Ana Sayfa 50.Yıl 17 Eylül 1967 Kara Bir Gün: Kayserispor-Sivasspor Maçı

17 Eylül 1967 Kara Bir Gün: Kayserispor-Sivasspor Maçı

1518
Paylaş

Futbol hep iyi şeyler getirmiyor akla. Tarihimizin kötü yanlarıyla yüzleşmeyi pek de sevmeyen toplumumuz görmesi gerekenleri görmezden geliyor. Özellikle İtalya’daki olaylardan sonra sıkça konuşulmaya başlanan stat güvenliğinin 40 sene önce Türkiye’de 43 can aldığını kaç kişi biliyor? 17 Eylül 1967 günü neler oldu?

Tuncay Yavuz

Tam da ortasında futbol hayatımızın. İzlemekten keyif aldığımız; iyi bir futbol, güzel bir gol için dilendiğimiz, oynayanlarına methiyeler düzdüğümüz, yollarına paralar döktüğümüz, mutlulukları üstlendiğimiz, üzüntülere ortak olduğumuz bir oyun yani; güzel oyun. Hiç bitmesin istenilen maçların, tekrar tekrar izlenen gollerin, zaferlerin sarhoşluklarındaki zamanın bir ömür boyu yadigar kaldığı bir sosyal olgu. Filelerle kavuşmasında mest olduğumuz meşin yuvarlak ise gün geliyor, kötü anılar bırakıyor bizlere. Kaybedilen bir maçtan, görülen kırmızı karttan, ellerden kayıp giden kupadan çok daha kötü anılar. İnsanların canını alabiliyor.

Futbolu elbette, güzellikleriyle, verdiği keyifle hatırlamayı tercih ediyoruz; aynen hayatta olduğu gibi. Ama özellikle İtalya’daki son olaylarla futbolun gündemine tekrar oturan stadyum güvenliği konusunda geçmişimizdeki kötü anıları konuşalım istedik.

1960’lar – Türk futbolunda değişim

1967’de yaşanan Kayseri-Sivas faciasını konuşmadan önce, şartları bu seviyeye getiren gelişmelere kısaca değinmek gerek. 1960’ların ortalarında ikinci ligin kurulması ve Futbol Federasyonu başkanı Orhan Şeref Apak’un şehir şehir gezerek il kulüpleri kurulması yolundaki teşvikleri neticesinde Anadolu’da hemen her şehrin bir takımı oldu.

Şimdi geriye dönüp baktığımızda takdirle karşılayabileceğimiz bu hareket, kısa vadede

beklenmedik sonuçlara yol açtı. Özellikle gelişmekte olan Türkiye’de rekabet halinde bulunan şehirlerin takımları arasında ummadık sürtüşmeler yaşanmaya başlandı. Bursaspor ve Eskişehirspor maçlarının her birinin büyük olaylara sahne olduğu hala konuşulan hikayelerdendir. Kayseri ve Sivas arasında da meşum olaydan önce, iki küçük hadise yaşanmıştı. İlk olay 1965 yılında gerçekleşmiş, Sivas Sümerspor ile Kayseri Şekerspor arasında oynanan maçta yaralananlar olmuştu. 1966 yılında da Kayseri Havagücü ile Sivas Sümerspor arasındaki maçta meydana gelen olaylarda 1 kişinin ayağı kırılmış, 20’ye yakın kişi ise muhtelif yerlerinden yaralanmıştı.

Türkiye’de futbol gün geçtikçe gelişirken, bu patlamaya hazır olmayan asayiş birimleri olaylar karşısında bocalıyordu.

İki takım kuruluyor

Türkiye şehirlerinin ‘takımlaşma’ hareketinden Orta Anadolu’nın iki büyük kenti Kayseri ve Sivas’ın da etkilenmemiş olması elbette düşünülemez. 1950’lere ve 60’lara ekonomik patlamasıyla damga vuran Kayseri’de kulüpleşme hareketi 1966’da başladı. 1966 yılı ilkbaharında Erciyes, Sanayispor ve Ortaanadolu kulüplerinin birleşmeleriyle Kayserispor ortaya çıktı. Takım 1966-67 sezonundan itibaren ikinci ligdeki yerini aldı.

Diğer yakada ise çalışmalar 1967’de başladı. Mayıs ayında tüm hazırlıklar tamamlandı ve

Yiğidolar, Sivasspor adıyla Türk futbolundaki yerlerini aldılar. Sivasspor da 1967-1968 sezonuna tam olarak hazır edilerek, ikinci lige yerleştirildi.

Komşu şehirler birbiriyle ilk kez 1967-1968 sezonunda İkinci Lig Beyaz grupta karşılaşacaktır. Bu ilk resmi maç 17 Eylül 1967 tarihinde Kayseri’de oynanacaktır.

