Ana Sayfa Köşe Yazısı Dünya Kupası Devam Ediyor – Selim Dündar

Dünya Kupası Devam Ediyor – Selim Dündar

Paylaş

DÜNYA KUPASININ YÜKSELEN TAKIMI: BELÇİKA NE KADAR MİLLİ? YA DA BELÇİKA’NIN YÜKSELİŞİNİN ARKASINDA YATAN NEDENLER

 

Selim Dündar

 

Dünya kupası devam ediyor. Herkesin dilinde “eski tadı yok” söylemleri var. Belki de ülke olarak daha çok seçime odaklandık, onun etkisidir. Ancak her Dünya kupasının favorileri Arjantin, Brezilya, Almanya gibi takımlar gruplara iyi başlayamadılar, son dakika golleri olmasa belki Brezilya ve Almanya gruptan çıkamayacaktı. Arjantin için risk halen devam ediyor. Portakallar ve Gök Mavililer ise bu turnuvada yok. Dünya kupaları tarihine damga vurmuş bu iki takımın (Hollanda ve İtalya) olmamasının eksikliği de hissediliyor. Dünya kupasına damga vuracak takım ise Belçika gibi gözüküyor. 10 milyon nüfus ve Kayseri ilinin yaklaşık iki katı yüzölçümüne sahip Belçika, tarih boyunca, Güney Hollanda olarak çeşitli devletlerin egemenliği altında varlığını devam ettirdikten sonra, 1830’lardan itibaren parlamenter bir monarşi olarak bağımsızlığını ilan etti. 1800’lü yılların sonundaki Afrikalı sömürge devletler furyasından Belçika’da faydalandı ve Kongo’yu 1960’a kadar kolonisi olarak kullandı. Bugün Belçika, Flaman, Valon ve Brüksel bölgesi olarak üç bölgeli bir federal yönetim ile yönetilmektedir. Ülkenin yaklaşık % 60’ı Hollanda dili olan Felemenkçeyi, % 30’u ise Fransızca (Valonlar) konuşmaktadır. Kalan % 10’luk kesim ise Almanca ve İngilizce ile diğer dilleri konuşmaktadır.

Son yıllarda Belçika milli takımının oyuncularının Dünyanın önde gelen takımlarında oynadığını görüyoruz. Olaya biraz detaylı bakıp araştırma yapınca da, bunun tesadüf olmadığını görüyoruz. 2000 yılında hatırlarsanız, Türkiye’nin de katıldığı Avrupa Şampiyonası’nda ev sahibi ülkeler Hollanda ve Belçika idi ve o turnuvada Belçika ilk turda elenmişti. Belçika futbolunda 2000 Avrupa Şampiyonası’nda Türkiye’ye karşı alınan 2-0’lık yenilgi önemli bir dönüm noktası kabul edilir. Çünkü bu maçta sistem ile birlikte oyuncunun yeteneği, gücü ve becerisinin daha önemli olduğunun anlaşıldığı vurgulanmaktadır. Özellikle Hakan Şükür’ün Belçika kalecisi 36 yaşındaki Filip De Wilde’den daha yükseğe sıçrayarak attığı kafa golü, onlar için uyanmanın başlangıcı olmuştur.

