Ana Sayfa Köşe Yazısı Futbol Seyirciliğinden İstifa Ediyorum-Selim Dündar

Futbol Seyirciliğinden İstifa Ediyorum-Selim Dündar

360
Paylaş

 

baraj

FUTBOL SEYİRCİLİĞİNDEN İSTİFA EDİYORUM

 

            İletişim çağı, küreselleşme, bilişim, endüstrileşme, liberalizm gibi kavramlar hayatımıza gireli belki çok oluyor ancak sporun ruhunu kaybettirir derecede etkin olması artık çoktan ölmüş olan amatörlüğün yanında profesyonelliği de “bu kadar da değil”dedirtecek dereceye getirdi. Makyavelizm, sporda bu kadar etkin olmamalıydı. Evet “futbol asla sadece bir oyun değil” idi. Ama en çok da oyundu, mücadeleydi, alın teriydi, yaşamdı, sıkıntıydı, sevdaydı. Siz 9 yaşında bir çocuk olarak Kayseri’nin ayazında soğuk bir kış günü, gündüz 12’de maç izlemenin cazibesini bilir misiniz? O seyirci, habersizdir şikeden, teşvikten ya da umuru değildir. Çünkü izlediği mücadeleyi, alın terini görmek ayrı bir haz vermektedir insana. Bahis Spor Toto’dan ibaretti. Federasyon bu kadar hakim olunmaya çalışılan, gücün ve paranın olduğu bir konumda değildi. En azından oralara gelenlerin takım kimliği ön planda olmayan insanlardan oluşması gerektiği gibi basit bir anlayış herkesçe uygulanmaya çalışılırdı.

            Kaç futbolsever internette bulunabilen şike iddianamesi diye bilinen iddianameyi okudu? Bu nasıl bir anlayıştır ki “sorunları daha yakından biliyor” mantığı ile Yıldırım Demirören’e destek verilir? Nedir o yakından bilindiği söylenen sorunlar? Yıldırım Demirören’in as başkanı, teknik direktörü Türkiye Kupasına ilişkin iddialar nedeniyle cezaevinde değiller miydi? Şimdi futbolu düzlüğe çıkartacak kişi olarak Yıldırım Demirören’den başkası bulunamadı mı? Futbol artık temizlenmelidir, suimisalleri örnek vererek olmaz bu. Kimsenin gözünün yaşına bakmadan, çıkarları, gücü kenara iterek spor hukuku mevzuatı neyi gerektiriyor ise bunlar yapılarak olacak bu. Bunu ülke olarak biz yapmazsak, UEFA ve FIFA zorla yaptıracak? Küme düşmesi gereken takımlar, düşürülmeli, ceza alması gerekenler almalıdır. Başka türlü asla futbol eski ilgiyi bulamaz. Futbol endüstrisi denilen olgu da bunu gerektirmektedir. Çünkü futbolun değerinin düşmesi kimsenin işine gelmez. Artık selim akıl ile hareket eden insanların dümene geçmeleri şarttır.

            Kayserispor’daki yaşananları, Erciyesspor’daki yaşananları da anlamak mümkün olmuyor. Hangi saik ile Yıldırım Demirören’e destek verildiğini anlamak mümkün değil. Federasyon Başkanı, tarafsızlığı ön planda olan birisi olmalı. İkincisi de şikeymiş, teşvikmiş bunlara karışmamış birisi olmalı. Kurumsal anlamda Kayserispor ne yapıyor veya ne yapmak istiyor anlayan var mı? Üç hafta önce Mersin maçında Emir Kujoviç ilk kez oynuyor, maçtan sonra Shota “bizim birinci golcümüz kaptanımız Gökhan Ünal” diyor. Üç hafta sonra Gökhan Ünal gönderiliyor. Futbol severin aklı karışıyor. Ne Emir Kujoviç’i yok kabul etmek doğru, ne sonra Gökhan Ünal’ı transfer dönemi bittikten sonra göndermek. Demek ki yönetimde zaafiyetler var. Gökhan Ünal ile ilgili bir sorun var idi ise, bunu neden önceden görüp, gerekli kararı vermediniz ve Gökhan Ünal’a “kaptan” ve “birinci golcü” sıfatını verdiniz. Yok eğer sorun yok ise, neden transfer dönemi olmayan bir dönemde takımın kaptanını gönderdiniz? Ne futbol ne başka bir alan egolarla yönetilmez. Ambrabat’ı “basit bir işçi” gibi gören anlayış ve sonra ilanen özür dileten anlayış asla profesyonel bir yöneticilik değildir. Kol kırılır, yen içinde kalır anlayışı her zaman doğru değildir ama bu gibi durumlarda da uygulanmalıdır. Kimseye bir şey ispat zorunluluğu yok. Ambrabat kendi içinde özür diler, olay kapanır. Bunu ilan etmenin kime ne faydası oldu? Ambarat demişken, son Trabzon maçında Sefa’nın bir serbest atışı Ambrabat kullanmak isteyince “onu itmesi” takım imajını bozdu. Sefa klasik Alman anlayışı ile disiplinli bir yapıda. Ancak bu kadarı fazla. Ona serbest atışları kullanmasının söylenmesi, her hal ve şartta, gerekirse dövüşerek serbest atışı kullanması gerektiği anlamında değil. Madem Ambrabat o anda serbest atışı kullanmak istedi, çekilirsin kenara. Takımı düşün. Soyunma odasında derdini anlatırsın. Kaldı ki Ambrabat Trabzon maçının en iyi adamıydı. Serbest atışları da Sefa’dan daha kötü kullanmıyor. Dolayısıyla Sefa’nın bu konuda uyarılması şart.

            Erciyesspor’da neler olduğunu anlayan birisi de yok. Kemalettin geçmişte “bu ülkede tarikat bağlantısı olmayan futbolcu çalışamaz” diye söylemiş. Şimdi kendisi, nasıl oldu da hiçbir tecrübesi olmaksızın Erciyesspor’a teknik direktör oldu? Fikret Yılmaz, ilk yarı hedefi düşmemek olan bir takım ile zirveye yakın bir yerde ligi bitirmişti. Fikret Yılmaz neden gönderildi? Takım bu hale neden düşürüldü? Erciyesspor gerçekten Süper Lige çıkmayı istiyor mu? İstiyor ise neden buna uygun davranmıyor ve seyirci buna inanmıyor? Halen maçlar neden dış sahada oynanıyor? İlk yarının en iyi oyuncularından Gökhan Kaba neden oynatılmıyor? Fenerbahçe’den kiralık gelen Berk Elitez, “oynatılması şartı ile mi kiralık alındı?”. Daha pek çok soru sorulabilir. Erciyesspor’u yönetenlerin, bu takımın temelinin amatör ruh ve mücadele ile 3. lige çıkan Emniyetspor olduğunu bilmeleri, Efendileri, Tuğrulları, Nailleri birilerinin onlara anlatmaları gerekiyor.

            Yapılan yanlışlar, ne eski futbol sevdasını bıraktı, ne de yönetimin kritik anlardaki tavrı nedeniyle Kayserispor sevdasını. Yıldırım Demirören’in başkan ol –duğu (acağı) bir futbol düzeninde ben de seyircilikten, taraftarlıktan istifa ediyorum.

            Saygılarımla,

Selim DÜNDAR

selimdundar38@gmail.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here