Bu genel bilgilerden sonra, o günkü olayların öncesini ve sonrasını zamanın ‘Cumhuriyet Gazetesi’ kayıtlarından takip ederek sizlere aktardığımızı belirtelim. Olayın kısa vadede gelişimini ve sonuçlarını bu şekilde takip etmenin daha uygun olacağını düşünüyoruz.

İlk Maç – 17 Eylül 1967

Maç günü 40 otobüs, 20 minibüs ve trenle şehre gelen 5 bin Sivaslı taraftar, sabahın dördünden itibaren şehre yayılarak takımları lehinde tezahüratlara başlar. Günün asayiş kayıtlarına göre bazı Sivaslıların şehirde bulunan geneleve gittiği ve burada çıkan kavgada dördünün yaralandığı belirtiliyor. Ayrıca şehrin asayişini bozan 6 Sivaslı da merkez karakolunda tutuklanr.

Bu olayların da etkisiyle polis, stada giren Kayserili ve Sivaslı taraftarlar üzerinde aramalar yapmış fakat kayda değer bir şey bulamamıştır. Maçtan sonra en çok tartışılacak konulardan birisi olacak bu durum emniyetin önemli hatalarından biri olarak gösterilir.

Maç saat 16:00’da başlar. Stadyumu dolduran 21 bin kişi tezahüratlarla takımlarına destek olurlar. Maçın 20. dakikasına gelindiğinde Kayserispor forveti Küçük Oktay’ın attığı gol olayları tetikler. Hala çok net olmamasına rağmen olayın tanıklarının ifadelerine göre gole sevinen Kayserili çocuklara karşı Sivas tribünlerinden tepki başlar. Sivaslı taraftarların elma paketlerinin altından çıkardıkları taşları çocuklara atması üzerine panik başlamış ve kaçışmaya başlayan çocuklardan ikisi ezilerek ölmüştür.

sivas1-1967

Bu olayın ne kadar doğru olduğu konusunda elimizde net bir bilgi yok. Ancak öyle anlaşılıyor ki, doğru ya da yanlış, bu söylentinin yayılması üzerine Kayserispor taraftarları taş, sopa, bıçaklarla Sivaslı taraftarların üzerine yürümeye başlar. Bu hareket üzerine de Sivas tribünlerinde başlayan panik büyük bir faciaya yol açacaktır. Binlerce Sivaslının kapılara yüklenmesi ve stat çıkışındaki düzensizlikler

sivas-1967

Sivaslı’nın olay yerinde havasızlık ve sıkışmadan ötürü can vermesine yol açar. 300’ü aşkın kişi de taş, sopa ve bıçaklarla yaralanır.

Stadın dışına kendilerini atan Sivaslılar ise etrafa park edilmiş 60 kadar Kayseri plakalı arabanın ve spor salonunun çerçevelerini indirerek toplu halde stadın 5 kilometre

uzağına parkedilmiş araçlarına doğru yol alır. Derhal yola çıkan taraftarlar şehrin 50 km dışında durdurdukları Kayseri plakalı araçları ateşe verir. Bu, maç sonrası yaşanacaklara dair önemli bir habercidir.

sivas-1967-5

Olayın hemen sonrası

Ülkede bu kadar büyük çaplı bir olayın hem de bir spor müsabakası yüzünden meydana gelmesi büyük bir telaşla karşılanmıştır. Olayın ertesi günü bütün gazeteler, içeriğin önemli bir kısmını Kayseri’de yaşananlara ayırır. İki şehir arasında etnik mücadele ve sosyal rekabetten de kaynaklanan problemler bulunması olayın üzerine daha önemle gidilmesine yol açar, fakat kısa vadede açıklamaların ne kadar sığ ve yetersiz olduğunu örneklerle görebiliriz.

 

Kayseri Emniyet Müdürü Şerafettin Gökçeören, “Sivaslı taraftarlar 1-0’lık yenilgiyi hazmedemediği için ve maçı tehir etmek maksadıyla bu hadiseyi çıkardı” der.

faruk_sukan_vefati888tarihtebugun

İçişleri Bakanı Faruk Sükan ise, önce bir yazılı açıklamayla olayı takip altına aldıklarını belirtir ve sonrasında Kayseri’ye hareket eder. Bu sırada Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanı Vedat Ali Özkan, maçta 237 polis, jandarma ve bekçinin görev yaptığını belirtir.