İşte evsahibi olarak ilk turda elenmenin sonucu, Belçika’da futbola önemli bir yatırım yapıldı ve alt yapılara daha çok önem verilmeye başlandı. Ayrıca devşirme tabir edilen oyuncuların milli takıma kazandırılmasının da üzerinde duruldu. 2000 yılında turnuvadan erken elenilmesinin ardından 1986’dan 1994’e kadar teknik direktör Guy Thys’in yardımcılığını yapmış Michel Salon 2002’de futbolun başına getirildi. Daha sonra futbolda alt yapılardan başlayarak planlı bir toparlanma dönemi başlatıldı. Belçika liginde  ve alt yapılarda oynatılan üçlü defans rafa kaldırıldı ve dörtlü defans sistemi üzerinde duruldu. Alt yapılarda oyuncuların 5-6 yaşında eğitimlerine başlanması ve alt yapılara inildikçe oyuncu sayısının bilhassa antremanlarda onbir oyuncudan 2, 4, 8 gibi sayılara indirilmesi sağlandı. Bu şekilde oyuncunun daha yetişirken topla daha fazla oynamasına zemin hazırlandı. Düşünsenize 10 yaşında bir oyuncu büyük sahada onbire onbir oyunda top ile ne kadar haşır neşir olunabilir ki? Bu iş, basketbol alt yapılarında çemberin 3 metre 5 santimlik boyunun kısaltılmaya başlaması kararına benziyor. Yani kuralları değişmez gibi uygulamak doğru değil. Oyuncu yaş grubu ile birlikte oyuncuya kazandırılmak istenilen yetilere göre kurallar esnetilebilir ve tedrici bir planlama yapılabilir. Doğru olan bu yaklaşım ile birlikte Belçika futbol felsefesi oluşturulmaya çalışıldı. Leuve Üniversitesi’nden araştırmacılarla ortak yürütülen çalışmalarla alt yapılarda bir model oluşturuldu. Bu konularda akademik düzeyde pek çok eser de ortaya konuldu. Fiziksel güç, taktik ve atak futbol üçlüsünün Belçika futbolunun yeni anlayışları olduğu vurgulandı. Yurt dışına oyuncu transferi özendirildi ve kolaylaştırıldı. Romelu Lukaku 18 yaşında Chelsea’ya, Eden Hazard 14 yaşında Fransa’nın Lille takımına gitti. Valonlar, Felemenkler ve Afrika kökenlilerin tek bir Belçika ortak paydasında mücadele etmelerine önem verildi. Alt yapılarda bu husus vurgulandı ve ayrılıkçılığın önüne geçilmeye çalışıldı. Bugün gelinen noktada Belçika futbol takımının 750 milyon Euro’luk bir değeri, Dünya kupası kadrosunda bir oyuncu dışında tamamı Belçika dışında oynayan, Eden Hazard, Romelu Lukaku, Mousa Dembele, Adnan Januzaj, Marouane Felliani, Kevin De Bruyne, Vincent Company gibi dünya futbolunda önde gelen takımların önemli yıldızlarına sahip bir ülke haline geldiler.

Bu planlamaların sonucunda 2000 yılında Avrupa Şampiyonası’na ev sahibi ülke olarak katıldıktan sonra Avrupa Şampiyonalarına katılamaya takım, 2014 Dünya Kupası ve 2016 Avrupa Şampiyonası’na katıldı ve grup aşamalarını da iyi derece ile tamamladı.

2014 yılında Brezilya’da yapılan Dünya Kupası’na da katılan Belçika grupları Cezayir, Rusya ve Güney Kore’nin önünde lider tamamlamış, daha sonra ABD’yi elemiş ve çeyrek finalde Arjantin’e 1-0 yenilerek elenmişti. 2016 Avrupa Şampiyonası’nda E grubunda yer aldı ve İtalya ile birliket 6 puan ile üst tura çıktı. Son onaltıda Macaristan’ı 4-0 ile geçti ancak çeyrek finalde Galler’e 3-1 yenilerek elendi.

Belçika takımı 2018 Dünya kupası elemelerinde Yunanistan, Bosna Hersek, Estonya ve Güney Kıbrıs ile birlikte nisbeten güçsüz bir gruptan 10 maçta 9 galibiyet 1 beraberlik ile 28 puan toplayarak lider olarak çıktı.

