikstür Avantajı Tartışmasına Dair- Selim Dündar

1338
Paylaş

Spor medyasında son dönemde A Spor’da Kayserispor Başkanı Dr. Erol Bedir’in A Spor yorumcusu ve gazeteci Emre Bol ile yaşadığı tartışma gündemde.

Tartışmaya yol açan Emre Bol’un “Kayserispor bulunduğu yeri hak eden kalitede değil” şeklindeki sözleri oldu. Malumunuz  Süper Lig’de 9 maç oynandı ve bu 9 maçlık puan durumuna göre Galatasaray 23 puan ile lider, Kayserispor ise 17 puan ile ikinci Göztepe ile aynı puanda olmasına rağmen averaj ile dördüncü sırada. Yorumcu Emre Bol’a göre Kayserispor bu sırayı hak edecek kalitede değil.

Başkan Erol Bedir, yerinde bir müdahale ile kanala bağlandı ve söylenmesi gereken her şeyi gayet de güzel söyledi. Tartışmayı izledikten sonra, “Emre Bol” kimmiş diye internete baktım. Mesela Ekşi Sözlük’te Emre Bol ile ilgili 15 sayfa giriş yapılmış.  Bir yorum aynen şöyle:

“şu sözlük mecrasında, türk medyasının gördüğü en troll ve sevimsiz adamı rasim ozan kütahyalı için bile başlığın ilk kısmında yer yer iven, fena olmadığını söyleyen entry’ler mevcuttur.

bu adamın ilk entry’sinden son entry’sine kadar, tuttuğu takımın taraftarı dahil olmak üzere, hep ne kadar gereksiz, başarısız ve anlamsız olduğu üzerine konuşulmuş. zor durum onunkisi de”

Sanırım, bu yorum, tartışmanın Emre Bol kısmını artık uzatmanın manası olmadığını gösteriyor.

Gelelim, bazı yorumcularda hatta genel olarak spor medyasında yer alan bu İstanbul merkezli bakış açısına, Anadolu kulüplerini hiçe sayan bakış açısına.

Bu kişiler birazcık futbolu, futbol endüstrisini bilseler ve takip etseler, futbolun çok büyük paralar dönen bir alan olduğunu ve bu alana eski bakış açısıyla sadece üç büyüklerden ibaret bir yaklaşımın yersiz ve desteksiz olduğunu anlarlardı. Artık her takımda önemli ve “yıldız” kategorisine girecek oyuncular mevcut. Üstelik “kalite” denilen olay da Başkan Erol Bedir’in çok güzel vurguladığı gibi bütçeler ile doğru orantılı bir kavram değil, “başka bir şey”.

Kalite, İngilizcesiyle “quality” eski dilde “keyfiyet” yeni Türkçe’de “nitelik” olarak da ifade edilebilen bir kavram sabit, durağan, statik bir anlamı içermez. Duruma göre, bakış açısına göre farklı anlamları ifade eder. Kimine göre kalite kullanıma uygunluktur, kimine göre kalite müşterinin  tatminidir.  Bir başka tanım daha doğru bir vurgu yapmaktadır. Kalite, bir ürün veya hizmetin kalitesi, müşteri gereksinimlerini mümkün olabilen en ekonomik düzeyde karşılamayı amaçlayan tüm özelliklerin bileşenidir. Dolayısıyla futbol özelinde baktığımız zaman da eğer, futbol seyircisi izlediği takımdan tatmin oluyor ise, en optimum harcama ile en yüksek faydaya ulaşılabiliyor ise, o takımın kaliteli olduğu söylenebilecektir. Dolayısıyla Emre Bol’un A Spor’da zikrettiği, “bulunduğu yeri hak eden kalitede değil” ifadesi, kalitenin yersiz olarak popüler kültürde “şu insan çok kaliteli”, “kalitesiz insan” şeklindeki hatalı kullanım şekillerinden birine örnek teşkil eder.  Kimileri de, bu kavramı kemiyet ile karıştırır. Kalite keyfiyeti ifade ederken, kemiyet niteliği değil niceliği, sayısal bir durumu ifade eder. İngilizcesiyle ‘quantity’ dir. Yani “nicelik, sayı, miktar” durumuna ifade eder. Dolayısıyla bu tarz yorumlar biraz da paranın gücünü, seyircinin sayısını esas alan kemiyet esaslı yorumlardır.

Öncelikle Kayserispor harcadığı para ile ortaya konulan ürüne göre kıyaslayınca ligin pek çok takımından daha iyi durumdadır. Örneğin Trabzonspor, belki de tarihinin en geniş ve maliyetli kadrosuna sahip ama başarılı olamıyorlar. Kalite tek bir sonuç değil, sürece bağlıdır. Teknik adam, futbolcu, seyirci, yönetim, tesisler, bütün bu öğeler bir bütün halinde başarı ve kaliteyi hazırlar. Demek ki, Trabzonspor’da bu dişlilerden eksik veya iyi işlemeyen bölümler mevcut. Kayserispor ise geçen sezona göre tribünleri dolduran bir seyirciye sahip ise ve takım 17 puan ile lig ikincisi ile aynı puana sahip ise doğru giden şeyler vardır.

Fikstür avantajı/dezavantajı meselesine gelince, elbette nisbi olarak fikstür avantajı/dezavantajının varlığı bir gerçektir ancak oynanan futbolu ve sonuçları sadece buna bağlamak acizliktir. Bu durum, Kayserispor Göztepe’yi yendi, Göztepe de Fenerbahçe ile 2-2 kalmıştı demek ki Kayserispor Fenerbahçe’yi de yener demek kadar saçma. Her maç birbirinden bağımsız oynanır ve kendi içinde değerlendirilir. İlk yarı sonu itibariyle elbette Kayserispor lig ikincisi ile aynı puanda olmayacaktır. Tabi ki temennimiz bu yönde ama Kayserispor takımı oluşturulurken zaten hedef ilk iki değil, ilk sekizdir. Bunun nisbi bir kavram olan takım kalitesiyle değil, harcanan meblağlar, beklentiler ve önceki sezonlardaki durum ile ilgisi olduğu açıktır. Kayserispor geçen sezon ikinci yarı verdiği inanılmaz mücadele ile ligde kalmayı başardı. Bu sezon da ortaya koyduğu futbol ve aldığı puanlar ile takımın başarılı olduğu ortadadır. Takımın bu başarısını görüp, takdir etmek yerine ne idüğü belirsiz kavramlarla konuşmak zaten niyeti baştan ortaya koyuyor. Kazanılmamış hiç bir maç kazanılmış değildir. Geçmişte Galatasaray ile ilgili fikstür avantajı nedeniyle “gizli lider” denilen dönemler yaşandı ancak oynanmamış maçlar oynandığında görüldü ki çantada keklik sayılan puanlar, sahada alınamayabiliyor. Dolayısıyla fikstür avantajı da kağıt üstünde bir durumu ifade eder. Sahada herşey farklı işleyebilir.

İnşallah Kayserispor bu hafta Fenerbahçe karşısında iyi bir mücadele ortaya koyar ve futbol medyasında yorumlarını ‘analiz’ ile değil de, ‘taraftarlık ve popülerliğe” göre yapan kesimleri mahçup eder.

Keyfimiz bol, keyfiyetimiz sağlam olsun…

 

 

Selim DÜNDAR

selimdundar38@gmail.com

 

 

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here