Olayın iki yakasından ise durumun vehametini hafifletici açıklamalardan ziyade, birbirlerini suçlayıcı ifadeler gelir. Sivasspor II. Başkanı Güngör Tabak, maçtan önce Sivas Senatörü Rıfat Öçten ile Kayseri valisini uyardıklarını belirterek şunları söyler:

“Maça girişte Sivaslıların üzerleri aranmıştır. Böylece Sivaslıların maça taşla girdikleri iddiaları yersizdir. Kayserililer saha içinden ve dışından bizim seyircilerimize taş attılar. Saha dışına çıkmak isteyen Sivaslılar ise ezilmek ve havasızlık suretiyle öldüler.”

Diğer taraftan Kayserili yöneticiler de maç sırasında Sivaslı seyircilerin Kayserili taraftarları taşa tuttuklarını iddia eder. Bu davranışlar üzerine Kayserili taraftarların da harekete geçmek zorunda kaldıklarını eklerler.

sivas2-1967

Bu arada Kayseri’ye gelen Sivas valisi de açıklamalarıyla olaylara tuz biber ekmiştir: “Ölülerimizi almaya geldik. Sivaslılar ölülerini bekliyor. Ölülerimizi almadan gitmeyeceğiz.”

1967 hayat
1967 hayat

Maçtan sonra belki de en samimi açıklama ise maçın o ana kadarki tek golünü atan Oktay Aktan’dan gelmiştir:

“Keşke ayağım kırılsaydı da gol atmasaydım. Dün gece uyuyamadım. Gözlerimin önüne tribünlerdeki insanların hali gelince ağlamadan edemedim. Keşke yenilseydik de bu olaylar çıkmasaydı.”

Sivas’ta yaşananlar

 

İki şehir arasındaki rekabetin etkisiyle başlayıp futbol sahasında en kanlı sonucunu veren bu mücadele, maçtan sonra sokaklarda yankılarını sürdürmüştür. Stadyumda 40 kişinin öldüğü haberi, her yere kısa sürede yayılmış ve özellikte Sivas’ta yaşananlar da en az maçta yaşananlar kadar bu olayın içine girmiştir.

Maçtan hemen sonra Sivas’ta Kayserililer’e karşı herhangi bir taşkınlık gösterilmemesi için önlemler alınır. Özellikle Sivas’a 10 kilometre uzaklıktaki Kayseri köprüsü ile ildeki Kayserililere ait dükkan ve binaların önünde jandarma ve polis görevlileri tutulur.
sivas-ev
Fakat önlemler yetersiz kalır. Olayın akşam saatlerinde duyulması üzerine halk sokaklara dökülmüş ve Kayseri istikametinden gelen araçlardan maça giden 5 bin Sivaslı’nın akıbetini öğrenmeye çalışır. Halk geceyi vilayetin önü ve Kayseri yolu üzerinde geçirir. Ölü sayısı hakkındaki birbirini tutmaz ifadeler ise halkı iyiden iyiye çileden çıkarır.

Sabah saatlerinden itibaren Sivas’ta oturan Kayserililer’e karşı galeyan başlar. 10’dan fazla dükkan talan edilir ve ateşe verilir. Cumhuriyet Caddesi’nde bulunan ve bir Kayserili’nin işletmekte olduğu Büyük Belediye Oteli’nin yatak ve karyolaları da caddeye atılıp yakılır. Olayı etraftaki onbinlerce Sivaslı izler, halkın tepkisinden çekinen emniyet mensupları olaylara müdahale edemez.

Sivaslılar itfaiyenin müdahalesine de engel olur ve ancak bütün her şey yakılıp yıkıldıktan sonra emniyet görevlileri tedbir alabilir. Olaylar sırasında tanınmış avukatlardan Ali Yeke, halkı teskin edici bir konuşma yapmak istese de halkın hücumuna uğrayarak yaralanır ve halkın elinden güçlükle kurtarılır.

Tahrip olayları sırasında ölen ve yaralanan olmasa da, birçok Kayserili Sivas’tan kaçar ve şehirdeki birçok işyeri kapalı kalır.
sivas-1967-5
Olaydan sadece iş yerleri etkilenmez. Şehir merkezinde başlayan olaylar şehrin içlerine yayılır ve Kayserililer’e ait 3 ev ile 2 genelevin eşyaları dışarı çıkarılıp ateşe verilir.

Şehirdeki güvenlik yetersiz kalınca, önce çevre illerden destek alınır. Malatya, Tokat ve Erzincan’dan gelen birlikler yardımcı olur. Bunun yanında Sivas Tugayından da yardım istenir ve asker de olaylara müdahale eder. Ancak Emniyet Müdürü’nün olayla ilgili açıklaması dikkat çekicidir:

“Nümayişe katılanlar arasında ilkokul önlüklü çocukların da bulunması görevimizi güçleştirmektedir.”