Dünya Kupası’nda Belçika İngiltere, Panama, Tunus ile birlikte G grubunda yer alıyor ve Panama’yı 3-0, Tunus’u 5-2 yenerek ikinci tura çıkmayı şimdiden garantiledi. 28 Haziran’da İngiltere ile yapacakları maç ile grup aşamasını tamamlayacaklar. Son altıda H grubu ikincisi ile oynayacaklar. Japonya, Senegal, Polonya ve Kolombiya’nın yer aldığı H grubundan kim gelse Belçika şanslı olacaktır. Çeyrek finalde Almanya-Brezilya galibi ile eşleşecekler. Grubu ikinci sırada bitirirlerse çeyrek finalde Senegal gibi daha kolay bir takım ile karşılaşabilecekler ancak bu defa yarı finalde Almanya-Brezilya ikilisinden biri ile karşılaşacaklar. Diğer taraftan da İspanya, Portekiz, Fransa, Hırvatistan dörtlüsünden birisi finale yükselebilir. Belçika için dönüm noktası Brezilya veya Almanya ile oynayacakları maçta performansları olacak. Belçika son iki turnuvada (2014 Dünya Kupası ve 2016 Avrupa Şampiyonası) grupları lider tamamladıktan sonra, turnuva takımı olmamanın etkisiyle eleme maçlarında gerçek gücünü sahaya yansıtamadı. Bu turnuvada bakalım aynısı olacak mı? Uluslararası nitelikteki pek çok oyuncusu, heyecan seviyesi yüksek pek çok maç oynayarak, bu defa daha hazırlıklı olacaklar. Ancak Almanya için 80 milyon Euro piyasa değerine sahip Real Madrid’in oyuncusu Toni Kroos’un son saniyede İsveç’e attığı turnuvanın golü olmaya aday muhteşem gol, uyanış oldu. Turnuva’nın zevkinin ilerleyen maçlarda artacağı açık. Belçika çeyrek finalden ileri gidebilir mi, belli olmaz ancak turnuvaya renk katacağı muhakkak. Üstelik Almanya-Brezilya ikilisinden birini geçebilirse, şampiyon olmaları da çok sürpriz olmayacak bir takım hüviyetinde. Dezavantajları ise Fransa, Almanya, Brezilya gibi takımlar gibi ulusal hüviyetlerinin güçlü olmaması, turnuva takımı tecrübelerinin ve zor zamanlarda kenetlenmenin onlar kadar yüksek seviyede olmaması olduğu söylenebilir.

Belçika takımına yöneltilen en önemli eleştiri oyuncuların kaçı gerçekten Belçikalı eleştirisi. Takıma bakıldığında 1993 doğumlu Romelu Lukaku, 1996-1997 sezonunda Gençlerbirliği forması giymiş 1967 doğumlu Zaire’li Roger Lukaku’nun oğlu. Romelu Lukaku, Zaire kökenli ama 6 yaşında Belçika’nın Antwerp şehrinin bir takımı olan Rupel Boom takımında futbola başlıyor. Yannick Carrasko Portekizli bir baba ve İspanyol bir anneden olma ancak alt yapı eğitimini Belçika’da almış. Axel Witsel Karayip kökenli bir baba ve Belçikalı bir anneden olma ancak o da alt yapı eğitimini Belçika’da almış. De Bruyne Burundi’de petrol mühendisliği yapan İngiliz bir anne ile İngiliz bir babanın oğlu ancak o da alt yapı eğitimini Belçika’da almış ve 2012 yılında Chelsea’ya transfer olmuş. Defans oyuncusu Celtic forması giyen Dedryck Boyota ve Manchester City forması giyen takım kaptanı Vincent Kompany Kongo kökenli, Adnan Januzaj Arnavut kökenli, Tottenham forması giyen Mousa Dembele Mali kökenli. Evet, bu eleştiride ırksal bakıldığında haklılık payı bulunmakla birlikte bu oyuncuların nerdeyse tamamı Belçika doğumlu ve alt yapı eğitimlerini Belçika’da almışlar. Bizim milli takımımızda ise hepsi Türk ama pek çoğu alt yapı eğitimlerini yurt dışında almışlar. Buradan bakınca da, hangisi daha iyi acaba sorusu akla geliveriyor.

Şampiyonlar Ligi’nin geliri 1992 yılında 30 milyon Euro iken, on yıl içinde 1992’de 530 milyon Euro’ya çıkmış. Milyar dolarlara yaklaşan kulüp gelirleri ile kıyaslayınca Türkiye olarak henüz yol almamız gereken çok mesafe var. Üstelik ne menem bir şey olduğu anlaşılamayan UEFA’nın 2009’da icat edip, 2014’den itibaren uygulamaya geçirdiği ‘Finansal Fair Play İlkeleri’ de dünyanın önde gelen kulüpleri için bize uygulandığı titizlikle uygulanmıyor. Zaten bu kurallar herkese eşit şekilde titizlikle uygulansa, ortada futbol kalmayacak. Global ölçekte belki de bonservislerin ve oyuncuların aldığı rakamların çok düşürülmesi gibi tedbirlerle, Türkiye ölçeğinde bu büyük finans ve akıl oyunları ile mücadele etmek için alt yapılara ilişkin her bölgeye özel planlanmış modellerin hayata geçirilmesi şart. Futbolun bu belirsiz finans yönüne ilişkin özel bir yazı kaleme almak da şart oldu.

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here