Sivas’ta elebaşı oldukları iddiasıyla 11 kişi tutuklanır. Bu arada Sivas’a gelen İçişleri Bakanı Faruk Sükan’ın önce Kayseri’ye gitmesi halkın tepkisini çeker. Sükan bu konuda halkı yatıştırıcı konuşmalarda bulunur. Ayrıca olaylara sebebiyet veren en önemli etkenin stat kapısının içeriye doğru açılması olduğunu açıklar.

Sivas’taki bu olayların ardından Kayseri’de de güvenlik önlemleri arttırılmış ve Kayseri-Sivas girişleri kapatılmıştır. Kayseri-Sivas arasında otobüs hatlarının çalışmasına izin verilmez. O dönemlerde önemli kavramlardan birisi olan toplum polisleri şehirlere getirilir. Güvenlik güçlerinin sayısını arttırmak için Polis Koleji öğrencileri de yaralıların yatmakta olduğu Kayseri Devlet hastanesi ve SSK önüne yerleştirilir.

Bu arada Kayseri’de olaylara sebebiyet veren 26 kişi tutuklanır. Bu kişilerden 8’inin Sivaslı, 18’inin ise Kayserili olduğu belirtilir.

Daha sonra yapılan incelemede, olaylarda bu kadar kişinin ölmesinin nedeninin, stat kapılarının dışarıya değil, içeriye doğru açılması olduğu belirlenir. Adlı Tıp Kurumunun da ölümlerinin 38’nin sıkışma sonucu havasız kalma, 2’sinin ise Kalp rahatsızlıklarından kaynaklandığının açıklarlar.

Bu olaylardan sonra Kayserispor ve Sivasspor hükmen mağlup sayılırlar.

Kayserispor ve Sivasspor’a 17 maç saha kapatma cezası verilmiş ve maçlarını rakip takımların sahasında oynamışlardır.

Her iki takım aynı gruba verilmemiştir.

Türkiye kupasında karşılaşan iki takım İstanbul ve Ankara’da oynanmıştır. Kayserispor Tur atlamıştı.

9 Aralık 1990 tarihinde Kayserispor Sivas’ta lig maçına çıkmış ve maçı 1-0 kazanmıştır.

 

 


(Goal.com özel) Topun can yaktığı gün… 17 Eylül 1967

İki kent arasındaki etnik ve sosyal rekabetin yeşil sahaya yansımasıyla büyüyen; çalkantılı bir dönemde kendi bekasını düşünen iktidarların körüklediği, yetkili kurumların önünü alamadığı karanlık bir husumet. Bu karanlıkta oynanan 40 kişinin öldüğü yüzlerce kişinin yaralandığı bir futbol maçı. Bu coğrafyanın kendi Heysel Faciası…

Emek Mahallesi’ndeki evlerinde bir yandan iki yaşındaki oğlu Eray’la ilgilenen, bir yandan gündelik ev işleriyle uğraşan Aysel Hanım o gün biraz tedirgindi. Tüm şehirde olduğu gibi onun öğretmenlik yaptığı Ağırnas’daki ilkokulda da hafta boyunca konuşulan konu aynı olmuştu; bugün oynanacak Kayserispor – Sivasspor maçı. İki takım arasında uzunca bir süredir devam eden bir husumet vardı ve bu husumetin bugünkü maçta alevlenip istenmeyen olaylara sebebiyet verme olasılığı yüksekti. Aysel hanım dün akşama kadar tüm bunlara fazla kafayı yormamıştı aslında. Futbolla ilgilenmezdi, stadyum evine yakın değildi, meşgul olacak bir çocuğu, çekip çevirecek bir evi vardı çünkü.  Ama o akşam eşi Ergun bey maça gideceğini söylemişti. Öyle maçlara giden biri değildi Ergun bey. Kayserili bile değildi aslında. İzmit’ten buraya Devlet Malzeme Ofisi Müdürü olarak atanalı daha üç yıl bile olmamıştı. Ama haftalar öncesinden konuşulmaya başlanan tansiyonu böyle yüksek bir maça gitme fikri onu bile cezbetmişti.

İsmet İnönü’nün CHP’siyle başlayıp, Süleyman Demirel’in AP’siyle devam eden 60’lı yıllarde önemli gelişmelerinden biri de Türk Futbolu’nda gerçekleşmişti. O yıllarda Futbol Federasyonu Başkanı olan Gençlerbirliği’nin efsanevi kaptanı Orhan Şeref Apak’ın yürüttüğü çalışmalar neticesinde ikinci lig kurulmuş, küçük şehir takımlarının birleşmesiyle oluşan şehir takımları bu ligde mücadeleye başlamıştı. Kayserispor ve Sivasspor tüm diğer şehirler gibi bu modaya uydular elbette.

Futbol yüzünden ülkelerin savaşa girdiği düşünülürse, aynı sebeple iki komşu kentin arasına kara kedi girmesine nasıl şaşılabilir ki? Nitekim önce 1965 yılındaki Sivas Sümerspor- Kayserispor Şekerspor, sonrada 1966’daki Kayseri Havagücü- Sivas Sümerspor maçında olaylar yaşanmış, hatta ikincisinde 20 kadar kişi çeşitli yaralar almıştı. Onun için, 17 Eylül 1967’de bu kez bir ikinci lig müsabakasında iki büyük şehir takımı olarak karşılaşacak Kayserispor ve Sivasspor’un taraftarları bir futbol maçından çok, bir kavgaya gider gibi motive olmuşlardı. Kayseri valiliği ve emniyeti çeşitli tedbirler alarak bir hazırlık içine girmişlerdi ama bu gerginliğin boyutu ve olası sonuçları konusunda fazla iyimser hesapları kısa sürede anlaşıldı.

Aysel hanım balkonda çamaşır asarken önündeki sokaktan geçen kalabalığı gördü. İstasyon tarafından geliyorlardı. Futbol maçına giden taraftarlara benziyorlardı. Ama ellerindeki paketlerin ve çantaların neye hizmet ettiğini anlamamıştı. Sonra konuşulanlar aklına geldi. Sivassporlular’ın maça taşlar ya da başka kesici, kırıcı şeyler getirebileceği söyleniyordu.      

Olaylar maç saatinden çok önce başladı. Tren, otobüs ve minibüslerle Kayseri’ye 5 bin Sivasspor taraftarı gelmişti. Birçoğu tezahüratlar eşliğinde şehrin sokaklarında yürümekte mahsur görmüyorlardı. Taşkınlığı ileri götürenler de oluyordu üstelik. Bu gerekçeyle 6 Sivasspor taraftarı göz altına alınmıştı. Şehirde bulunan genelevde çıkan kavgaya müdahale eden polis olayda yaralanan dört kişinin Sivas taraftarı olduğu orta çıkarmıştı. Maça girerken her iki takımın taraftarlarının da üst aramasını yapan polis bir şey bulamayınca maçın sorunsuz geçeceğine ikna olmuştu.


Ergun bey maç için çıkmak üzereydi ki kapıda duran Aysel hanımı gördü. “Gitme,” diyordu karısı, “İçime kötü şeyler doğuyor.” Ergun bey önce karısının kapris yaptığını düşünüp şaşırdı. Üç yıllık evlilikleri boyunca karısının böyle bir alışkanlığına rastlamamıştı. Sonra hocanımın gözlerinde bir şey fark etti Ergun bey. Yalancıktan bir şey değil, gerçek, masum. Endişeydi gördüğü. Aysel hanım yeni doğmuş çocuğunun babası için, babasız kalmasını istemediği oğlu için endişeliydi.

Maç saat 16.00’da başlar. 20. dakikaya gelindiğinde Kayserispor Oktay ile 1-0 öne geçer. İşte buradan sonrası eldeki bilgiler o kadar değişken ki akla Akira Kurosawa’nın Rashomon filmindeki, cinayeti kendi gördükleri şekliyle farklı farklı anlatan karakterler geliyor.

Bir iddiaya göre olayları Kayseri amigosunun kışkırtmaları başlatıyor. Hakemin oyundan attığı Kayserisporlu oyuncuyu geri alması da buna tuz biber ekiyor. İki karşıt tribün birbirini taşlamaya başlıyor.

Diğer bir iddia da Sivassporlu taraftarların elmaların altına sakladıkları taşları gole sevinen top toplayıcı çocuklara atmaya başladıkları yönünde. Bu çocuklardan ikisinin öldüğü söylentisi Kayserispor tribününde yayılınca Kayserisporlular ellerine geçirdikleri taş ve sopalarla Sivas tribününe hücum ediyorlar. Statta 15 bin kadar Kayserispor taraftarı var.


Olayların ardından iki taraftan da karşılıklı suçlamalar yükseldi. Kayseri Emniyet Müdürü Şerafettin Gökçeören’e göre tüm suç Sivassporlu taraftarlardaydı: “Sivaslı taraftarlar 1-0’lık yenilgiyi hazmedemediği için ve maçı tehir etmek maksadıyla bu hadiseyi çıkardı.”

Sivasspor II. Başkanı Güngör Tabak farklı düşünmektedir; “Maçtan önce Sivas Senatörü ve Kayseri valisini önlem almaları için uyardık. Maça girişte Sivaslıların üzerleri aranmıştır. Sivaslıların maça taşla girdikleri iddiaları yersizdir. Kayserililer saha içinden ve dışından bizim seyircilerimize taş attılar. Saha dışına çıkmak isteyen Sivaslılar ise ezilmek ve havasızlık suretiyle öldüler.”

Sebepler her ne; kabahatliler ise her kim olursa olsun olayın acı sonuçları değişmiyor. Sivasspor tribününde oluşan panik dalgası yüzünden binlerce taraftar demir kapılara yükleniyorlar. 38 taraftar havasızlık kalma ya da sıkışma yüzünden olay yerinde, 2 kişi de olay sonrasında can veriyor. Aynı sebepler ve atılan taşlar yüzünden yaralananların sayısı ise 300’den fazla.

O maçta forma giyen Sivassporlu Yusuf Ziya Söyler bugün Yeniköy’de bir PTT emeklisi olarak sürdürüyor yaşamını. O acı gün şöyle yer etmiş hafızasında:

“15:30’da tribünlerde olaylar başlayınca soyunma odalarına kaçtık. Gece 21:00’e kadar burada kaldık. Sadece çığlıkları duyuyorduk. Başımıza bir bekçi dikip gittiler. Tek bir bekçi ile korunduğumuzu bilseler bizi herhalde öldürürlerdi. Stadyumdan çıktığımızda hava kararmıştı. Türkiye karayolları işletmeleri arabalarıyla şeker fabrikasına götürüldük. Sonra da Sivas’a ulaştırıldık. Halk sokaklarda bizi bekliyordu. Kimi oğlunu soruyordu kimi kardeşini. Bir yandan bizi suçlar gibiydiler. İki-üç gün sokağa çıkamadık. Sonra bütün futbolcular kentten ayrıldık. Bir hafta sonra geri döndük. İlk idmanımızda ağaçlara kadar seyirci doluydu. Korkunç bir tezahürat vardı. 1970’te de İstanbul’a döndüm. Olayların nedeni cahillik bence. Yazık bir sürü insan öldü.”


Olayların miladı kabul edilen golü atan Oktay Aktan ise şöyle diyordu maçtan sonra.

“Keşke ayağım kırılsaydı da gol atmasaydım. Dün gece uyuyamadım. Gözlerimin önüne tribünlerdeki insanların hali gelince ağlamadan edemedim. Keşke yenilseydik de bu olaylar çıkmasaydı.”

Maçın tehir edilmesi ne yazık ki olayların durulması anlamına gelmiyordu. Stattan çıkan Sivassporlular önce çevredeki Kayseri plakalı araçlara ve mekanlara hasar verdikten sonra şehri terk ederler. Şehrin 50 km dışında durdurdukları bir başka Kayseri plakalı aracı ateşe vermeleri bile Sivaslıların öfkesini dindirmez. Ertesi gün Sivas’taki Kayserililere ait 10’dan fazla dükkan talan edilir, yine bir Kayserilinin işlettiği Büyük Belediye Oteli’nin yatak ve karyolaları sokağa çıkarılıp yakılır. Güvenlik güçleri olayların önünü almakta aciz kalır. Esnaflar Kayserili olmadıklarını gösterip talandan kurtulmak için çareyi dükkanlarının camekanlarına nüfus cüzdanlarını asmakta buldular. İnsanları yatıştırmaya çalışan bazı saygın Sivaslıların sesi ise kara bir ses tarafından bastırıyordu: Kayserilileri gavur ilan eden sözde dini bütün bazı imam ve hocaların sesi…

Ve sonuç…

Kayseri’de ise olaylara sebebiyet verdikleri gerekçesiyle 8’i Sivaslı, 18’i Kayserili olmak üzere 26 kişi tutuklandı. İki kulübe 5’er ay ceza verildi ve maçlarını bu süre boyunca rakip sahalarda oynadılar. İki takım arasında yarım kalan maç 1968’de Ankara’da oynandı. Maçı tek golle Kayserispor kazandı. Bu maç dışında komşu kentler olmalarına rağmen aynı gruba alınmayarak iki takım 23 yıl boyunca karşı karşıya getirilmedi.

Ergun bey bu maça gitmek istiyordu ama karısını mutsuz etme pahasına değil. O pazarı evde hep birlikte geçirdiler. Birkaç sene sonra Kayseri’den ayrılıp İzmit’e geri döndüler. Çok cana mal olan o meşum maçın üstünden beş sene geçmişti ki  Görgün ailesini bir oğulları daha oldu. Adını Ege koydular.

Ege Görgün, Goal.com

Kayserispor-Sivasspor maçının anısına yapılan şarkılar

Kanlı Gol
Kırılsaydı ayağım, atmazdım golü
Mahşere döndü stadın yolu
Ölenler 40 kişi yaralı dolu
Olur mu Allah’ım, böyle olur mu?
Bir golün yüzünden adam ölür mü?
Maça gidem dedim yuvam bozuldu
Sıkıntıdan ciğerlerim ezildi
Duyan ahbaplarım yola dizildi
Olur mu Allah’ım, böyle olur mu?
Bir golün yüzünden adam ölür mü?
Sivas’ın yolları dökülür gider
Cenazeler yola dizilir gider
Nicelerin evi yıkılır gider
Söz-Müzik: Y. Tunç, Okuyan: Rıza Aslandoğan Tunç Plak

Kaynak: recordturk.com

Öldüren Göl
(Hıçkırık sesleri,ağlamalar)
-Anne, anneciğim babam nerede
-Ağlama yavrum, ağlama baban maça gitti
Erciyes dağını da duman bürüdü
Beş bin Sivaslı da Kayseri’de yürüdü
Nice yiğitleri de yerde süründü
Futbol diye geldik buraya, kan mı girecekti bizim araya
Kayseri ile şu Sivas’ın arası
Stadyumda oldu bunun davası
Açma doktor açma kardaş yarası
Böyle mi olurdu topun oyunu
Top değil de anam bıçak oyunu
(Hıçkırık sesi ağlamalar, -gardaşım benim, gardaşım nerede benim)
Cenazeleri Sivas eline attın
Uzanıp toprağa sırtüstü yattın
Anneler bacılar, kardeş ağlasın
Böyle mi olurdu topun oyunu
Top değil de anam bıçak oyunu
(Hıçkırık sesi ağlamalar,- Anne, anneciğim ben öksüz mü kaldım)
Kayseri ile Sivas yolu kesildi
Arabalar yandı, canlar ezildi
Bu olayda bütün millet üzüldü
Böyle mi olurdu topun oyunu
Top da değil de anam bıçak oyunu
(Hıçkırık sesi ağlamalar,- Ağlama yavrum ağlama ,anne anneciğim ben kimlere baba diyeceğim)

Söz-Müzik: Mustafa Atakan
Okuyan: Malatyalı Selim
Atakan Plak

Kaynak: recordturk.com

http://www.goal.com/tr/news/2556/editoryal/2010/03/17/1836677/goalcom-%C3%B6zel-topun-can-yakt%C4%B1%C4%9F%C4%B1-g%C3%BCn-17-eyl%C3%BCl-1967

Eger Görgün


SORULAR İLE CEVAPLARI 17 Eylül 1967

17 Eylül 1967’de oynanan Kayserispor-Sivasspor maçı, 43 kişinin hayatını kaybettiği, yüzlercesininse yaralandığı olaylara sebep olmuştu. Üzerinden 48 yıl geçen olaylar neden çıktı, nasıl yayıldı? İhmaller mi vardı?

kayserispor1966-67

1. Olayların arka planı: Gerginlikler nasıl doğdu?

Sivasspor ve Kayserispor, o yıllarda yeni kurulmuş iki ekipti. 2. lige çıkma başarısı gösteren takımlar arasında rekabet ise spordan ibaret değildi, sebepleri vardı.Sivas’ta 1940’lardan 60’lara kadar ticaret büyük ölçüde Kayserililerin elindeydi, bu da şehir halkı tarafından pek hoş görülmemekteydi. Yaşanan acı olaylarda bunun da etkili olduğu ifade edilmektedir.İki şehrin diğer kulüpleri arasındaki müsabakalarda da, yaralanmaların olduğu olaylar çıkmıştı.

2. Maç günü: Sivaslılar Kayseri’ye 40 otobüs, 20 minibüs ve trenle geldi?

sivas-1967

Takımları henüz yeni yükselmişti, yakın bir deplasman da sayılmazdı esasında ama Sivaslılar, Kayseri‘ye o yıl kalabalık gitmişti.

Maç öncesinde şehirde bazı olaylar yaşandı. Bu kavgalarda birkaç kişinin yaralandığıpolis kayıtlarında yer alır.

3. 20. dakika: Tribünleri karıştıran gol

sivas1-1967

Maçın 20. dakikasında Kayserispor, Küçük Oktay’ın golü ile 1-0 öne geçince Kayseritribünleri golü kutlamaya başladı.

Ama bu sevinç Sivasspor tarafından tepkiyle karşılandı. Tanıkların anlatımına göre golün ardından Sivasspor tarafından taşlar atılmaya başlandı, o anki izdihamda iki kişinin hayatını kaybettiği ifade ediliyor.

4. Olaylar büyüyor: Galeyana gelen Kayserispor taraftarı Sivasspor taraftarına karşılık veriyor

sivas2-1967

Sivasspor tarafından gelen taşların ardından gerginleşen ortalık, ifadelere göre bir polisin tribünleri galeyana getirmesiyle birlikte iyice çatışma havasına dönüyor.

Binlerce Kayserisporlu taş, sopa ve bıçaklarla konuk takım tribününe yöneldi

Kayserispor tribünündeki bazı taraftarların taşlar, sopalar ve bıçaklarla Sivassporluların olduğu konuk takım tribününe yöneldi.

5. Demir kapılara yönelen Sivassporlulardan izdiham ve havasızlık sonucu 41 kişi hayatını kaybetti

sivas-1967-3

Ev sahibi takım taraftarının kendilerinin olduğu tribüne hareketlenmesi neticesinde demir kapılara yönelen Sivassporlular, stadın bozuk düzeni, bu tarz bir izdihamın yarattığı panik ortamı ve havasızlık neticesinde çok zor anlar yaşadı.

Bu esnada 41 taraftar can verdi. 300’e yakın kişiyse taş, sopa ve bıçak darbeleri ile yaralandı.

6. Olayın ardından: Stat dışına çıkan Sivasspor taraftarı, stadın yakınında bulunan 60 kadar araca saldırdı

sivas-1967-4

Stad çevresinde park etmiş vaziyette bulunan Kayserisporlu araçlar, Sivassporlu taraftarlar tarafından yakılmıştır ve bazı yerlere saldırılmıştır.

Bu olayın duyulmasının ardından Kayseri‘deki Sivaslılara ve Sivas plakalı araçlara saldırılar ile karşılık verilmiştir. Ancak olayların Sivas’ta da duyulması üzerine, olay son derece tehlikeli yerlere doğru gitme sinyalleri verdi…

7. Sivas’ta Kayserililere tepki

sivas-1967-5

Olayın duyulmasının ardından Sivas’ta Kayserililerin dükkanlarına saldırılmıştır. O dönemde Kayserililer, ticaret anlamında Sivas’ta etkin bir konumdaydılar.

8. O maçta forma giyen futbolcu: Olayların nedeni cahillik, yazık. Bir sürü insan öldü.

sivas-1967-6

15:30’da tribünlerde olaylar başlayınca soyunma odalarına kaçtık. Gece 21:00’e kadar burada kaldık. Sadece çığlıkları duyuyorduk. Başımıza bir bekçi dikip gittiler. Tek bir bekçi ile korunduğumuzu bilseler bizi herhalde öldürürlerdi. Stadyumdan çıktığımızda hava kararmıştı. Türkiye karayolları işletmeleri arabalarıyla şekerfabrikasına götürüldük. Sonra da Sivas’a ulaştırıldık. Halk sokaklarda bizi bekliyordu. Kimi oğlunu soruyordu kimi kardeşini. Bir yandan bizi suçlar gibiydiler. İki-üç gün sokağa çıkamadık. Sonra bütün futbolcular kentten ayrıldık. Bir hafta sonra geri döndük. İlk idmanımızda ağaçlara kadar seyirci doluydu. Korkunç bir tezahürat vardı. 1970’te de İstanbul’a döndüm. Olayların nedeni cahillik bence. Yazık bir sürü insan öldü.

Eski futbolcu Yusuf Ziya Söyler

 

9. Facia geliyorum diyordu: İhmaller

dönemin ve sivasspor’un ve aynı zamanda ap’li il başkanı hüseyin yıldırım ise o günleri şöyle anlatıyor:

Maçtan önce Kayseri valisine telefon açtım. Tedbir alalım dedim. Yetersizdi tedbirler. Birçok insan panikten öldü. Gece yarısı haber duyulduğunda Sivas ayağa kalkmış. Kayserililer Sivas ekonomisine hakimdiler. Çarşıda dükkanlar, oteller, küçük çaplı fabrikalar hep onların elindeydi. Bunu çekemeyenler vardı. Maçta olanları fırsat bildiler. Ben aslında o zaman 2. lig’e karşı çıkmıştım. Halk henüz bu tür yarışmaları kaldıracak düzeyde değildi. Ama dinletemedik.”

10. 26 taraftar gözaltına alındı, vali istifa etti, il emniyet müdürleri değişti

sivas-1967-7

Süleyman Demirel, yaşanan olayların ardından Rusya ziyaretini iptal etti ve radyodan şu mesajı yayınladı;

Şuursuz tahriklerle devam ettirilmek istenen bu hadisenin, futbol tarihimizde tek kalmasını temenni ederim.

8’i Sivas, 18’i Kayseri taraftarı 26 kişi gözaltına alındı, krizi iyi yönetemedikleri gerekçesi ile emniyet müdürleri görevinden alındı, vali istifa etti.

 

 

 

 

 

 

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here